Tüm Dünyadaki Kadın Gazeteciler İçin Bir Ağ: Coalition For Women In Journalism

genell-3-e1563870010157.jpg
Coalition for Women in Journalism, 2017 yılında resmi olarak New York ve Avustralya merkezli kurulan bir kadın gazeteciler ağı. Türkiye’de de Nisan 2019 tarihinde faaliyete geçen Coalition for Women in Journalism özellikle Güney Asya ve Latin Amerika’da faaliyet yürütüyor. Yaklaşık 5 yüz kadar kadın gazeteci üyesi olan bu platform Hindistan, Pakistan, Meksika, Avustralya, New York, Türkiye ve Afganistan’da örgütlü. Ayrıca Almanya ve Fransa ile de görüşmeler halinde. Coalition for Women in Journalism kurucusu Kiran Nazish bize hem dünyada kadın gazetecilerin yaşadıklarını anlatırken hem de bu platformun nasıl var olduğunu ve hedeflerini anlattı. 

Bu Tabloyu Değiştirmek İstiyoruz!

Kiran, seni ilk önce tanıyabilir miyiz? Böyle bir platform kurmaya seni hangi düşünceler itti?

Ben Kiran Nazish. 1999 yılından beri gazetecilik yapıyorum. Gazeteciliğe ilk Pakistan’da başladım. Çalıştığım ortamda çok büyük bir eşitsizliği fark etmiştim. Kadınlar erkeklere göre çok daha düşük ücret alıyordu. Kadınlar şiddette ve tacize uğruyordu ve bunu içselleştirmiş kadınlar vardı. Sonrasında batıya gittim. New York Times’ta gazetecilik yapmaya başladım.  Her şeyin farklı olacağını düşünmüştüm. Çünkü batı imgesi daha farklı. Fakat New York Times’a gittiğimde yine aynı şeyi gördüm. Değişik bir şey yoktu. Kadınlar yine şiddete ve tacize uğruyordu. 30-40 yıldır çalışan kadınlar hala eşitsiz koşullarda çalışıyordu. Burada 1,5 yıl çalıştım. Birçok farklı kurumla görüştük. Küçük bir NGO olarak kurduk ilk başta bu ağı. Avustralya ve New York sonrası Hindistan, Pakistan, Afganistan, Türkiye, Meksika’da ofis açtık. Almanya ve Fransa’yla da görüşmeler yapıyoruz. Türkiye’de de Nisan ayında aktifleşti. 30 senedir gazetecilik yapan bir arkadaşım olan Kati Marton ile böyle bir adım attık. 

Kadınlar şiddete uğradığı gibi ayrımcılığa da çok uğruyor. Bir kere çok ciddi bir rekabet ortamında çalışılıyor. Küçük ve deneyimsiz olanlara daha acımasız davranılıyor. Zaten kadın olarak yenik başlıyorsun gazeteciliğe. Bu tabloyu değiştirmek istediğimiz için böyle bir girişimde bulunduk. 

Peki diğer kurumlar size destek oldu mu, büyük gazetecilik ağları sizinle dayanışma gösterdi mi?

İlk başladığımızda hiçbir şekilde büyük kurumlardan yardım alamadık. Kadınlarda dahil olmak üzere insanlar “böyle bir şeye gerek yok” diye düşünüyordu. Genelde çalışma yaptığımız ülkelerde yerel STK’larla beraber çalışmayı tercih ediyoruz.  Çünkü asıl olarak onlar bölgeye dair geniş bilgilere sahipler ve onlarla işbirliği kuruyoruz. Bölgesel lokal partnerlerle çalışıyoruz. 

Şiddet, Taciz, Ayrımcılık

Gazeteci kadınlar dünya da başka ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor?

Ben normalde çok sakin bir insanım. Atılgan bir insan değilim ama alanda çalışırken çok daha sert görünmeye çalışıyorum çünkü kendin gibi olduğunda ya da yumuşak olduğunda alanda ‘Ayy küçük kız’ gibi bir tepkiyle karşılaşıyorsun. O yüzden kadın gazeteciler her zaman sert, agresif ve öfkeli olmak zorunda. Bir araştırma gerçekleştirmiştik: Hindistan, Afganistan ve Meksika’da. Bizim de bu araştırmayı yaparken beklentimiz şuydu: Meksika’da gazeteciler çok daha iyi bir durumdalardır. Hindistan ve Afganistan’a göre; çünkü en azından Hicap giymek zorunda kalmıyorlar, istedikleri saatte sokağa çıkıyorlar. Ama şunu fark ettik; aynı oranda, neredeyse  yüzde 60-70’lere varan oranda şiddet görüyorlar, tacize uğruyorlar fakat şiddet gördükleri kişi farklılaşıyor. Örneğin kadın gazeteciler Meksika’da direkt editör veya iş arkadaşları tarafından şiddete uğrarken, Afganistan ya da Hindistan’da herkes tarafından şiddete uğrayabiliyor; bir politikacı, militarist sistem üzerinden, toplum tarafından yani herkes tarafından hedef gösteriliyor. Aynı şekilde tacize uğrayan grubun tepkileri de farklılaşıyor. Meksika’da çok ciddi ve hızlı bir şekilde bir araya geliyor ve birbirlerine sahip çıkıyorlar Afganistan’da bazı kadınlar sahip çıkmaya çalışıyor fakat Hindistan’da bu yok. Kadın gazetecilerin bir araya gelip, birbirlerine kenetlenip, birbirlerine omuz çıkmaları çok önemli böyle süreçlerde. 

Platformu kurmadan önce işyerinde yaşadığım şiddet ve baskılar sonrası “Neden bize ait, bize destek verecek bir organizasyon yok” diye düşündüm. Bu ana motivasyon kaynağımdı. 

Bu arada şiddet sadece New York Times’a özgün değil, bütün medya kuruluşlarında bu var. Kadınlar ayrımcılığa uğruyor. Sen editörle ters düşersen, gönlünü hoş tutmazsan yükselemiyorsun, kıdemin artmıyor. Belli bir coğrafyaya ait bir şey de değil kadın gazetecilerin her yerde yaşadığı bir sorun aslında bu. 

Kadın Gazetecilerin Yaşadıklarını Ortaya Çıkarmak İstiyoruz

Peki hedefleriniz, amacınız neler, örgütlü olduğunuz yerlerde neler yapıyorsunuz?

Asıl olarak planladığımız ve yapıyor olduğumuz şey Mentorship adlı bir program: Kariyerlerin başında ya da ortasında olan gazetecilerle, çok uzun zamandır kariyerini yapan gazetecileri bir araya getiriyoruz. Birbirlerine yardımcı olabilecek ve birbirlerine güç verecek kadınları buluşturmak amacımız. 4-5 senedir çalışan kadın gazetecilerin meslekte kalmalarını sağlamaya çalışıyoruz bu şekilde. Çünkü kadınlar 4–5 seneden sonra toplumsal baskılar, roller yüzünden meslekten uzaklaşmak durumunda kalıyor. Yeterli görülmeme hali söz konusu oluyor bu da isteksizlik ve şevkte kırılma yaratıyor. Bu kadınları meslekte ve bir arada tutmak için böyle bir programımız var ve bu programı daha kapsamlı bir alana yaymaya çalışıyoruz ve bu çok önemsediğimiz bir program. 

İkinci programımız da Advocacy. Hatta kurulma sebeplerimizden biri de olan ve daha da geliştirmeye çalıştığımız kadın gazetecilere karşı yapılan tüm saldırıları, -yani bu saldırı fiziksel saldırı, taciz, psikolojik, sözsel tehdit, internet ve sosyal mecralar üzerinden trollemeler dahi olabilir- kayıt altına alıyoruz. Bunun için de kendi web sitemizde bir sistemimiz var, bir taciz bildir butonu. Buraya bütün kadın gazeteciler bir form doldurarak başlarına gelenleri yazıyor. Kimliğin ve medya kuruluşunun adını saklı tutmak istiyorsa saklı tutuyoruz ancak bunları kayıt altına alıyoruz ve sene sonunda yapmaya çalıştığımız; “bu ülkede şu kadar gazeteci var ve bu kadın gazetecilerin şu kadarı ayrımcılığa, şiddette uğruyor” diye durumu ortaya koymak istiyoruz. Bunlarla ilgili basın açıklamaları ve bültenleri yayımlıyoruz ve sene sonunda da bu verileri paylaşıyoruz. Böylelikle kadın gazetecilerin yaşadıklarını ortaya koymak istiyoruz.

Kadın gazeteciler önce kendi meslekleriyle, aileleriyle, işyerindeki eşitsizliklerle, rekabetle tacizle, uğraşmak zorunda kalıyorlar sadece gazetecilikle değil. Bu yüzden bizim yapmaya çalıştığımız şey buna karşı kadın gazetecilerin birlikte eşit ve güvenli bir şekilde çalışmaları, iş yükünü de hafifletmek… 

Türkiye En Çok Kadın Gazetecinin Tutuklu Olduğu Ülke

Peki Türkiye’de bir ofis açmayı neden istediniz?

Türkiye çok hareketli, özellikle kadın gazeteciler içinde hiç de güvenli olmayan ve zor koşulları olan bir ülke. Ayrıca Türkiye en fazla kadın gazetecinin hapiste olduğu ülke. Böyle bir ülkede ofis açmamız çok önemli. 

Türkiye’deki ilk önceliğimiz diyeceğimiz şey; hapisteki kadın gazeteciler… Bununla ilgili başlattığımız kampanyalarımız var ve hapisten yeni çıkmış kadın gazetecilerle ilgili bir belgesel yapmaya başladık. Ayrıca bu kadınların travmalarından bahsettikleri, nasıl atlattıkları ya da atlamadıklarını anlatacakları bir sempozyum yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin asıl problemlerinden biri hapisteki gazeteciler o yüzden ilk işimiz bu. Hükümet ve ana muhalefetle de görüşmeler yapmaya çalışıyoruz ki yasalarla ve yargıyla da bu konuda bir şeyler yapılabilsin…

Peki Türkiye’de genelde yabancı basın ve yabancı STK’lar dış mihrak ve düşman, ajan’ gözüyle görülüyor. Siz böyle bir şeyle karşılaştınız mı?

Şu an için Türkiye’de henüz böyle bir şeyle karşılaşmadık fakat dünyanın herhangi bir yerinde özellikle Asya ve Ortadoğu’da hepimizin başına gelen bu aslında. “Ajan, düşman güçle çalışan, dış mihrak” olarak görülüyorsunuz. Fakat biz böyle olmadığımızı kanıtlamak adına mümkün mertebe çalışmalarımızı şeffaf şekilde yapıyoruz. Aynı zamanda her şeyimizi resmi olarak yapmaya çalışıyoruz. Resmi bir örgütüz ve çalıştıklarımızın hepsi kadın gazeteci. 

İlginizi çekebilir: Kadın Gazeteciler Neler Yaşıyor?

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend