3. VegFest’e Hayvan Hakları Mücadelesi Damgasını Vurdu

festival-genel.jpg
Üçüncü VegFest Aydın’ın Didim İlçesi’nde 19-22 Nisan tarihleri arasında Apollon Tapınağı yakınında gerçekleştirildi. Didim Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılan festivalin bu yılki etkinliklerine hayvan hakları mücadelesi yapan dernek, inisiyatif ve aktivistler damgasını vururken; Hürriyet Gazetesi yazarı Cengiz Semercioğlu’nun yazısıyla başlayan tartışmayı değerlendiren Hayvan Hakları Topluluğu Kurucusu aktivist, yazar Zülal Kalkandelen, gazetecilere verilen yemeğin festival kapsamında olmadığını belirterek, “ Didim tarihi ve kültürünün tanıtılması için getirilen bir gazeteci grubunun ‘Vegfest var, oraya da bir uğrayalım’ demesiyle gelen medya mensuplarıydı. Festival bünyesinde gazetecilere kebap yedirme söz konusu değildir. Umarım köşesinde yaptığı hatayı düzeltir, özür diler. Ama asıl hoş olmayan Türkiye Vegan Derneği’nin bunu benimseyip sayfalarından duyurması oldu. Asıl üzücü olan o.” diye konuştu.

Türkiye’nin ilk ve tek vegan festivali Didim VegFest’in üçüncüsü çok sayıda ziyaretçinin katılımıyla gerçekleştirildi. Didim Belediyesi’nce organize edilen festivalde hayvansal ürünlerin olmadığı 200 stant yer alırken; bir çok da etkinlik düzenlendi. Festival kapsamında gerçekleştirilen konserlerde, ilk gün Pamela sahne alırken, ikinci günkü konser programı şehit haberi nedeniyle iptal edildi, üçüncü gün de Derya Uluğ sahne aldı. Festivalin son gününde ise enstrümantal ve deneysel müzik yapan Nirvan Bilirmul ile vegan sanatçı Pınar Keleş sahne aldı.

Didim Kaymakamı Mehmet Türközü festivalde yaptığı konuşmada vegan meselesinin farkında olmanın önemine değinerek, “Daha önceki görev yerlerimde bal festivali yaptım, sonra süt festivali yaptım, şeftali festivali yaptım, dondurma festivali yaptım. Ama bu harika bir festival. Belki içimizde çok az vegan var ama vegan meselesinin farkında olmak, buna dost kent olmak gerçekten önemli. Vegan ünvanı alma konusunda dünyada 2 kent var; biri Barselona biri Didim. Bu nedenle çok önemli.” diye konuştu.

31 Mart yerel yönetimler seçiminde yeniden Didim Belediye Başkanlığına seçilen Ahmet Deniz Atabay da festivale halkın sahip çıktığını belirterek veganlık meselesinin felsefi yönünü de benimsediklerini şöyle dile getirdi: “İlk ikisinden de memnundum fakat bu seneki festivalden son derece memnunum. Vegan festivali gibi bir organizasyonu düzenlemek o kadar kolay değil, çok disiplin isteyen ve kurallara uyulması gereken bir organizasyon. Paydaşımız halk. Yerel halk sahip çıkmazsa bugüne kadar gelemezdik. Dışardan gelen bilinçli insanların da konuya sahip çıkıp ortak payda da buluşmamız ileriye dönük olarak bizi memnun ediyor. Didim Vegfest sadece ilçemizi tanıtmak için değil; vegan festivale sıkı sıkıya bağlı olduğumuz için, felsefi yönünü benimsediğimiz için ekip olarak buna odaklandık.”

“Atlı Faytonlar Kaldırılacak”

Başkan Atabay, Didim’in vegan dostu kent yolunda adımlar attığını, dördüncü festivale kadar ilçede atlı faytonların kaldırılacağını belirterek, “Bizden evvel yapılmış bir sözleşmeleri var fayton sahiplerinin, o sözleşme bu yıl bitiyor. Ben vegan felsefesine uygun olarak vegan insanların eleştirilerini kabul ediyor ve onlara katılıyorum, hak veriyorum. Ancak sadece festivali başarısız kılmak ve kamuoyunda festivalin üzerinde tartışılacak bir konu üzerine çıkarmaya çalışanları şiddetle kınıyorum. Bu Türkiye’de ilk vegan festivalidir, 3.’sü düzenleniyor. Bu sene kıvamını bulup oturdu. Kanunlar çerçevesinde yaptıkları sözleşme, bu sene sonuna kadar hakları var. Bittiği an zaten kalkacak. Dördüncü vegan festivalinde atlı faytonları görmeyeceksiniz.” dedi.

 “Yeni Düşüncelerle Doğaya Dönüş Sağlamalıyız”

Dünya Kardeş Şehirler Turizm Birliği (TCWTA) Genel Sekreteri Hüseyin Baraner de festivali değerlendirirken, değişen dünyada turistlerin de artık daha seçici olduğunu, çevreye duyarlı, doğa ve hayvan sevgisinin korunduğu yerleri daha çok tercih ettiğini vurgulayarak sadece bina yaparak artık bir yere ulaşılamayacağını vurguladı. Turistlerin artık deniz, kum, güneşle yetinmediğini belirten Baraner, “‘Bina yaptım gelin burada dinlenin’ anlayışı eskiyen bir model. Turistleri artık içinde sanat, doğa, hayvan sevgisi, kültüre saygı olmayan konularda pek heyecanlandıramıyoruz. Bugünkü yeni arayışları olan dünyada özellikle doğanın korunması, ormanların, denizlerin korunması ile ilgili inandırıcı çalışmalar yapan, özellikle dünyadaki aşırı beslenmeden de arınmak için kendine kapılar açan Didim gibi yerlerin saygınlığı artıyor” dedi. Dünyada aşırı ve zulmedici bir şekilde hayvansal et tüketimi olduğunu savunan Baraner, “Hayvanlar çok hızlı yetiştiriliyor, çok acı çekiyor, ilaçla o kiloya getiriliyor, biz bunu yiyoruz. Her anlamda tehlikeli bir olay. Bütün bunlardan dolayı vegan olanların sayısı dünyada hızla artıyor. Biz de Didim’den dünyaya bir mesaj göndermek istedik. Bu festival gibi etkinlikler dünyada Türkiye’nin yumuşak gücünü arttırıyor. Çünkü şu an ne yazık ki ne sanatta, ne bilimde, ne arkeolojide, ne de sporda varız. Yokuz yani. Bu festival de geleneksel hale dönüşecek, eminim 10-20 yıl sonra Anadolu ve Avrupa’nın en büyük vegan festivali olmuş olacak, bunun temelleri atılmış oldu. Ben şunu söylemek istiyorum: artık Türkiye’ye akıllı şehirler değil, akıllı şehirliler lazım. Dolayısıyla yaşama sevinç ve saygı katan, zenginlik katan projeleri çoğaltarak Türkiye’nin yumuşak gücünü kuvvetlendirmemiz lazım. Türkiye çok betona, asfalta, demire, çeliğe oynadı. Dolayısıyla yeni düşüncelerle doğaya dönüş sağlayarak bir yaşam düzeni sağlamalıyız.” diye konuştu.

“Semercioğlu Özür Dilemeli”

Festival komitesinde görev alan ve Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu Kurucusu aktivist, yazar Zülal Kalkandelen, festivalin diğer yıllardan daha iyi geçtiğini belirterek, “İlk iki yılda aksayan durumlar daha fazlaydı. Benim başından beri istediğim şuydu; bu bir hayvan özgürlüğü mücadelesi. Bu mücadeleyi Türkiye’de sırtlayan aktivist gruplar var. Onlar her zorluğu göze alarak çok çeşitli şekillerde mücadele ediyorlar. Ve ben onlara mutlaka bir konuşma platformu verilmesi gerektiğini vurguladım. Yani orada sadece gelip stant açmaları değil, konuşmacı olmaları ve verdikleri mücadeleyi anlatmalarını arzuluyordum. Eskiden daha yemek ağırlıklı, vegan yiyeceklerin sergilendiği ve farklı ürünlerin sergilendiği bir ortam vardı. Ama sahnedeki konuşmaların mutlaka veganlık ve hayvan özgürlüğü üzerine odaklanmasını çok faydalı gördüm. Dolayısıyla bu yıl ikisini de buluşturdu.” Dedi.

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Cengiz Semercioğlu’nun festivale yönelik “Vegan festivalinde kebap yedirdiler” başlıklı yazısıyla çıkan tartışmaya da değinen Kalkandelen, böyle bir durum olmadığını belirterek, “Kendisine sarf edilen bir sözü herhalde konuyu araştırmadan köşesine taşımış. Bahsettiği etkinlik, festival kapsamında gerçekleşmiş bir şey değil. Didim tarihi ve kültürünün tanıtılması için getirilen bir gazeteci grubu ‘Vegfest var, oraya da bir uğrayalım’ diyerek gelmiş.  Festival bünyesinde gazetecilere kebap yedirme söz konusu değildir. Umarım köşesinde yaptığı hatayı düzeltir, özür diler. Ama asıl hoş olmayan Türkiye Vegan Derneği’nin bunu benimseyip sayfalarından duyurması oldu. Asıl üzücü olan o.” Dedi.

Zeynep Casalini: “Etik Nedenlerden Veganım”

Vegan festivalin ilkinde konser vererek yer alan vegan sanatçı Zeynep Casalini bu yıl bir stant açtı. Kendi vegan tarifleriyle festivale katılan Casalini sevenleriyle burada bir araya geldi. Küçük kızının doğduğundan beri vegan olduğunu vurgulayan sanatçı veganlığın sağlık açısından sorun teşkil etmediğini vurgulayarak, “Sağlıkla ilgili sorunlarım vardı. Silvia Egger Gündevir’den yaşam rehberliği almaya başladım. Hayvan katliamlarını, ne kadar korkunç şeylerle beslendiklerini, neler getirdiklerini ondan öğrendim. Ardından vegan oldum. Şimdi çok daha iyiyim. Artık etik veganım, sağlıkla alakası yok. Benim kızlarım da vegan, küçük kızım doğduğundan beri vegan. İyi beslenmek gerekiyor. Yani sütte neden kalsiyum var? Çünkü inek otla besleniyor. Neden sen inekten geçmiş bir şeyi alıyorsun? Mesele kalsiyum almaksa ot ye. Ayrıca çocuğuna ne alıştırırsan onu yer. Hiç hastalık sorunu veya herhangi bir sıkıntı da yaşamadık. İnsanlar protein eksikliği olursa diye korkuyorlar. Oysa bugün hastaneler kalp-damar hastalıklarından geçilmiyor. Ama protein eksikliği diye bir oda yok!”  diye konuştu.

“HADMEK Sonuçları Kamuoyu Oluşturulmasın Diye Açıklamıyor”

Deneye Hayır Platformu festivalde açtıkları stantta, ziyaretçileri  deney hayvanlarına yapılan işkenceler konusunda bilgilendirdi. Platformdan Burak Özgüner, vegan olma öyküsünü ve yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: “2011 yılında çekim için Tuzla’da Avustralyalı bir ekiple çevirmen olarak mezbahaya girmiştim. Oradaki zulme tanık olduktan sonra vegan oldum. Bahsettiğim mezbaha, Balkanların en büyük mezbahası, günde en az 2 bin koyun kesiliyor, ayrıca büyük baş da var. Bu kadar büyük bir yere girmemiştim, onunla birebir yüzleşmek çok zor oldu. Deneye Hayır Platformu’yla Türkiye’nin pek çok yerinde insanları bilgilendirmeye çalışıyoruz.  Deneylere dair insanlar pek bir şey bilmiyorlar, çok teknik de bir konu. Endüstri tarafından gizli saklı şekilde gerçekleştirilen bir durum söz konusu. Bu nedenle insanlara anlattığımızda şaşırıyorlar. Her üniversitenin veya deney yapan merkezin kurması gereken yerel etik kurullar var. Bu kurulların onayladığı projeler HADMEK’te (Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu) toplanıyor. Normalde bu kurul deneyleri kategorize ediyor; temel tıp bilimleri, tedavi amacıyla deneyler, davranış üzerine deneyler diye kategoriler var. Bunların yayınlanması gerekiyor. Ama tepki çekmemek adına veya sivil toplum örgütleri, hayvan hakları dernekleri kullanıp kamuoyu oluşturamasın diye bunları açıklamamakta direniyorlar. “

Yerel Halk Festivalden Memnun

İlk festivalden bu yana hazırladığı veganize edilmiş yiyeceklerle stant açan ev hanımı Fatoş Yiğit festivalden çok memnun olduklarını belirtti. Yiğit, festival öncesi Kuşadası’nda gerçekleşen eğitimde vegan yoğurt, çikolata, köfte, kokoreç gibi yiyecek yapımını öğrendiklerini belirterek “Bu yıl 16 tepsi vegan baklava sattım, çok beğendiler. Biz kadınlar olarak da burada çok faydasını gördük festivalin. Kızım yurt dışında okuyor. Onun giderlerine de buradan kaynak oldu.” dedi.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend