Asit Saldırısına Uğrayan Berfin İçin Vakıf Kuruluyor

iskenderun1-e1563782765518.jpg
Ayrılmak istediği erkek arkadaşının kezzaplı saldırısına maruz kalan Berfin Özek için büyük bir dayanışma kampanyası yürüten İskenderun Kadın Platformu şimdi Berfin adına bir vakıf kurmaya hazırlanıyor.

Kadın yönelik şiddet her geçen gün artarken bir yandan da şiddet biçimleri gittikçe vahşileşiyor. En son Jandarma Genel Komutanlığı’nın görev yaptığı alanda, 10 bin 606 kadın hakkında şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle işlem yapıldığı açıklandı. Şiddet genelde kadının yakınları tarafından gerçekleştirilirken gerekçelerin başını ise kadınların ayrılmak, boşanmak istedikleri ya da ‘hayır’ demeleri geliyor. Berfin Özek de kendisini tehdit eden,  eski erkek arkadaşından ayrıldığı gerekçesiyle şiddetin en vahşi hallerinden birine maruz kaldı ve asit saldırısına uğradı. Berfin’in yaşadığı şiddet sonrası İskenderun’da çok büyük bir kadın dayanışması ortaya çıkmıştı. İskenderun Kadın Platformu hem yaşanan şiddeti tüm Türkiye’nin gündemi haline getirmek için sesini yükseltti, hem de Berfin’in yüz ameliyatı için büyük bir kampanya başlattı. Şimdi de İskenderun Kadın Platformu Berifn adına bir vakıf kuruyor. İskenderun Kadın Platformu’ndan Hülya Ateş ile vakıf kurma fikrini konuştuk.  Ateş, kurulacak olan vakıfla; kadınların birlikte ve örgütlü mücadelesine bir katkı sağlamış olacaklarını söyledi. 

Berfin’in Hedefleri Gerçekleşsin Diye Vakıf Kuruluyor

Berfin için vakıf kurma kararının nasıl geliştiğinin çok temel bir ihtiyaçtan kaynaklandığını söylüyor Ateş: 

“Berfin üniversiteye hazırlanıyordu. Hedefleri vardı ama hepsi bir anda yere çalındı. Göz problemi nedeniyle tekrar okula devem etmesi özel eğitim gerektirecekti. Onun şahsında onun gibi kadınlarımızın okumasına destek amaçlı bir vakıf düşünüyoruz, planlaması yapıldı. Bu konuda Av. Mehtap Sert gerekli prosedürleri çözmeye çalışıyor. Olur da başarırsak kadınların birlikte ve örgütlü mücadelesine bir katkı sağlanmışta olabiliriz.”

Berfin’in Eğitim Hakkı İçin… 

Berfin’in tedavi ücreti bakanlıkça karşılansa da tedavi için gidiş gelişler Berfin’in süreçteki ihtiyaçlarını temin etmenin çok zorlu olduğunu bu sebeple de bu vakfın bu amaç doğrultusunda önemli bir yere sahip olduğunu aktarıyor: “Süreçteki ihtiyaçlar gerçekten çok yıpratıcıydı. Ailede tek çalışan anne ve o da asgari ücretle çalışıyor. Ailenin bireysel borçları da çok oldu. Berfin tedavi süreci bittiğinde, bir gözünü kaybetmesi diğerinin az görmesi nedeniyle eğitim hayatına devam edebilmesi için özel eğitim alması gerekiyor.  Bu vakfı da Berfin’in üniversiteye hazırlık yapması ve üniversiteyi okuyabilmesi için Berfin’in eğitim hakkı için kuruyoruz. Salt Berfin için olmayacak elbette bu vakfın varlığı. Berfin gibi erkek şiddetine maruz kalmış okuyamayan kadınları da kapsayacak, onların eğitimi için de mücadele edecek. Şu anki proje ve hedefimiz bu. Umarım başarırız ve bir umut oluruz.” 

‘Elbette Her Yolu Deneyecektik’ 

Öte yandan Berfin’in yaşadığı şiddeti ve sonraki süreci tekrar anlatıyor Hülya Ateş. “Olayı biz ertesi günü duyduk. Olayın bu kadar korkunç olduğunu bilmeden adresi bulup evine gittik. Adana’da olduğunu söylediler. Adana’da telefonla görüşme sağladık ve bir gözünü kaybettiğini öğrendik. Sonrasında İskenderun’a döndüğünde Avukat arkadaşımız Mehtap Sert gönüllü avukatlığını üstlenmişti bile. Onu ilk gördüğümüzde ruhumuz acıdan sızladı. Bu ilk değildi elbet her gün artık onlarca kadın şiddetine şahit oluyorduk ama bu başkaydı; Genç bir kadının hayatına kastedilmiş kısmen de başarılı olunmuştu. Berfin’in yüzü yoktu artık ve bir gözünü de kaybetmişti. Ne yapılacaktı, nasıl olacaktı? Elbette bizler her yolu deneyecektik, aile başvuru yapmış ama yanıt alamamıştı. Tedavi masrafları çok fazlaydı bizler de Platform olarak bir araya gelip sosyal medyadan kampanyalar, etkinlikler yaptık. Bu kampanya gerçekten ses getirdi başarmıştık ilk hedefimizi.”

Kadınların Mücadelesi Berfin’e Güç Oldu

Berfin’in çok uzun bir süre birçok yere başvurduğunu ancak tek başına sesini duyurmadığını aktaran Ateş,  “Bizden bağımsız birçok kanala başvurmuş programları aramış görüntüsünü göndermiş ama ilgilenen olmamış. Bunları daha sonra kendisi bize anlattı. Çok mutsuz ve umutsuzdu. Yaşamak yaşamamak arsındaki o ince çizgide gidip geliyordu. Bizlerin ilk hedefi elbette ki en temel insan hakkı olan yaşam hakkını önceledik. Bizlerin mücadelesini gördükçe güç buldu. İlk olarak dayanışma kahvaltısı yaptık ve Berfin insanların içine kendi isteğiyle katıldı. Etrafında çok güzel bir kadın örgütlülüğü gördü. Kadın dayanışmasının kız kardeşlik ruhunun önemini keşfetti. Bu dayanışma ile birlikte şimdi de bu vakıfı var edeceğiz” dedi. 

‘Yüreğim Seninle Sözünün Yerini ‘Her Koşulda Yanındayım’ Alıyor

Yerel kadın örgütlenmelerin önemine dikkat çeken Ateş, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Platformlar birebir dokunabiliyor kadına ve ‘yüreğim seninle’ sözünün yerini ‘her koşulda yanındayım’ alıyor. Şiddet gören kadına platformumuzun temel ilkeleriyle yaklaşarak her koşulda yanında yürüdüğümüzü gösterebiliyoruz. Gelmesini beklemeden bizler ona gidebiliyoruz. Öncelikle ihtiyaçlar belirlenebiliyor. Psikolojik destek, hukuki destek yer değiştirme vs. yerelde belediyeler ve kaymakamlıklarla işbirliği yapabilmemiz de olaya değer katıyor. Kadınlar böyle platformların varlığını hissettiklerinde susmamayı öğreniyorlar. ‘Asla yalnız yürümeyeceğiz ve biz birlikte güçlüyüz’ şiarımız ete kemiğe bürünüyor”

Dayanışma Büyüyor

“Berfin’imizi elbette yalnız bırakmıyoruz. Kendisini buradan gönderdiğimiz de buruktuk. Ama Bodrum Kadın Dayanışması’yla iletişime geçtik. Berfin orada kız kardeşlerine emanet olunca çok rahatladık. Oradaki kadın arkadaşlarımız da Berfin ve babasını o ağır ameliyat sürecinde de yalnız bırakmamış ve kadın bilinciyle sahiplenmişlerdir. Aileyle de görüşüyoruz her türlü desteğimiz devam ediyor. Bu süreçte Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü’nün de bir konser vererek Berfin’i sahiplenmesi bizler de büyük bir mücadele ve direngenlik ruhunu yarattı. Her yerden kadın örgütlerinin destek açıklamaları sesimize ses olmaları büyük umut.”

Gerçek Adalet İçin Mücadeleye Devam 

Sanık  Casim Ozan Çeltik’in yargılandığı davaya ilişkin de konuşan Ateş, “Kasten öldürmeden açıldı dava. İyi hal indirimleri, kravat indirimleri birçok davalarda bizleri çok öfkelendirmiş erkeklere de umut olmuştur. Bu süreçte davanın takipçisi olarak Berfin’in yarım kalan gülüşünü soldurmayacak adaletin sağlanmasını istiyoruz. İstanbul Sözleşmesiyle ilgili tartışmalara son verilerek antlaşmaya uyulmasını istiyoruz. Erkek adalet değil gerçek adalet yerini bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. 

Aylarca Bağırdık, Sesimiz Asla Kısılmadı 

Kampanya sürecinde çok fazla bürokratik süreçle uğraştıklarını ve bunun kendilerini çok zorladığını aktaran Ateş, “Düşünün bir gözünü kaybetmiş diğeri de eriyor. Göz kapakları yok,  tedavi acilen başlanmalı ama o kadar çok bürokratik işlemlerle boğuluyorsunuz ki çok üzücü. Berfin estetik olmak istemiyor, Berfin insanların içine çıkabilecek bir yüz istiyor. Onun yüzünü erkek şiddeti yakmıştı. Sosyal devlet olmak sağlık hakkından parasız yararlanmaktır. Ama inanın aylarca bağırdık sesimiz hiç kısılmadı ilk günkü kadar gürdü” diye konuştu.

Kadınlar Güçlensin Diye… 

İskenderun Kadın Platformu’nun yereldeki çalışmalarına dair değerlendirmelerde de bulunan Ateş, kadınların her daim yanında olduklarını vurguladı: “Her başvuruyu değerlendiriyoruz birebir görüşüyoruz kadınlarla. Olayın seyri doğrultusunda görüşmemiz gereken kurumlar dâhil her görüşmemizi yapıyoruz, sonuç alınana kadar hep birlikte yürüyoruz. Kadınlara kadın bilinciyle yaklaşarak kendi ilkelerimizi anlatıyoruz. Kadının her şeyden önce insan olduğu, eşit olduğu, toplumun ona biçtiği elbiseyi reddedebileceğini vurguluyoruz. Hakları konusunda bilgilendirmeler yaparak psikolojik destek sağlanarak süreç işletmeye çalışıyoruz. Bizler gönüllülük temelinde hareket eden bir platformuz. Yerelimizde bizimle hareket etmek isteyen birçok kadının talebiyle ilerliyoruz…”

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend