“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”

internet-censorship-.jpg
135 internet sitesine yasak getirilmesini değerlendiren Prof. Dr. Yaman Akdeniz, basın ve televizyonun ardından internetin de kontrol altına alınmak istendiğini belirterek, "İnternet İçin sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda,” diyor.

Geçtiğimiz hafta alınan bir kararla 135 haber sitesi ve sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, yine aynı dönemde RTÜK’ün internet üzerinden yapılan yayınları da denetleyeceğini açıklaması sansürü bir kez daha gündeme taşıdı. Yasaklanan siteler arasında Bianet’in de yer alması, sonra ‘sehven yapıldı’ açıklamasıyla çıkarılması ise akılları hukukun işleyişine dair iyice bulandırdı. İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in akademik çalışmaları ve açıklamaları ise sansürün boyutunun çok daha vahim olduğunu gösteriyor. 2018 Engelli Web raporunda erişime kapatılan site sayısı 245 bin. Akdeniz’e göre gelecek de parlak görünmüyor, aksine durum giderek kötüleşiyor. 

İnternette ifade özgürlüğü üzerine birçok önemli araştırmaya imza atmış bir hukukçu ve akademisyen olarak bu son yasak kararı hakkında neler söylersiniz?

Bahsi geçen karar sadece Bianet’in de bu kararda yer alan ve erişimine engellenmesine karar verilen 136 adresin içinde yer alması ile gündeme geldi. Aksi takdirde sulh ceza hakimlikleri her sene ortalama 12.000 tane erişimin engellenmesi kararı veriyor. Bu karar ise o 12 bin karardan sadece bir tanesi. Biz bu kararlarla ilgili detaylı analiz ve değerlendirmeyi İfade Özgürlüğü Derneği için hazırladığımız EngelliWeb 2018 raporunda da belirttik. 2019 sonunda yaklaşık 300 bin web sitesi topyekün engellenmiş olacak Türkiye’den. Kararları incelediğimizde de Bianet kararında olduğu gibi özensiz, kes yapıştır, imla hatalarına kadar birbirinin aynı karbon kopya kararlar görüyoruz. Hakimler özellikle milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gibi 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında önlerine gelen erişim engelleme listelerini hiç değerlendirmeden ve hatta hiç bakmadan onaylıyorlar. Bu talep listelerine Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıklar TBMM web sitesini koysalar bile hakimler farkında olmadan talebi onaylar. Geldiğimiz seviye bu. Dolayısıyla, hukuk sadece “erişimin engellenmesi” yönünde işliyor ve engellenen içeriklerle ilgili yapılan tüm itirazlar reddediliyor. Anayasa Mahkemesi ise ortalama 5 yılda bireysel başvurularla ilgili karar veriyor. Dolayısıyla internet söz konusu olduğu zaman sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda. TBMM’de bu konuda derhal bir araştırma komisyonu kurulması gerekir ve bu yönde bir talep Meclis’te bekliyor.

Bianet, yasaklanan siteler arasındayken “sehven yapıldı” açıklamasıyla listeden çıkarıldı. Bir haber sitesinin “sehven” kapatılması nasıl olabilir? 

Böyle bir şeyin sehven veya yanlışlıkla talep edilmesi mümkün değil. Talep Jandarma’dan geliyor ve bu kurum içinde bu listeleri kim oluşturuyorsa, öncelikle ne yaptıklarının farkında değiller ve Bianet onların gözünde sadece bir “terör sitesi”. Bunun başka hiç bir açıklaması yok. Sehven değil, maksatlı olarak o listeye eklenmiş Bianet web sitesi. Hakim de bunun farkında bile olmadan talebi onaylıyor. Karar uygulanmak için BTK’a gittikten sonra, uygulama aşamasında BTK içinde Bianet’in de listede olduğu anlaşılınca karar uygulanmıyor. Jandarma’ya haber ediliyor ve düzeltme talebi hakimliğe iletiliyor. Bu süreçte Hakimlik re’sen kararını düzeltebilecekken tekrardan Jandarma’nın talebi bekleniyor. Tüm bu süreç ve işleyiş demokratik toplumlarda ve hukuk devletlerinde kabul edilebilir değil.

Vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.

Son zamanlarda konuşulan konulardan biri de Yeni RTÜK Sansür Yönetmeliği. Böylelikle ücretli abonelikle işleyen ve internet üzerinden yayın yapan Netflix, BluTV gibi yerlere dahi sansür uygulanabilecek, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine de sansür getirilebilecek. Özellikle internetten yayın yapan yurt dışı kaynaklı sitelere sansür uygulamak ne kadar mümkün? Yani bir Netflix dizisinde eşcinsel karakter varsa RTÜK diziyi mi yasaklayacak, nasıl işleyecek?  

Bugüne kadar yaklaşık 300 bin web sitesine erişim engelleyen yapının, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine erişim engellemesi fazlasıyla mümkün. Fakat, bu sefer, bu engellemeler bu haber sitelerinin “lisansı yok” bahanesi ile yapılacak. Dolayısıyla, farklı bir yapı altında ve RTÜK kullanılarak radyo ve televizyon yayınları hedef alınacak. SETA raporunda bahsi geçen yurt dışı kaynaklı basın kuruluşları da ilk hedef olacak.

İsteğe bağlı Netflix, BluTV gibi içerik platformlarına RTÜK’ün nasıl bir yaptırım yapacağı veya ne talep edeceği henüz net değil. Designated Survivor veya Casa de Papel dizisini Netflix’e platformundan çıkart da diyebilir veya çıkartmazsan lisans vermem veya lisansını iptal eder ve platforma erişimin engellenmesini talep ederim diyebilir veya Behzat Ç’yi çiçeklerle, böceklerle ve biplemelerle tamamen anlaşılmaz ve izlenilmez hale getirebilirler. Sonuçta Türkiye’nin “hassasiyetleri” belli ve bu yeni yapılanma da bu hassasiyetler çerçevesinde kullanılacaktır.

Haber siteleri, dizi ve film platformları dışında insanların bireysel sosyal medya sayfalarına da kapatma kararı çıkıyor. Akademisyenlerin herhangi bir konuda fikirlerini özgürce ifade etmeleri en hafifinden işsizlikle sonuçlanıyor. Bu noktadan sonra gazeteci, senarist, akademisyen ya da toplumun herhangi bir bireyi için özgür ifade alanlarından bahsetmek ne denli mümkün olacak? Bu konuda nasıl bir araya gelinebilir, karşı duruş sergilenebilir? Konu üzerine çalışan hukukçulara ve STK’lara ne gibi görevler düşüyor?

Özgür alan pek kalmadı, basın ve TV’ler tamamen kontrol altında. Son hedef de internet. Hükümetin en tedirgin olduğu alan olan internet ve sosyal medya. Dolayısıyla, bu vakalar azalmayacak ve git gide artacak. Bu konu hafife alınacak bir konu değil, fakat ancak geneli ilgilendiren Wikipedia veya Bianet gibi sitelerle internet sansürleri gündeme geliyor. Halbuki vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend