Gökmen Argun’la ‘Kendine Yeten Kentine Yeter’ Fuarı Üzerine…
‘Problemler Ancak Sivil Alanda Çözülür’

gokmen-argun-1280x720.jpg
Dünya ülkelerinin ilk kez çevre meselesine ortak çözüm üretmek için toplandıkları Rio Konferansı’ndan sonra Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan Küresel Çevre Fonu'nun, kısa adı GEF, küçük destek programının ulusal koordinatörü olan Gökmen Argun ile 5-6 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirecekleri “Kendine Yeten Kentine Yeter” programı hakkında konuştuk. Argun dünyada 20 binin üzerinde, ülkemizde de 310 projeyi desteklemiş olan SGP deneyiminden bahsederken, "Gerek sivil toplumda bizzat çalıştığım dönem gerekse bu programda her problemin ancak sivil alanın çeşitli katmanlarında çözüleceğine inandım" diyor.

5-6 Ekim’de Ankara Cermodern’de gerçekleşecek “Kendine Yeten Kentine Yeter” programının içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz? Geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediğiniz fuara bu yıl başka neler eklendi?

2017’de neredeyse bir buçuk iki ayda hazırlanmış biraz el yordamıyla ilk fuarımızı yapmıştık. O zaman konu bazlı sonuçlarımızı paylaşmak ve programdan çıkan deneyimleri anlatmak için seminer düzenlemiştik. Bu sene diğerinden epey farklı. Geçen deneyimimizde Ankara’nın istediğimiz kadar dikkatini çekememiştik. Diğerinden farklı olarak Kalkınma Atölyesi Kooperatifi hazırlıkları ve tüm süreci yönetiyor. Her niyeti gözden geçirmek ve nasıl yapabileceğimize dair yeni fikirler geliştirecek bir fırsat yakaladık. Selin Ayaeş arkadaşımız genç zihniyle bize yepyeni yollar gösterdi ve ufkumuzu açtı. Bu etkinlik keskin bir şekilde gençleri hedefledi, önceliği, özellikle de kısa konuşmalar şeklinde 6 Ekim’de hazırlanmış 15 dakikalık deneyim paylaşımlarında salondaki 10 koltuktan 9’unda lise son ve üniversite öğrencileri oturacak.

Programı kimlerle birlikte düzenliyorsunuz? Nasıl iş birlikleri kurdunuz?

Kalkınma Atölyesi’nden bahsettim ama bu değerli iş birliği bize özellikle sivil alanın sesini yayan çeşitli yapılarla temasımıza sağladı. Sosyal medyada Ankara, sivil toplum ve çevre alanında yayın yapan, süreçleri izleyen ve yorumlayan yapıların temsilcileriyle bir araya gelip niyetimizi anlattık, görüşlerini ve katkılarını aldık. Bu yolun ne kadar anlamlı ve niyetimiz arkasındaki iş birliği ruhuna ne kadar uygun olduğu daha toplantının ilk dakikalarında belli olmuştu. Bu tür iş birlikleri olduğunda bir yandan da niyetinizi ve o niyeti yerine getirmek için planladığınız adımları çeşitli gözlerin dikkatinden geçirmiş oluyorsunuz. Bence bu yılki fuar çalışmamızda belki en önemli farklardan biri bu oldu.

Programın bu yılki teması ne olacak? 

“Kendine Yeten Kentine Yeter” ifadesini Selin söyler söylemez, işte bu dedik. SGP olarak çalışmalarımız son uygulama dönemimize kadar tüm ülkeyi hedefliyordu. Yine tüm Türkiye’den proje başvuruları almakla birlikte son uygulama dönemimizde belli özellikleri sebebiyle geleneksel üretim biçimlerinin sürdürüldüğü bir veya iki alanda çalışmaları yoğunlaştırma fikri tercih edildi. Programın karar organı olan SGP Ulusal Yönlendirme Komitesi, gelecek uygulama döneminde Ankara çevresinde geleneksel üretim alanlarını hedefleme kararı aldı. Ankara özel bir alan. Böyle büyük bir kentin etrafında kırsal yaşam büyük zorluklarla da olsa sürüyor. Güzel bir potansiyel var, STK’lar, kooperatifler var. Özellikle SGP’nin halihazırda desteklediği çok değerli öncü adımlar var. Ayrıca kadın kooperatifleri var, Afşar Balam örneğin, çok çalışkan insanlar var bizden de destek alan. Kendine yeten kent teması kentin varlığının kırsalındaki tarımsal üretimin de yaşamasını garantisi olmasını vurguluyor. Daha da önemlisi küresel düzlemde ortak olarak hedeflediğimiz biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliği ile mücadele ve arazi bozunumu sorunlarına göre daha yenilikçi çözümleri gözden geçirmek istedik. Belki bu şekilde başka şehirlere de örnek oluruz diye umut ediyoruz.

Bu tema altında bir de “Kendi Kentine Konuşanlar” var. 6 Ekim günü SGP’nin temel aldığı görüş ve anlayışları yöntemleri aktarmaya yönelik 14 konuşmacının 15’er dakikalık çarpıcı konuşmalarını dinleyeceğiz. İfadede biraz espri var, kendi kendine konuşmayı da çağrıştırıyor. Çevre alanında çalışırken bazen derdinizi anlatamadığınız kendi kendinize konuşuyormuşsunuz gibi hissettiğiniz olur. Ama kentine konuşma deyince bir ortak payda var diye düşündük. Bir nevi kader ortaklarına deneyimlerimizi anlatma sebebiyle beğendik bu temayı. Tabi konuşmacıları sadece Ankara’dan seçmedik, konuşmacılarımızı deneyimleri üzerinden belirledik.

Kendi Kentine Konuşanlar için ayrıntılı programı da belirtmek isterim. Pek çok insanın kaçırmayı istemeyeceği konuklarımız var.

Bu konuşmalarla neyi amaçlıyorsunuz? Katılımcıların gençlerden oluşmasının belli bir hedefi var mı?

Konuşmacılar kişisel deneyimlerini ve bu deneyimlerden çıkardıkları sonuçları, şifreleri, kısa yolları sunacaklar. Olabildiğince pratik bir şekilde çevre sorunlarıyla ilgilenirken içinden geçtiğimiz kavramları anlatmaya çalışacağız. Burada amacımız bir zemin hazırlamak. İstiyoruz ki gençlerimiz kendi dünyalarının zenginliği ve kendi çağlarına özgü kavramları ve araçları kullanarak bizden daha iyi yollar çizebilsin. Yenilikçi çözümler üzerine düşünsün, hatta belki bizi biraz yadırgasın ve daha doğru daha sağlıklı yollar bulsun. Ayrıca, özellikle üniversite öğrencilerinin okudukları disiplinin içine hapsolmadan, dünyadaki sorunlara, fırsatlara çok boyutlu bakabilmelerini sağlamayı da arzuluyoruz. Problemler sadece bir jeoloğun, bir psikoloğun ya da bir mühendisin tek başına çözemeyeceği kadar katmanlı. O zaman yetişen arkadaşlarımızın da sadece kendi disiplinlerinden değil çok boyutlu çok katmanlı bir bakış açısı geliştirmelerine, farklı açıları ihmal etmeyen, soran, anlayan bir anlayışla yola çıkmalarına vesile olmak istiyoruz bir yandan da.

Konuşmacıları belirlerken nelere dikkat ettiniz?

Konuşmacıları seçerken, farklı alanlara odaklanmış olsa da temelde aynı problemlerden rahatsızlık duyarak hareket eden girişim ve proje sahiplerini düşündük. Bu amaç doğrultusunda yapılan pek çok çalışma var aslında. Biz biraz da titiz davranarak, dikkat çekici ve ilham kaynağı olabilecek, bu alanda deneyim sahiplerini araştırdık. Listemiz epey uzundu. Bu da aslında sevinç uyandıran bir durum. Nihayetinde konuşmacılarımızla görüşmemiz sonucu, programı kesinleştirdik. Daha öncede söylediğim gibi bu projede amaçlarımızdan biri bir zemin hazırlamak. İstiyoruz ki gençlerimiz kendi dünyalarının zenginliği ve kendi çağlarına özgü kavramları ve araçları kullanarak bizden daha iyi yollar çizebilsinler. Yenilikçi çözümler üzerine düşünsün, hatta belki bizi biraz yadırgasın ve daha doğru daha sağlıklı yollar bulsunlar. Konuşmacılarımızın, bu gençlere doğrudan ulaşabilecek, onlarla kolay ve sade bir iletişim kurabilecek kişilerden oluşmasına dikkat ettik.

Tüm bu çalışmalarımız sonucunda böyle program oluştu. Konuşmacılarımızın her birinin yaptığı proje ve girişimler, iletişim çağında, dünyaya bambaşka taraftan bakan, zihin açan işler.

Ne gerçekleşirse bu programın hedefine ulaştığını düşünürsünüz?

Fuardaki projelerimiz gibi projeler yapmak, ulusal ve yerel ölçekte ya da daha büyük örneğin küresel ölçekte sorunları merak etmek, biraz kurcalamak, aralarında konuşmak, kendine bundan sonra ne yaparsa ona burada edindiği vizyonları katan ona göre yeni hedefler belirleyen gençlerimiz olursa bence bu program hedefine ulaşır.

Ankaralılar çoluk çocuk bu sergiye gelir, gezer, sorar, ürünlerine değer verir ve projelerin arkasındaki niyetleri dinler ve beğenirse yine bu program hedefine ulaşır.

Ancak daha da önemlisi, burada aynı konularda çalışmak birlikte bir şeyler yapmak adına tanışan kişiler kurumların benim için ayrı bir önemi var hedefe varmak adına, onu da vurgulamakta yarar görüyorum.

Program sonrası hedefleriniz arasında neler var?

GEF Küçük Destek Programı, yani SGP olarak Ulusal Yönlendirme Komitemizin Ankara üzerinde çalışma konusunda aldığı karardan bahsetmiştim. Bu kapsamda sivil toplum kuruluşlarıyla özellikle de kooperatiflerle bu kendine yeten kent kavramı çerçevesinde örnek çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Bunun duyurusuna yıl sonunda gefsgp.com adresinden erişilebilir, tahmin ediyorum. Bu etkinliğin de umarım ki bu yenilikçi proje fikirlerinin geliştiği dediğim iş birliklerine imkân tanıyan bir tarafı olur.

Beklediğiniz yenilikçi proje fikirlerine dair biraz daha bilgi verebilir misiniz?

Ankara için düşündüğümüz çalışmaların ekseni tarımsal biyoçeşitlilik ve Ankara kırsalındaki biyolojik çeşitlilik unsurlarının yani türlerin ve mera vb. habitatların korunması. Bunun yanında kentin su kullanımı, kent bostanları ve benzeri temalarla da ilgili çalışmaları desteklenebilir diye düşünüyorum. Elbette bu komitemizin inisiyatifinde yürütülecek bir süreç olacak. Bu konuda özet bilgiye ulaşmak isteyenler www.gefsgp.com adresinden bilgi alabilirler. Bunun dışında Kendine Yeten Kentine Yeter Fuarına ait tüm içerikleri fuar için oluşturduğumuz Medium kanalından ve sosyal medya hesaplarımızdan (FB, Tw, Ins: @kentineyet) takip edebilirsiniz.

 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend