Özel Sektör Sosyal Girişimciliği Destekleyebilir (mi)?

04c574b0-7c3e-42f3-b332-70c29d981e01-2060x1236-e1564476869403.jpeg
Sosyal girişimcilik alanında çalışanların ezeli ikilemidir: Bir yandan ekosistemin büyümesi, alana yeni oyuncuların girmesi için tüm sektörlere çağrı yaparlar, diğer yandan da sosyal girişimleri desteklemenin ya da onlarla iş birliği yapmanın konvansiyonel düşünme biçimleriyle mümkün olmadığını bilirler. Aynı masaya oturan bir özel sektör çalışanının ve bir sosyal girişimcinin fikir ve değerler düzeyinde hizalanması biraz vakit, birkaç bardak çay kahve ve bolca sektörler arası çeviri yeteneği gerektirecektir.

Bir Dil Meselesi

Sosyal girişimler, sosyal etkiyi maksimize ederken, sürdürülebilirliklerini sağlamak için karı optimize etmeye çalışan yapılar. Özel sektör oyuncuları ise, var oluş amaçlarını çoğu kez karlarını maksimize etmek üzerinden kurguluyorlar. Hal böyleyken ve finansal kaynaklar hala alanla veren arasında bir hiyerarşi yaratıyorken, sosyal girişimlerle özel sektörün diyaloğu için ortak bir dil gerekli. Rekabetten iş birliğine, pazarlamadan konumlandırmaya, müşteriden faydalanıcıya, salt iletişimden kalıcı çözümlere geçiş, yaygınlık kadar önceliklendirilen derinlik, bu ortak dilin anahtar kelimeleri olabilir. Bunları yazarken ve önerirken tarafsız kalamadığımı ve böyle bir derdim olmadığını da belirtmek isterim. Sosyal girişimciler ve özel sektör çalışanlarıyla aynı masaya oturup, sükût-u hayale uğramışlığım çok var. Ancak tabii ki aksi de mümkün ve sosyal girişimcilik alanındaki ekosistem aktörlerinin başlıca işi, toplumsal etki için çalışmaya hevesli tarafların iletişimini “lost in translation”a uğratmadan devam ettirmek oluyor.

Özel sektörün sosyal girişimcilik alanını desteklemesiyle ilgili globalde kendini kanıtlamış en iyi örneklerden biri, Ashoka ve Boehringer Ingelheim ortaklığında yürütülen Making More Health programı. 2011’de başlayan programla şimdiye dek 37 ülkede sağlık alanında yenilikçi çözümleri olan 100’e yakın sosyal girişimci desteklendi. Ashoka’nın küresel Fellowship ağına, Boehringer Ingelheim desteğiyle katılan bu sosyal girişimcilerin her biri 3 yıl boyunca finansal destek, ağlara erişim ve kapasite geliştirme konusunda kendileri için çizilmiş bir yol haritası edindiler. Boehringer Ingelheim çalışanları ise sosyal girişimcilerle birebir çalışarak, sağlık alanındaki çalışmaların toplumsal sorunların çözümünde nasıl kullanılabileceğini ilk elden deneyimlemiş oldular. Programın 2018 yılında yayımlanan ilerleme raporuna göre, bu programla birlikte sosyal girişimcilere aktarılan direkt finansman, 8,55 milyon Euro. Program ne yalnızca Boehringer Ingelheim, ne de yalnızca Ashoka adıyla anılıyor. Ortak dil arama çabası, programın isminden kendini göstermeye başlıyor.

Zaman, Sadece Birazcık Zaman

Küre hiç olmadığı kadar hızlı ısınırken, yılsonu raporları, yıl ortası toplantıları, çeyrek tabloları üstümüze üstümüze gelirken ve sosyal girişimciler finansmana, özel sektör ise artık çözümün bir parçası olmaya ihtiyaç duyarken; enine boyuna düşünülmüş, faydalanıcıları merkeze alarak tasarlanmış, pozitif etkisi negatif etkisinden fazla olan, ayrılan bütçelere, emeğe ve vakte değecek ortaklıklar yapmak mümkün mü? Aslında soruyu belki de şu şekilde sormamız lazım: Başka alternatifimiz var mı?

Önce sanayi, ardından teknoloji devriminin getirdiği üssel büyümeye ve hıza insan türünün ve gezegenin ayak uydurmakta zorlandığı çok açık. Kurumumuzun X. yılını onurlandırmak için aceleye getirilmiş bir ortaklık, yıl sonu faaliyet raporuna yetişsin diye yıl sonundan birkaç ay önce düşünmeye başlayacağımız bir proje, çalışmaya ortak etmek istediğimiz sosyal girişimin, faydalanıcılarıyla çalışma ritmine uymayabilir. Kendini, toplumsal sorunların kökünden çözümüne adayan ve tek başına üç departman temposunda çalışan sosyal girişimciler, onlardan “beklenen” hızda adım atmayabilir. Bu noktada önerim, sosyal girişimcilerle olan çalışmalarınızı “hızlı ve öfkeli” klasöründen, “sessiz ve derinden” klasörüne taşımanız ve sosyal girişimcilerin alan bilgisine, faydalanıcılarına danışmak için ihtiyaç duydukları sürenin gerçekçiliğine ve aslında fazlaca hızlandığımız için başımıza gelen toplumsal sorunların çözümünün yavaşlamak ve yavaşlatmaktan geçtiğine güvenmeniz olacaktır.

Dikkat, Kırılabilir!

Özel sektörle sosyal girişimlerin ortak çalışmalarında ortak dili oluşturduk ve zaman konusunda birbirimize güvendik diyelim. Belki bunlardan daha öncesi, sosyal girişimcilik ekosisteminde kolaylaştırıcılık yapan aktörlerle birlikte çalışmak olacaktır. Elimizdeki kaynakları ve fikirleri sosyal girişimcilere boca etmeden, ekosisteme bütüncül bakabilen ve uzmanlığı sosyal girişimcilerle direkt çalışmak olan ekosistem oyuncularıyla birlikte çalışmak, özel sektör için en akıllı yöntem olacaktır. Herkesin kendi uzmanlığında çalıştığı ve tekerleği defalarca icat etmediği bir ekosistem hayal ediyorum! Olgunlaşması için zaman gereken bir ekosistem söz konusu. Bu noktada ekosistem kolaylaştırıcılarıyla çalışmak ve şirketinizin en iyi olduğu alanda pro-bono desteğinizi sosyal girişimcilere erişilebilir kılmak yerinde bir müdahale olacaktır. Türkiye’de iki seneden fazladır bunun güzel bir örneğini bizzat deneyimliyoruz. Denetim, muhasebe, vergi, danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlayan Mazars Denge, Ashoka fellowlarına ve geniş sosyal girişimcilik ekosistemine butik hizmet verdiği herhangi bir müşterisine verdiği aynı kalite ve hızda hizmet veriyor. Bunun yanında şirket çalışanları, sosyal girişimciliği işlediğimiz etkinliklere katılıyor, Mazars Denge – Ashoka Türkiye ortaklığının ötesinde, Mazars Denge’nin sürdürülebilirlik, kurumsal gönüllülük ve kurum içi girişimcilik konularında da devam eden çalışmaları bulunuyor. Toplumsal etki meselesini departman ve çeyrek bağımsız, kurumunun DNAsına yedirmek için çalışan şirketler, sosyal girişimcilerin dilinden kolayca anlıyor ve tek taraflı desteği bütüncül iş birliğine dönüştürebiliyor.

Şimdi ve Burada Ne Yapmalı?

Bugünün ve geleceğin düşünme biçimi ve iş modeli olan sosyal girişimciliği kurumunuzun gündemine sokmak için, yukarıda bahsettiğim zihinsel dönüşümü kolaylaştıracak, şimdi ve burada atabileceğiniz kolay adımlar söz konusu:

  • Buy Social Hareketini İnceleyin: Şirket çalışanlarınıza yılbaşı hediyelerinizi nereden aldınız? Buna karar verirken aldığınız tekliflerde nelere dikkat ettiniz? Etkinliklerinizin ikramlarını kimler hazırlıyor? Türkiye’de bu tür ihtiyaçlarınızı karşılayacak onlarca sosyal girişim olduğunu ve ürün ve hizmet tedariklerinizi onlardan yapabileceğinizi biliyor musunuz? Adı Türkiye’de henüz konmuş olmasa da, Buy Social İngiltere ve Kanada’nın başı çektiği, sosyal girişimlerin geliştiği ülkelerde kamu ve özel sektörün sosyal girişimlerden alışveriş yapmasını sağlayan bir pazaryeri pratiği. Bir sonraki etkinliğinizi planlarken bu bilgiyle hareket edebilir, toplumsal etkiyi karın önüne koyan sosyal girişimlerden ürün ya da hizmet alabilirsiniz.
  • B-Corp Olun ya da Olmak için Adımlar Atın: Toplumsal barışa zarar vermeyen ürün ve hizmetler ürettiğiniz sürece B-Corp olma şansınız var. B-Corplar, çalışanlarının, müşterilerinin, tedarikçilerinin ve çevrenin iyiliğini düşünerek süreçlerini tasarlayan ve bu sırada kâr amacı da güden yapılar. Türkiye’deki süreç, kendisi de bir B-Corp olan S 360 Danışmanlık Şirketi’nin koordinasyonunda işliyor.
  • Avrupa’daki Trendlerden Haberdar Olun: Ashoka European Changemaker Summit (ECMS), 25 – 27 Kasım’da Barcelona’da özel sektörü, sosyal girişimcileri, vizyoner filantropistleri bir araya getiriyor. Kurumunuzun sosyal girişimcilerle nasıl çalışabileceğiyle ilgili ilham almak, iyi uygulamaları sahiplerinden dinlemek ve küresel bir toplulukla bağlantıda kalmak için ECMS’e kayıt yaptırın.

Yol Haritasından Pusulaya

Seth Godin, bir blog yazısında pusulayla yol haritasının işlevlerini anlatır. Pusulanız doğru olduğu sürece, yol haritanız hatalı olsa bile gitmek istediğiniz yere varacaksınızdır. Ancak pusulanız yanlışsa, en doğru yol haritasında bile ilerlerken zorluklar yaşayabilirsiniz. Bu nedenle, sosyal girişimcilik alanında çalışmalar yapmak isteyen şirketlere önerim, öncelikle pusula ayarlarına göz atmaları. Kurum içi değerleriniz, çalışanlarınızın memnuniyeti, çalışanların aidiyet ve katkı koyma ihtiyaçlarına kurumun verebildiği cevaplar, kurumunuzun var oluş nedeni ve aslında bu yazıyı okuyan sizin işe gitme motivasyonunuz toplumun yüksek yararıyla nasıl daha fazla örtüşebilir? Pusulanız toplumsal barış ve iyilik halini ne netlikte gösterebilir? Sosyal girişimciler, pusula ayarlarınız üstünde çalışırken size destek olabilir.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend