Kazdağları’nda Su ve Vicdan Nöbeti Devam Ediyor

Ekran-Alıntısı-15.jpg
Kaz Dağları’nda on binlerce kişinin katılımıyla başlayan Su ve Vicdan Nöbeti devam ederken, Tema Vakfı’nın Change.org’da başlatmış olduğu “Altında Ölüm Var” kampanyası da 470 bin imzaya yaklaştı.

Kazdağları’nı yıllardır savunmak için mücadele veren oluşum ve yurttaşların çağrısı ile başlayan “Su ve Vicdan Nöbeti”nde büyük buluşma 5 Ağustos’ta gerçekleşti. Ekolojistlerden kent hakkı savunucularına, hayvan hakları savunucularından feminist aktivistlere, insan hakları savunucularından bisiklet aktivistlerine, on binlerce kişi, Kazdağları’nın talanı, işgali ve yıkımına karşı maden şantiyesine akın etti. Şantiye giriş kapısından içeri girmek isteyen yurttaşlar, güvenlik görevlilerince engellenmeye çalışılsa da binlerce kişinin baskısı ile kapılar açılmak zorunda kaldı.

Tarım Orman İş Sendikası, maden sahasının kapılarını halk adına kilitlediklerini ve ekolojik tahribata neden olan, ormanları yok eden sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Maden sahasının kapısını kilitleyenlerden, Tarım Orman İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş, “Burada doğa tahrip edildi; 200.000 ağaç kesildi. Anayasa’dan ve yasalardan doğan hakkımızı kullanıyoruz ve bu sahayı bugün kilitliyoruz” şeklinde konuştu.

Su ve Vicdan Nöbeti’ne, Türkiye’nin birçok ilinden destek geldi. Kuzey Ormanları Savunması, Validebağ Savunması, Türkiye Ormancılar Derneği, Alakır Nehri Kardeşliği, Karadeniz İsyandadır Platformu, Ekoloji Birliği, Halkevleri, Yokoluş İsyanı, Bandırma Kent Konseyi, Bergama Çevre Platformu, Tema Vakfı, Ayvalık Tabiat Platformu, Havran Çevre Platformu, Edremit Kent Konseyi, Selçuk Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Kepez Kent Konseyi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Adalet Nöbeti Avukatları gibi birçok örgüt ve oluşum Su ve Vicdan Nöbeti’ne katıldı.

Ak Parti Çanakkale Milletvekili İskenderoğlu:

 “Ormanlarımızın kontrolsüz bir şekilde tahrip edilmesine kesinlikle razı değiliz”

Sürecin takipçisi olduklarını belirten Ak Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Sivil Sayfalar’a şöyle konuştu: “Konuştuğum toplantıdaki sözlerimin bazı basın organları tarafından cımbızlanarak çarpıtıldığını üzülerek gördüm. Ülkemizin ormanı da suyu da bize emanet. O toplantıda, yaptığım konuşmadan hemen sonra Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerimize sözü bırakarak bu konuda halka bilgi vermelerini de sağlamıştım. Grup Başkan Vekilimiz Bülent Turan’ın da ifade ettiği gibi, Kazdağları çevresindeki maden ruhsat ve izinleri, çok önceden verilmiş. Biz bu konuda kesinlikle bir taraf değiliz. Bülent Başkan’ın önerisine katılıyorum, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Çanakkale ilimizdeki yetkilileri, Çanakkale’mizin tüm siyasî aktörlerini, sivil toplumunu davet ederek kamuoyundaki bilgi kirliliğini gidermelidir. Ormanlarımızın kontrolsüz bir şekilde tahrip edilmesine kesinlikle razı değiliz. Sürecin yakından takipçisiyim”

Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan, muhalefet partilerinden vekiller ise bölgedeki maden projelerinin derhal durdurulması ve ekolojik tahribatın önlenmesi gerektiğini ifade ediyor. 

Kadıköyİz Grubu’ndan Zuhal Orhun, Su ve Vicdan Nöbeti’nden izlenimlerini şöyle aktarıyor: “Çadır kurup nöbet tutan 200 kişi var ama onlar bir yerde iken başka bir alanda ormanı yok etme devam ediyormuş. Yürüyüşler sürdürülmeli. Sembolik meşe fidanları dikildi, o arada toprakların arasına sıkışmış yaralı bir keçi bulundu, veteriner anonsu yapıldı… Düşünün o alanda yapılan katliamı, ekosistem yok oldu. Ne sözcükler ne de fotoğraflar yeterli yapılan katliamı anlatmaya”. 

Alakır Nehri Kardeşliği’nden Birhan Erkutlu ise dayanışma çağrısı yaptı: “Çok güzel bir dayanışma ve birliktelik var. Kampın korumaya çalıştığımız doğanın içinde olması, yuva hissi veriyor ve sarmalıyor herkesi. Olunmak istenecek tek yer bizce şu zamanda. Çadırını, müzik aletini, sevgi ve dayanışmasını alıp gitmeli herkes. Destandaki yerini almalı”.

Ekolojik Tahribatın Özeti…

Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şube Başkanı ve ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik, Kuzey Ormanları Savunması’na, ormanlar üzerindeki ekolojik tahribatı şöyle özetledi: “Kazdağları’ndan Toros Dağları’na, Munzur Vadisi’nden Kuzey Ormanları’na yani Türkiye’nin en güzel dağları, işte bu para saymayla ağaç saymayı aynı kefeye koyan anlayış ve bilimsel (!) raporlar yüzünden parçalanmakta, altın, mermer ve maden ocaklarına, taş ve kum ocaklarına kurban edilmektedir.

Ve bu anlayış değişmediği, bu bakış açısı değiştirilmediği sürece ormanlarımız kesilmeye, sularımız kirlenmeye ve insanlarımız daha fazla kanser olmaya devam edecektir.”

TEMA Vakfı, “Altında Ölüm Var” kampanyasına imzanızı bekliyor

TEMA Vakfı, “Kirazlı Altın Madeni’nde Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna aykırı işlem yapılıyor, işletme durdurulsun” diyerek ve Çanakkale Valiliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nü muhatap alarak başlattığı “Altında Ölüm Var” kampanyasına imzanızı bekliyor.

Kazdağları’nda Madene Neden Karşı Çıkılıyor?

  • Kirazlı Köyü’ndeki projenin ilk aşamaları proje alanındaki ormanların ve diğer bitki örtüsünün ortadan kaldırılması ve 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ayının ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda büyük bir yara açıldı. TEMA Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinde yaptığı incelemeler, maden sahası ve  yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin adet ağacın kesildiğini ortaya çıkarttı. Buna göre ÇED raporunda belirtilenden 4 kat daha fazla ağaç kesimi yapıldı.
  • “Kirazlı Siyanürlü Altın İşletmesi” faaliyete geçmek için geri sayıma başladı. Çanakkale merkeze 30 km uzaklıkta olan maden alanı aynı zamanda 180 bin insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor.
  • Eşsiz florası, faunası ve binyıllar öncesinden günümüze ulaşmış efsaneleri, anlatıları ve mitolojik önemiyle dünyanın doğal ve kültürel mirası olan Kazdağları’ndaki yaşam, bitme noktasına gelecek. Kazdağları, tehlike altında otuz bir bitki türü ve tehlike altındaki yedi yarasa türünün yaşam alanı… Bölgede yaşayan ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap, yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca, şahin, keklik, tahtalı, çulluk ve balık cinslerinden alabalık ile sazan türleri de büyük zarar görecek. Doğa tahrip edilirken bu hayvanlar zorunlu göçe tâbi tutulacak, göç edemeyecek durumda olanlar ise ölüm projeleri sürerken yaşamını yitirecek. Milyonlarca hayvanın yaşamının yanında, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan da bu ölüm projelerinden olumsuz etkilenecek. 
  • Kaz Dağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı üzerine kurulması planlanan maden projesi hayata geçtiğinde 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı, Kaz Dağları’nın dereleri, yer altı suları, tarım alanları kirlilik; ormanları ve nadir bitkileri ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.
  • Madencilik faaliyetleri durdurulmazsa, şu anki ekolojik yıkım Kirazalan Köyü’ne kadar ulaşılacak. Dinamitle gerçekleştirilecek bu “faaliyetler” nedeniyle, yerin altı üstü yerle bir edilecek. Dinamit patlamaları nedeniyle fizyolojik ve psikolojik birçok hastalık ortaya çıkacak; yöre halkı çok büyük zararlar görecek.
  • Kanadalı şirket Alamos Gold’un şu anda yarattığı ekolojik tahribat sınırlı. Proje alanı, 36 bin dönümlük ormanlık alan olarak belirlenmiş. Çanakkaleliler, şu anda fotoğraflara yansıyan ve “cehennem çukuru” olarak adlandırılan maden alanının, projenin sadece onda biri olduğunu ifade ediyor. Proje tamamlanırsa fotoğraflarda görülen ekolojik yıkımın on katı gerçekleşecek.
  • Proje durdurulamazsa, Bayramiç’e kadar, 30 km’lik alanda, el değmemiş ormanlar da farklı şirketlerin girişimleri ile yok edilecek. Bu şekilde, maden talanının on katına ulaşacağı öngörülüyor; 360 bin dönüm orman yok edilecek. Şu anki proje alanından 26 milyon ton; Çan Ağı Dağı’ndan ise 60 milyon ton, arazilerdeki her şey öğütülecek… Lapseki Şahinli’deki maden ise 5 tane köyü yutacak. 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend