‘Genç Nüfusta İşsizlik 2005’ten Beri En Yüksek Seviyede’

2c5ec58eb3e6ebe649d3979740ff841e.jpg
TÜİK’in Ocak 2019 işgücü verilerine göre işsizlik oranları, 1988 yılından bu yana Türkiye’nin gördüğü en yüksek oranlara sahip. Genç işgücü olarak tanımlanan 15-24 yaş grubuna ait %26,7 işsizlik oranı akla 2008 krizi sonrasını getiriyor. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız uzmanlardan Toplum Gönüllüleri Vakfı Gençlik Araştırmaları ve Politikalar Koordinatörü Ekin İlke Keleşoğlu; bir an evvel genç işsizliğiyle mücadele için ilgili sivil toplum kuruluşlarının, meslek odaları ve sendikaların da desteğiyle karar vericiler tarafından etkili bir önlem paketi oluşturulması gerektiğini söylüyor.
Burak Bilgehan Özpek

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek, işsizlik seviyesinin yükselişindeki temel sebebin ekonomik, etkilerinin ise toplumsal olacağına dikkat çekiyor. İşsizliğin insanların siyasal aidiyetlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıp adil olarak dağılmamasının tehlikesinden bahsedip, kaynakları tüketen kimlik grupları ve mahrum kalanlar arasındaki gerilimi arttıracağına vurgu yapıyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji doktora öğrencisi Bahtiyar Mermertaş ise konunun toplumsal ve bireysel hayattaki görünüşünü öne çıkararak işsizliğin gençler üzerinde ‘kendi hataları’ olarak algınanışına şöyle değiniyor: ‘Kusur, kalifiye olamama olarak kabullenilen durumun en önemli etkilerinden biri de aileden bağımsızlaşamama. Ailelerin, babadan başlayarak ataerkil yapılanması sadece kültürel, dinsel ve toplumsal değil büyük oranda ekonomik dinamiklere de bağlı. Geleneksel toplumsal ilişkileri ayakta tutan önemli ayaklardan biri ekonomik bağımlılık olduğu düşünülünce daha iyi anlaşılır. Yüksek işsizlik oranı, gençlerin varoluşunu oluşturmasını etkileyen ve toplum içerisinde özerk bir bireysellik geliştirmesine engel olan kilit mekanizmalardan.’

Ekin İlke Keleşoğlu

Toplum Gönüllüleri Vakfı’ndan Gençlik Araştırmaları ve Politikalar Koordinatörü Ekin İlke Keleşoğlu, konunun siyasi neden ve etkilerine gelindiğinde, sebepler arasında küresel ekonominin artan işgücüne yeterince istihdam olanağı yaratamaması olduğu kadar, Türkiye’nin işsizlikle mücadele bağlamında bu problemi aşmakla ilgili güçlü ve uygulanabilir bir politika paketi üretememesini gösteriyor. İstihdam Seferberliği başlığında Türkiye İş Kurumu tarafından uygulamaya geçirilen önlem paketlerinin de genelde işverenin ekonomik yükünü azalmaya yönelik kurgulandığından bahsediyor. Konu genç işsizliği ile mücadelede daha yenilikçi yöntemlerin benimsenmesinin gerekliliğine geldiğinde Keleşoğlu; ‘Gençlik perspektifini tüm süreçlerinde içeren etkin programların kurgulanması gerekiyor. Öte yandan üniversite mezunu olup işsiz kalan genç sayısının hızla artması da bize gösteriyor ki “gençlerin meslek sahibi olmak için eğitim alması gerekir” yargısı geçerliliğini yitirmiş’ diyor.

Ekonomi yönetiminde yapısal düzenlemeler önermek yerine siyasetçilerin kişisel kudretinin öne çıktığını düşünen Burak Bilgehan Özpek, ekonomi performansının olumsuz etkilenişinin en önemli nedeni olarak bunu gösteriyor. Buna ilaveten siyasal popülizmin iç ve dış politikada yaşadığı gerilimlerin de ekonomiyi olumsuz olarak etkileyeceğini söyleyen Özpek, bu durumun 31 Mart seçimlerinde de görüldüğü gibi siyasi iktidarın popülaritesini aşındıracağına dikkat çekiyor.

Bahtiyar Mermertaş

Toplumda genç işsizliğinin gençlerin yetersizliği olarak görme eğiliminin devam etmesi halinde yavaş yavaş da olsa toplumsal ve siyasal etkilerinin çok daha somut olarak görülebileceğini söyleyen Bahtiyar Mermertaş; “Muhalefet partilerine oy veren seçmenler, son yerel seçimlerde de görüldüğü gibi, iktidar partisini cezalandırmak için kendi politik çizgisinin tamamıyla dışında gördüğü adaylara oy verebilir. İktidar partisi seçmenleri, kısa dönem için kendi partisini savunma eğiliminde olsa da uzun vadede farklı alternatiflere yönelebilir,” diyor.

Türkiye’de ekonomik ilişkilerin tanzim edilirken, siyasi kayırmacılık ve kimliğe dayalı dışlama mekanizmalarından bahseden Mermertaş, en büyük iş veren olan devlet kademelerinde iş bulma ve yükselmenin siyasi bağlantılarla, aktörler ve politik yapı değişse de elde edilen ayrıcalıkla mümkün olduğunu dile getiriyor; toplumun da bunun karşısında bir dizi taktik geliştirdiğini dönüşen iktidarlara ve “makbul” sınırlarına göre konum aldığını ifade ediyor.

“Herkesin iktidar çevresine yakın pozisyonlara yerleşmesi, iktidara yakın çevrelerde de kendi içerisinde bir kast sistemi oluşturmuş ve bizzat iktidar partisi seçmenleri içerisinde bazı dışlanmışlar yaratıyor. Sonuçta dağıtılan ayrıcalıkların da bir sınırı var. Diğer yandan iktidar partisine muhalif duran toplumsal kesimlerde de ciddi bir tepki birikiyor. Tüm gençlerin, iktidara ve onun dünya görüşünden uzaklaşması, uzun vadede Türkiye’deki politik hayatı kökünden değiştirecek gibi duruyor,”

Genç İşsizliği Giderek Artacak

Çıkan %26.7’lik oranın bize ne söylediğini sorulduğunda ise alınan yanıtların hiçbiri olumlu olmuyor.

Bir an evvel genç işsizliğiyle mücadele için ilgili sivil toplum kuruluşlarının, meslek odaları ve sendikaların da desteğiyle karar vericiler tarafından etkili bir önlem paketi oluşturulması gerektiğinin altını çizen Keleşoğlu, aksi takdirde genç işsizliğinin artarak devam edeceğinin sinyallerini verdiğini söylüyor.  

“Gençlere dünya ile rekabet edecek eğitimi veremiyor, onlara sistem içerisinde yükselmeleri için kurumsal ve adil bir yol öneremiyoruz,” diyen Özpek, üniversite sorununun bina yaparak çözülemeyeceğinden bahsediyor.

Konuya farklı bir açıdan bakarak, işsizliğin gençleri bağımsızlaştırmama durumunun tersine bir etki yaratarak, gençlerin ailelerini dönüştürmesiyle sonuçlanabileceğini düşünen Mermertaş ise, “Sonuçta toplumsal değerler sadece tek yönlü aktarılan bir süreç değil, asimetrik de olsa karşılıklı bir süreç işliyor. Genç işsizliği ve genel olarak kötü ekonomik koşulların sonuçları, 31 Mart seçimlerinde de görüldü. Özellikle, ekonomik krizin ilk etkilediği büyük şehirlerde, AKP’nin kaybetmesinin bir nedeni de ekonomi yönetimiyle ilgiliydi,” diyor.

İşsizlik Oranları Bize Neyi Anlatıyor, Neyi Anlatmıyor?

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend