İşsizlik Oranları Bize Neyi Anlatıyor, Neyi Anlatmıyor?

entrepreneur-1340649_1280-1280x905.jpg
Her ayın 16 veya 17’sinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) üç ay öncesine dair işgücü istatistiklerini yayınlıyor. Özellikle artan veya azalan işsizlik oranlarından bahsedilen haberlerde rasgeldiğimiz bu sayılar çoğunlukla bir iki gün içinde gündemden düşüyor. Bu ay ilan edilen Ocak 2019 işgücü verileri normalden biraz daha uzun süre gündemi işgal etti. Zira, % 14,7’lik işsizlik oranı işgücü istatistiklerinin düzenli toplanmaya başladığı 1988 yılından beri Türkiye’nin gördüğü en yüksek oranlara erişmiş durumda. En son 2008 küresel ekonomik krizini takiben Şubat 2009 ve Mart 2009’da %14,8 ve %14,7’lik işsizlik oranlarını görmüştük.

Bu noktada bir parantez açmakta fayda var. Ekonomik krizlerle birlikte hemen herkes ekonomi uzmanına dönüşmüş olsa da işsizlik oranının toplam nüfus içerisinde işsiz olanları işaret etmediğini hatırlatmalıyım. Ya da geçtiğimiz ay sosyal medyada sıkça paylaşılan Güldür Güldür skecinin sonunda söylendiği gibi işsizliğin %10 olmasının nüfusun %90’ının çalıştığı anlamına gelmediğini söyleyelim. Öncelikle, işsizlik verileri çalışma çağındaki nüfus için hesaplanıyor. Yasal çalışma yaşı olan 15 yaş ve üzerindeki nüfusun tamamını temsil edecek bir örnekleme her ay gidilerek uygulanan TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi ile örneklemdeki hanelerde yaşayan bireylere çalışma durumları soruluyor. Bir kişinin işsiz sayılması için öncelikle çalışmıyor olması gerekli. Ancak, her çalışmayan kişiyi de işsiz saymıyoruz. Örneğin ev kadını veya öğrenci olduğu için çalışmayan ve iş de aramayan kişiler işsiz olarak değil işgücüne dahil olmayan nüfus olarak tanımlanıyor. Dahası, uzun süredir işsiz olup iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramaktan vazgeçmiş (son dört hafta içerisinde iş aramamış) bir kişi de işgücünün dışında sayılıyor. İşsizlik oranı ise bu tanıma uygun işsiz sayısının işgücüne (çalışanlar + işsizler) bölünmesiyle elde ediliyor. Eğer çalışma çağındaki nüfusun yüzde kaçının çalıştığını merak ediyorsanız bakmanız gereken gösterge istihdam oranı. Bu oran, çalışma çağındaki nüfusun yüzde kaçının çalıştığını bize gösteriyor. Maalesef, son dönemde bu oran da düşme eğiliminde. TÜİK’in açıkladığı Ocak 2019 verilerinde istihdam oranı %44,5. Yani 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yarısından fazlası çalışmıyor. Bu %44,5’ün içerisinde de yaklaşık %4’lük -çoğunlukla tarım sektöründe çalışan- ücretsiz aile işçileri de var.

Son TÜİK verilerindeki çarpıcı bir başka veri de genç işsizliği oranı. İşgücü istatistiklerinde genç işgücü çağı olarak tanımlanan 15-24 yaş grubuna ait işsizlik oranları bireylerin işgücüne ilk kez katıldıkları dönem olması açısından önemsenen bir gösterge. Ocak 2019 verilerinde genç işsizlik oranı %26,7. Bu oran da yine 2008 krizi sonrası dönemdeki yüksek genç işsizlik oranlarına yakınsıyor. Genç işsizliği soruna dair can yakıcı verilerden biri de ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı. Uluslararası literatürde NEET (Not in education, employment and training) olarak anılan bu göstergeye daha önce başka bir Sivil Sayfalar yazısında da  değinmiştim. Sanayi devrimi sonrası toplumlarda ekonomik ve sosyal kalkınma için önemi sıkça tekrarlanan genç nüfusun önündeki engeller küresel ekonomik krizlerle birlikte gittikçe yükselirken, genç nüfus içinde eğitimden kopmuş, istihdam piyasasından da dışlanmış ciddi bir nüfus var.  OECD gibi uluslararası kuruluşların hazırladıkları raporlarda özellikle küresel ekonomik krizin ardından pek çok ülkede NEET oranının arttığı ve bu grubun sosyal dışlanma riski yüksek olduğu için hedefe yönelik sosyal politikalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor[1]. 2014 yılından beri TÜİK’in işgücü istatistikleri arasında bu göstergelere de yer veriliyor. 15-19, 20-24 ve 25-29 olmak üzere üç ayrı yaş grubu için yayınlanan bu istatistiklere göre Ocak 2019’da ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 15-19 yaş grubu için %17,3. Bu yaş grubundaki gençlerin büyük bölümü 2012 yılından beri zorunlu eğitim kapsamında olduğu için NEET oranı üst yaş kategorilerine göre biraz daha düşük. Ancak, bu oran 20-24 yaş grubunda %34,4’e, 25-29 yaş grubunda ise %36,4’e çıkıyor (Bkz. Grafik 1).

 

Grafik 1

 

Ekonomik ve sosyal kalkınmanın motoru olacağını varsaydığımız bu yaş gruplarında gençlerin üçte birinin atıl durumda olması gerçekten endişe verici. Dahası Türkiye’deki pek çok toplumsal meselede olduğu gibi bu konunun da çarpıcı bir toplumsal cinsiyet boyutu da var. Hem işsizlik hem de NEET oranlarında kadınların durumu erkeklerden daha kötü. 15 yaş ve üstü kadınlar için işgücüne katılma oranı %33,6 (erkeklerde %71,1), işsizlik oranı %16 (erkeklerde %13,8). Yani kadınlar hem işgücüne daha az dahil oluyorlar hem de iş bulma şansları da erkeklerden daha düşük. Genç işsizlik konusunda da resim benzer. Erkekler için %39,9 olan 15-24 yaş arası istihdam oranı genç kadınlarda %22,3. Ne eğitim ne istihdamda olanların oranında durum daha da vahim. Genç kadınlar için NEET oranı 15-19 yaş grubunda %21,1, 20-24 yaş grubunda %44,9, 25-29 yaş grubunda ise %54.

Peki, dünya ile karşılaştırdığımızda neredeyiz? Çoğunluğu gelişmiş ülkelerden oluşan OECD üyeleri bu anlamda iyi bir nirengi noktası olabilir. OECD’nin en güncel verileri 2017 yılına ait. Bu yılın verilerinde Türkiye için 15-64 yaş arası nüfusta işsizlik oranı %11,2. Bu oran OECD ortalaması olan %6,5’in hayli üzerinde ve OECD ülkeleri arasında en yükseklerden biri ama İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinden düşük. Ancak, Türkiye için daha vahim tablo işgücüne katılım oranlarında ortaya çıkıyor. 2017 yılında 15-64 yaş arası nüfusun işgücüne katılım oranı OECD ülkelerinde ortalama %72,1 iken Türkiye’de %58. Bu istatistikte açık ara sonuncu sıradayız. Türkiye’ye en yakın ülke %63,4 ile Meksika. Kadınların işgücüne katılımında fark daha da büyüyor. OECD 2017 ortalaması %64 iken, Türkiye’de oran %37,6. Sondan ikinci sıradaki Meksika’da ise %46,7 (Bkz. Grafik 2).

 

Grafik 2

 

En başa dönersek, evet işsizlik oranları son aylarda ciddi oranda yükselmiş durumda. Fakat, işsizlik oranları işgücüne dair resmin sınırlı bir kısmını bize gösteriyor. Resmin geri kalanı ise Türkiye için maalesef daha fazla iç karartıcı. İş aradığı halde bulmayanların ötesinde işgücü piyasasının dışında kalmış ciddi bir nüfus var. Özellikle gençler ve kadınlar arasında hem işsizlik hem de işgücüne katılım daha da vahim düzeylerde. Ekonomik krizin etkilerinin belirginleşmesiyle birlikte en azından bir süre daha kötüye gidecek gibi gözüküyor.

[1]Carcillo, S., Fernandez, R., Königs, S., Minea, A. (2014). NEET Youth in the aftermath of the crisis: challenges and policies. OECD Social, Empolyment, and Migration Working Papers, No.164. https://doi.org/10.1787/1815199X

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend