‘Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam’

Bu%C4%9Fday-1-e1566202256662.jpg
Dersim'de bir grup yurttaş "Anka Dersim" adı altında başlattığı sivil girişimle geleneksel üretimi teşvik eden çalışmalar yürütüyor. Anka Dersim girişimi gönüllülerinden Eyüp Hanoğlu, başlattıkları girişim ve çalışmalarıyla ilgili 'neden' sorusunun yanıtını 'Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için.' olarak veriyor.

Anka Dersim gönüllülerinin yürüttükleri araştırmalar sonucu bulunan ve en az 150 yıllık bir geçmişi olduğu belirtilen “Karakılçık Buğdayı” tohumları bir çiftçinin bahçesinde ekilerek çoğaltılması sağlandı. Anka Dersim gönüllülerinin 15 Ağustos günü düzenlediği etkinlikle ekim sonucu elde edilen tohumlar bölgede çiftçilik yapan yurttaşlara dağıtıldı. 

Neden ‘Anka Dersim’?

Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için. Dersim toplumunun kendi kökleri, dilleri, kültürleri ve değerleri üzerinden yeniden varolmasına katkı koymak istediğimiz için.

Dersim’in doğal gıda açısından ifade ettiği önem nedir?

Dünya doğal gıdaya ulaşmak için ciddi para ve kaynak harcıyorken biz bu kaynağın başında oturuyoruz. Kentlerde insanlar huzursuz ve mutsuz! En önemlisi de kentlerde 10 insandan 5’i hastalanırken, kırsalda 10 insandan sadece 1’i hastalanıyor. Parayla bulamayacağımız çoğu şey bu topraklarda kendiliğinden var. Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük endemik alanı Dersim coğrafyasıdır. Yine en güçlü su toplama havzası Fırat’tır ve temeli Dersim coğrafyasındadır. 

Dersim en çok göç veren illerimizden aynı zamanda? 

Evet. Dersim’in kendi ürünleri ve çeşitleriyle burada büyümeyi ve bu sayede insanlarımızın yerinde, yurdunda yaşamasını sağlayarak göç vermekten kurtulabiliriz. Çünkü bu kültür ancak bu topraklarda bir yaşam seçeneği oluşturarak ayakta tutulabilir! Bunun olanaklarının yaratılmasını elzem görüyor, bunun için uğraş veriyoruz.  

Geleneksel olmaya önem vermenizin nedeni nedir?

Biz, doğal gıda ve temiz çevrenin yanı sıra, Dersim için ayrıca kendi tarihine, kültürüne, değerlerine ve ana dillerine dönüşü de önemsiyoruz. Örneğin eskiden 3-4 yıl çift sürmüş bir öküz, yaşlandığında hemen satılmazdı. Evin emektarı sayılır ve ona saygı duyulurdu. Birkaç yıl bakılır sonra satılırdı ve satılırken de rızalığı istenirdi. Bunca kötüleşen dünya üzerinde, bu tarz değerlerimizin bugün yaratılacak üretim kültürü içinde yaşam bulmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamayı önemsiyoruz.

Fazla ürün almak için bir açgözlülük emaresi olan ve hem insanı hem doğayı ve üzerindeki canlı yaşamı zehirleyen her türlü kimyasal katkıdan uzak; hibrit / yapay tohumlar kullanmadan etik üretim, etik bölüşüm felsefesiyle çıktığımız bu yolda, Anka Dersim olarak geleneksel değerlerimizle hareket ediyoruz. Toprağın rızkı neyse onu olduğu gibi kabul eden, aldığı ürünü hakça bölüşen, her adımında rızalık alıp veren Alevi-Kızılbaş değerleriyle yaşamış atalarımızın geleneğini, bugünün modern dünyasının olanakları içinde varetmeye çabalıyoruz. 

Bu açıdan Anka Dersim, önceliğini kendi iç terbiyesine veren, doğanın yarattıklarına saygı ve onu koruma duygusuyla boy veren, bizimle aynı doğayı paylaşan hiçbir canlıya zarar vermeden var olmak isteyen bir üretim anlayışı ve bunun somut uygulamalarıdır. Yanı sıra kendimizin yemediği hiçbir ürünü, başkasına da yedirmeme ahlakını önemsiyoruz.

Şimdiye kadar neler yaptınız? 

İlk işimiz buğdaya eğilmek oldu, çünkü sağlığımıza en büyük tehdidi yüksek gluten ve bromür oranlarıyla günlük kullandığımız ekmekler oluşturuyor. Geleneksel tohumların giderek tedavülden kaldırılmış olması ve verim artışı gerekçesiyle kimyasallarla zehirlenmiş tarım alanlarının çokluğu bu tehdidi sürekli diri tutuyor. 

Biz de bu akıntıya karşı kürek çekebilmek için, atalık tohumları çoğaltıp köylere yaygınlaştırarak, daha geniş alanlara ekim yapmayı hedefliyoruz. Şu ana kadar dört yerel buğday türünün ekimini gerçekleştirdik.

Bunlardan biri olan Karakılçık, serin ve görece daha yüksek rakımlarda yetişmekte ve yakın geçmişe kadar Dersim’de yaygın olarak ekilmiş ancak yabancı hibrid tohumlar karşısında giderek yok olmaya yüz tutmuş siyah başaklı bir buğday türüdür. Gluten oranı yüzde 1’in altında olup lezzet ve besin değerleri bakımından çok özeldir. Hem potasyum ve fosfor açısından çok zengin hem de A, E, K, C vitaminleri, demir, lif ve protein oranı oldukça yüksek. Dersim coğrafyasında bu buğday iklim, mevsim koşulları ve rakım itibarıyla en iyi Pülümür ve Erzincan tarafında yetişiyor.

Biz de Anka Dersim olarak bir ton karakılçık tohumunu bu bölgede kimyasal zehirlere maruz kalmamış topraklarla buluşturduk. İlk ekimimizi Pülümür Armağan köyünde Ali Budak’la birlikte, toprağın ve buğdayın rızalığını isteyerek gerçekleştirdik. Devamla Pülümür’ün Yarbaşı ve Pancılas köyleri ile Erzincan’a bağlı Karacalar köyünde de Karakılçık buğdayını toprakla hemhal ettik. 

İkinci atalık tohumumuz olan Aşure buğdayı, Dersim’in en az beş asırlık yerel buğdayıdır. Sonbaharda ekilir, merkezi ilçelerde yaygın üretimi susuz tarımla yapılır, koyu renklidir. Geçmişi M.Ö. 1000’li yıllara kadar uzanan ekmeklik bir buğday çeşididir. Tohum kaynağına eriştiğimiz Mazgirt ilçemizin Kavaktepe ve Sörek (Karabulut) köylerinde geniş bir alanda arkadaşlarımızla beraber bu buğdayın ekimini ve hasadını gerçekleştirdik.

Üçüncü atalık tohumumuz ise Dersim’in yazlık buğdaylarından Bare’dir. Zazaca konuşulan yerlerde “Usare” diye adlandırılır. Açık, renkli ve sindirimi rahat bir buğdaydır. Bu buğday türünü tohum çoğaltmak amacıyla Dersim merkez ve Pertek’te ekmeye devam ediyoruz.

Son buğday türümüz ise Anadolu’nun modern buğdaylarından Gerek-79. Beyaz taneli, kırmızı başaklı, kışa ve kurağa dayanıklıdır. Modern çeşitler içinde ayrıca ele alınması gereken en önemli ikinci ekmeklik buğdaydır. Ekmeğinin kalitesi yüzünden üretimini sürdürmekteyiz. Pertek, Dere nahiyesi Çay köyünde sonbahar ekimi buğday tarlalarımızın hasadını da bir etkinlikle gerçekleştirdik.

Elde ettiğimiz buğdayların önemli bir kısmını tohum olarak değerlendirip kalanı da su değirmeninde öğütüyoruz. Bu amaçla Anka Dersim ekibi olarak köylülerle birlikte Dere nahiyesinde asırlık bir su değirmenine tekrar hayat kazandırdık. Amacımız bu değirmenlerin ve atalık tohumlarla ekolojik üretim kültürünün Dersim’de daha da yaygınlaşması.

Yanı sıra Ovacık’ın Karayonca (Pardi) ve Isıtma (Heniye Sıti) köylerinde yerli atalık üç ayrı Çalı fasulyesi tohumunu toprakla buluşturduk. Çalı fasulyesi, zahmeti bol ve yetişme süresi uzun olduğu için artık giderek tercih edilmiyor. Çünkü Ovacık’a son yıllarda getirilen ve hızlı yetişip zahmeti az olan Konya tohumuyla rekabet edemez hale getirildi. Oysa çalı, beyaz küçük taneleri, yüksek besin değerleri doyuruculuğu ile hem bünyeyi güçlendiren hem de kilo sorunu yaratmayan şaheser bir fasulyedir.

Belediyelerle ilişkileriniz var mı?

Pülümür, Ovacık ve Pertek’te belediyelerle birlikte çalışıyoruz. İlçelerde farklı alanlarda yeni projelerin hayata geçirilmesine destekler sunuyoruz. Kültür ve sanat cephesini olanaklarımız ölçüsünde desteklemeye gayret ediyoruz. Dersim’in şifa geleneğinin ayağa kaldırılması, bu alanın geliştirilmesi, arıcılık faaliyetlerinin canlandırılması noktasında da henüz emekleme aşamasındayız. Öte yandan özellikle kadınlarımızın üretim sürecine katılması amacıyla atölye çalışmalarını teşvik ediyoruz. Pülümür Halk Eğitim Merkeziyle başladığımız bir çalışmada Dersim’de üretilen ürünlerin ekolojik torba dikimlerini kadın arkadaşlarımız yapmaktadır.

Çalışmalarınızda karşılaştığınız zorluklar var mı?

Öncelikle insanlarımızda bir inanma sorunu var. Dersim, uzun yıllar boyu çok kimsesiz kaldığı ve insanlarımız genelde olumsuzluklar yaşadığı için, yeni şeylere karşı iyimserlik beklentisi az ya da hiç yok! Yanı sıra etrafımız yarım kalmış ya da gerçekleştirilmemiş projeler çöplüğüne dönüşmüş durumda. İnsanlarımızın inanç ve güveni çok fazla suiistimal edilmiş durumda. Bu nedenle önce somut olarak göstermeniz gerekiyor. Bu da bir dezavantaj olmakla birlikte, Anka Dersim’in yaklaşımında bir avantaja dönüşüyor. Çünkü var olma nedenimiz tam da fikirlerimizi realize etmek! 

İkinci sıkıntımız, bol su kaynakları içinde olmamıza rağmen sulu arazilerin azlığı. Bu durum üreticileri çok zorluyor ve tarım alanlarının çoğunun atıl kalmasına neden oluyor. Yanı sıra tarımsal üretim koşullarının çok geri olması, makine ve teknik ekipman yetersizliği de bir diğer olumsuz faktör.

Kısa- orta- uzun vadede hedefleriniz neler?

Henüz yolun başında olmamıza rağmen, ciddi bir bilgi ve deneyim biriktirdik. Sahada geniş bir alanda, farklı iklim ve toprak özelliklerinde, farklı tohum çeşitleriyle çalışmak çok geliştirici oldu. Bu günlerde bu deneyimlerimizden öğrendiklerimizle, gelecek dönemin üretim planlamasını yapmaktayız. Bu sene tohumlarımızı biraz daha çoğaltma fırsatını bulduk. Tohumlar çoğaldıkça, hangi bölgeye hangi türler uygunsa, ilgili tohumu köylülere dağıtmak suretiyle Dersim’de hibrit tohumların yerini giderek atalık tohumların almasını sağlamaya gayret ediyoruz.

Faaliyete başlarken Dersim’in şifa değeri yüksek bitkilerini açığa çıkarmak ve bunlar üzerinde akademik alanı da dahil ederek çalışmak amacımız vardı. Devamla talep çokluğundan nesli tükenmek üzere olan sarımsak, ışkın ve benzeri türleri kültüre almak istiyoruz. Bu amaçla kimi bitkiler üzerinde başlayan denemelerimizi yaygın ekime dönüştürmek niyetindeyiz.

Sarımsağın atası sayılan Ovacık dağ sarımsağını farklı alanlarda kültüre almaya başlamıştık. Bu çalışmalar sonucunda, en efektif şeklini bularak Ovacık’ta sarımsak ekimi yapmayı planlıyoruz. Ayrıca katma değeri yüksek olup coğrafyamızda yetişmeyen bitkileri de arkadaşlarımızla birlikte Dersim toprağında test ediyoruz. Bu amaçla Ovacık’ta lavanta, yine Ovacık ve Pertek’te safran bitkisi denemeleri başlamıştı. Koşullar el verirse bu tarz denemeleri geliştirmek ve teşvik etmek istiyoruz.

İlgilendiğimiz bir diğer alan ise arıcılık. Bal, propolis, polen ve arı sütünün geliştirilmesi ve bu alanda sağlıklı, katkısız üretimlerin yapılmasını teşvik ediyoruz ve destekliyoruz. Aynı zamanda Anka Dersim ürün kalemlerinin içinde de bal ürünleri yer almaktadır. 

Dersim’in nesli giderek tükenen salatalık, domates, mısır, biber, patlıcan, kavun ve kabak gibi bostan bitkilerinin de yerli tohumları ile bahçeler kurmak da gelecek dönem hedeflerimiz içindedir.

Yine Dersim’in geleneksel el sanatlarının (astır, cacım, heybe, el işi örmeleri gibi), özellikle kadın emeğiyle üretime geçebilmesi orta vadede yapmak istediklerimizden biridir. Hem bu geleneksel ürünlerimizin kaybolmaması hem de kadınlarımızın üretim sürecine katılıp kendi geçimlerini sağlamaları açısından çok önemli görüyoruz bunu..

Son olarak, Anka Dersim felsefesini, yaklaşımını, gelenekle ve üretimle bağını ortaya koyabileceğimiz bir mekan arayışı içindeyiz. Bunu da realize etmeye çabalıyoruz.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend