‘Gençler Hayal Kuramıyorlar’

shoes-1245920_960_720.jpg
Türkiye, bir süredir Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı işsizlik rakamlarını ve bu rakamların genç nüfus içinde de ciddi olarak arttığını konuşuyor. Bu konuya, dün yayımladığımız ‘Gençler İş ve Söz Sahibi Olmak İstiyor’ haberimizde de değinmiş, ülkenin farklı kentlerinden gençlerin sorunlarının başında işsizliğin geldiğine yer vermiştik. Bugün 19 Mayıs 2019, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı 100. kez kutluyoruz. Peki, gençliğin 100. kez bayram kutladığı Türkiye’de, gençlerin beklentileri ve bu bağlamda atılması gereken adımlar neler?

Gençlerin sorunlarını ve gündemlerini gençlere soran ve yakın zamanda ‘Gençlerin İyi Olma Hali Raporu’nun ikincisini yayımlayan Habitat Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve Argetus Araştırma Danışmanı, Sosyolog ve İlahiyatçı Erol Erdoğan ile bu beklentileri ve atılması gereken adımları konuştuk.

Gençlerin en önemli sorunlarının başında işsizliğin geldiğini söyleyen Sezai Hazır, gençler adına bazı olumlu adımların atıldığını, ancak eğitim içerikleri acilen geliştirilmeden bunun yeterli olmayacağını söylüyor.

Atatürk’ün geleceği gençlere emanet ettiğini kaydeden Hazır, “Bunun en büyük nedeni ise geleceği gençlerde görmesi ve savaş döneminde gençlerin elini taşın altına koyarak ülkenin kurtuluşu için savaşması. Maalesef bugün gençlerin geleceğe yönelik umutlarında ciddi bir kırılma yaşanıyor. Gençler hayal kuramıyorlar. Gençlerin hayal kurabilecekleri ortamlar yaratmamız gerekiyor” diyor.

Erol Erdoğan da gençlerin bir önceki nesille devasa iletişim sorunları olduğunu ifade ediyor. Eğitimin birincil değil, ikincil amaçlarına yönelindiğini belirten Erdoğan,  “Gençleri sürekli ‘sorun’ kelimesiyle yan yana kullanan büyükler, arada bir aynaya bakmalı. Bence gençler büyüklerin güç alanına girinceye kadar çok iyiler, sonra sorunlar başlıyor” şeklinde konuşuyor.

Önce Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hazır’a sorduk…

İlginizi Çekebilir : Gençler İş ve Söz Sahibi Olmak İstiyor

 

Sezai Hazır

‘Gençlerin En Önemli Sorunu İşsizlik

Türkiye’de genç nüfusun sorunları nelerdir? Genç nüfusun eğitime ulaşması noktasında sorunlar yaşadığını düşünüyor musunuz? Bu yüzde kaçlık bir orandır?

Türkiye’de gençlerin en önemli sorunlarının başında işsizlik geliyor. Habitat Derneği olarak 2017 ve 2019 yıllarında yayımladığımız, Gençlerin İyi Olma Hali Raporları arasındaki farklara baktığımızda, işsizliğin gün geçtikçe daha da yükseldiğini görüyoruz. 2019 yılı verilerine bakacak olursak, her 4 gençten 1’i işsiz konuma düşmüş bir durumda. Bu nedenle gençlerin birinci derecedeki sorunu işsizlik ve bu işsizliğin çözülmesi konusunda, yenilikçi ve yaratıcı iş fikirlerinin geliştirilmesi için teşviklerin olması gerekiyor. Gençlerin yeni kariyer planlamasına yönlendirilmesi, yetkinliklerinin artması ve geliştirilmesine yönelik eğitim politikalarının da bu doğrultuda gözden geçirilmesi gerekiyor.

Gençlerin 4’te 1’i Yurt Dışına Gitmek İstiyor

Gençlerin geleceğe dair hayalleri, hedefleri, umutları nelerdir? Gelecek planları, eğitim anlamında ne şekilde? Üniversite eğitimini sürdürmek, Türkiye’de yaşamak, kendini eğitmek ya da yurt dışında eğitim görmek gibi…

2017 ve 2019 araştırmalarının mukayeseleri yapıldığında, geleceğe umutla bakanların oranlarında yüzde 18’lik bir düşüş olduğunu görüyoruz. Yani gençler maalesef, geleceğe umutla bakmıyorlar. İşsizlik sorununun çözülmediği müddetçe de gençlerin geleceğe umutla bakma oranında düşüşün olacağını düşünüyorum. Bir başka konu da, gençlerin yurt dışında yaşama istekleri ve eğitimlerine yurt dışında devam etme istekleri. Gençlerin dörtte biri, yurt dışında yaşamak ve eğitimlerine orada devam etmek istiyor. Bu durum aslında, Türkiye’deki eğitim fırsatlarının ve eğitim kalitesinin iyileştirilmesi konusunda ciddi sıkıntıların olduğunu gösteriyor. Bütün dünya artık önümüzdeki 10 yıl içerisinde, bugünkü mesleklerin yüzde 60’nın olmadığı varsayımından yola çıkarak, gençlerin gelecekteki bu değişecek mesleklere adapte olabilmesi için, yetkinliklerinin artırılması ve geliştirilmesi konusunda mekâna ve zamana dayalı olmayan eğitim sistemi geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Yani gelecekteki mesleklere adapte olan genç profilin, sorun çözme konusunda kapasitelerinin geliştirildiği, takım çalışmasına yatkın ve yaratıcı düşünebilen, yenilikçi fikirlere açık, uluslararası süreçleri takip edebilmek için dil bilen, teknolojiyi çok iyi kullanabilen gençlerin yetiştirilmesi önemli. Bu nedenle özellikle yetkinlikler konusunda eğitim içeriklerinin geliştirilmesi, acil ve önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Ülke genelinde genç nüfusa yönelik politikalara eleştirileriniz var mı? Varsa neler?

Türkiye nüfusuna bakıldığı zaman genç bir ülke olduğunu görüyoruz. 15-25 yaş arasındaki grup, Türkiye’nin büyük bir nüfusunu teşkil ediyor. Türkiye’nin yarısı neredeyse genç bir nüfus ama bu genç nüfusa uygun politikalar yeterli mi, bence değil. Fakat önemli adımlar da atılıyor, bunu da göz ardı etmemek gerekir.

‘Eğitim İçerikleri Geliştirilmeli’

Türkiye’de gençlere yönelik olumlu bulduğunuz politikalar var mı? Varsa neler? Yoksa veya eksik bulduklarınız varsa, neler yapılmalı?

Özellikle gençlerin gönüllü çalışmalara katılımı konusundaki bir takım mevzuat düzenlemeleri, 10 yıl önceki durumla değerlendirildiğinde geliştirilmiş durumda. Gençlerin siyasi katılım konusundaki yasal engelin kaldırılması, 18 yaşında gençlerin de bugün artık seçme ve seçilme hakları konusundaki pozitif birçok düzenleme yapıldığını görüyoruz. Yine gençlerin işlerini kurmalarıyla ilgili özellikle hibeler ve kaynaklardan yararlanma konusunda pozitif ayrımcılığa tabii tutulması konusunda önemli mevzuat çalışmaları yapılıyor. Fakat yine de bunlar yetersiz. Bence en önemli ve temel sorun gençlerin işlerini kurma konusundaki becerilerini ve özgüvenlerini geliştirecek eğitim sisteminin yeniden ve ciddi bir şekilde düzenlenmesi. Çünkü bütün bu kaynakları gençlerin pozitif olarak kullanması konusunda yasal düzenlemeler yapabilirsiniz, gençlerin siyasi katılımı konusunda da düzenlemeler yapabilirsiniz. Ama gençlerin istihdam edilebilirliği ve işlerini kurması konusunda girişimcilik politikalarını teşvik edecek eğitim içerikleri oluşturmazsanız ve bu konuda zenginleştirecek adımlar atamazsanız, bütün bu yasal düzenlemelerin çok ta bir anlamı olmaz. Bu nedenle önemli yasal düzenlemelerin yapılmasıyla birlikte, özellikle kapasitelerini geliştirecek ve yetkinliklerini artıracak eğitimlerin ve içeriklerinin geliştirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

‘Gençler Hayal Kuramıyorlar’

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda, Türkiye geneline iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?  

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, dünyada gençlere armağan edilen tek bayram ve bu yapan tek ülkeyiz. Cumhuriyet kurulurken Mustafa Kemal Atatürk, geleceği gençlere emanet etti. Bunun en büyük nedeni ise geleceği gençlerde görmesi ve savaş döneminde gençlerin elini taşın altına koyarak ülkenin kurtuluşu için savaşması. Çünkü Kurtuluş Savaşı’nda, lisede ve üniversitede okuyan o gençler ülkenin kurtuluşu için savaştılar ve çoğu şehit oldu. Bu yıl 19 Mayıs’ın 100. yılı olduğu için de daha çok önem kazanıyor hepimiz için. Bugünkü araştırmalara baktığımızda maalesef gençlerin geleceğe yönelik umutlarında ciddi bir kırılma yaşanıyor. Gençler hayal kuramıyorlar. Gençlerin hayal kurabilecekleri ortamlar yaratmamız ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı sadece bir yürüyüş ve resmi törenlerden çıkarıp; gençlerin geleceğine yönelik fikirleri tartıştıkları, geleceklerine yönelik politikaları konuştukları ve bu konular hakkında çalıştayların yapıldığı bir hafta olması gerektiğini düşünüyorum. Ve gençlerin yeni kariyer yolculuklarında, ‘başka bir kariyer mümkün’ sloganıyla yola çıkarak, kendilerine ait kararlar aldığı ve bu kararların uygulanmasında rol aldıkları bir bayram hafta olarak kutlanmasını diliyorum.

 

Erol Erdoğan

Argetus Araştırma Danışmanı, Sosyolog ve İlahiyatçı Erol Erdoğan’la da yetişkinlerin gençlerle iletişim sorununu ve eğitimin amaçlarını konuştuk.

‘Gençlerin Temel Sorunu Anlaşılamamak’

Türkiye’de genç nüfusun sorunları nelerdir?

Sosyal, kültürel, dini değişim aralığının yüzyıllardan onlu yıllara inmesinden dolayı, kuşaklar arası farklılaşmanın hızı arttığı gibi, niteliği de çeşitlendi. Bu durum, gençlerle yaşça büyükleri olan aile bireyleri, akrabaları, öğretmenleri, yöneticileri arasındaki iletişim sorunlarını devasa hale getirdi. Bu durum, çok doğurgan bir sorun anlamına gelmekte;  gençlerin yalnızlaşması, gençler ve yetişkinlerin birbirlerini anlayamamaları,  gençlere yönelik politikaların ve gençlik çalışmalarının istenilen sonuca ulaşamaması, psikolojik sorunların artması gibi sonuçlar doğurmaktadır. Ben, gençlerle ilgili temel sorunun ‘anlaşılamamak’ ve ‘iletişimsizlik’ hali olduğunu düşünüyorum. Ancak bu sorunları ‘gençlerin sorunları’ olarak tanımlamak ayrı bir sorun, bunlar ‘toplumun sorunları’ ve büyük ölçüde yetişkinlerin gençliği etkileyen sorunları.

‘Eğitimi İstihdam Amacına İndirgedik’

Genç nüfusun eğitime ulaşması noktasında sorunlar yaşadığını düşünüyor musunuz?

Genç nüfusun eğitime ulaşması noktasında hala bazı eksikler var; ama eski dönemlere kıyasla, eğitime erişimde ciddi mesafeler aldık. Okul öncesi eğitim, orta öğretim ve yüksek öğretimde okullaşma oranlarımız arttı ve alternatifler çoğaldı. Hatta yetişkinler için yaygın eğitim imkânları da arttı. Dijital mecraların eğitimde kullanılmaya başlanması da ayrı bir avantaj. Ancak genç nüfusumuz dünya devletlerine göre oransal bakımdan çok yüksek olduğu için eğitim alanında ne yaparsanız yapın, her şeyi yaptık, diyemeyiz.  Eğitimdeki sorunların artmasını eğitime erişim konusu üzerinden değil, daha çok eğitime yüklediğimiz anlam ve insan ile eğitim arasında kurduğumuz ilişkiler üzerinden değerlendirmeliyiz. Bu konu uzun bir tartışma gerektirir. Örnek olsun diye iki tespitimi söylemek isterim. Bir: Toplum olarak eğitimin birincil amaçlarına değil daha çok ikincil amaçlarına yöneldik. İki: Eğitim ve ilimi, çoklu değerinden soyutlayarak istihdam amacına indirgedik. Bunlar sorunları arttırıyor ve eğitim faaliyetlerimizi çoraklaştırıyor.

Çok Dil Bilmek Avantaj

Muhafazakâr gençlerin geleceğe dair hayalleri, hedefleri, umutları nelerdir? Gelecek planları, eğitim anlamında ne şekilde? Üniversite eğitimini sürdürmek, Türkiye’de yaşamak, kendini eğitmek ya da yurt dışında eğitim görmek gibi…

Türkiye’deki gençlerin ‘yurtdışında okumak’ eğilimleri artıyor. Bu artışta siyasi nedenler olduğu gibi, genel nedenlerin olduğunu da görmeliyiz. Tüm dünyada ‘başka bir ülkede eğitim almak’ eğilimi artıyor. Çünkü seyahat etmek kolaylaştı, teşvikler ve mali destekler arttı, ulaştırma imkânları çeşitlendi. Gençlerimizin yurt dışında eğitim alma isteklerini arttıran sebeplerden biri de son yıllarda yabancı dilin eğitimin belli aşamalarında baraja dönüşmesi, iş ve akademi dünyasında çok dil bilmenin avantajlar sağlamasıdır. Dünyada ‘Uluslararası öğrenci’ sayısı da artıyor. Şu an Türkiye’de de 150 bine yakın uluslararası öğrenci var, bu sayı her yıl artıyor. Genç nasıl bir aileye mensup olursa olsun, az çok benzer hayaller görüyor, benzer ümitler besliyor. İlgili araştırmalarda gençlerin öne çıkan talepleri şunlar: İyi bir eğitim almak, marka değeri yüksek bir okuldan mezun olmak, sağlıklı olmak, iyi bir aileye sahip olmak, seyahat etmek…

Gençler Aileden Koparılmadan Eğitilmeli

Ülke genelinde genç nüfusa yönelik politikalara eleştirileriniz var mı? Varsa neler?

Eğitimin sadece istihdam amacına yönelik kurgulanmasını eleştiriyorum. Bu, hem eğitimin anlamını ve fonksiyonların azaltıyor; hem de eğitime gereksiz yük getiriyor. Gençlerle ilgili ezberlerimiz çok, ön yargılarımız çok, bunlar gençlerle ilişkilerimizi, onları anlamamızı ve onlara yönelik politikalarımızı eksiltiyor. Genç işsizlik artıyor, dolayısıyla istihdam politikalarımızın iyileştirilmesine ihtiyaç var. Lise gençliğini pedagojik, psikolojik, dini ve sosyolojik bakımından olumsuz etkileyecek biçimde ailesinden uzakta olmasına yol açacak, yurt ve okul planlaması gibi politikaların gözden geçirilmesine ihtiyaç var. Ortaokul ve lise çağındaki çocukların aile aidiyetinden uzaklaşmaları, kapitalizm, ideolojik grupların ve derin yapılanmaların işine yarıyor. FETÖ meselesi bunun açık örneğidir. Çocuklar ve gençlerin, aile aidiyetinden kopmadan, gençlik ruhuna uygun biçimde yaşamalarını sağlayacak iklimleri oluşturmalıyız. Gençlerle ilgili son yıllarda ‘kariyer’ kelimesi öne çıkmaya başladı. Daha önce ‘kişisel gelişim’ kavramı popülerdi. Bunlar, gençliği at yarışı gibi gören yaklaşımları içinde barındırıyor. Kariyer, sanatı, şiiri, edebiyatı, iyiliği, dostluğu, arkadaşlığı, aşkı yok sayan bir heyulaya dönüştü. Konuyu masaya yatırmalıyız.

Gençlere Güven Arttı

Türkiye’de gençlere yönelik olumlu bulduğunuz politikalar var mı? Varsa neler? Yoksa veya eksik bulduklarınız varsa, neler yapılmalı?

Seçilme yaşının düşürülmesi, siyasal katılım imkânlarının artması, eğitim ve spor imkânlarının arttırılması, sanat ortamlarının çoğalması gibi sonuçlara yol açan politikaları olumlu gelişmeler olarak görüyorum. Gençlere güven oranı arttı, ama hala eksik. Gençleri sürekli ‘sorun’ kelimesiyle yan yana kullanan büyükler, arada bir aynaya bakmalı. Bence gençler büyüklerin güç alanına girinceye kadar çok iyiler, sonra sorunlar başlıyor.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend