Değişen Yaşlılık Algısı ve Yerel Yönetimlere Düşen Görevler

Kapak-foto_1.jpg
Sağlık teknolojisinin gelişmesine bağlı olarak yaşam süreleri uzarken, bireylerin kaliteli bir yaşlılık dönemi geçirmesi için yapılan çalışma ve yatırımlar zaman zaman eksik kalabiliyor. Toplumdaki yaş ayrımcılığı ve yaşlıya karşı olumsuz bakış açısı, emeklilik döneminde düşüşe geçen ekonomik durum yaşlıların sorunlarının başında geliyor. Bütünsel bakış açısı içinde yaratılan çözümler yaşlılık döneminin kaliteli geçmesini, toplumun sağlıklı ve bilinçli yaşlanmasını sağlayacaktır.

Yaşamın öğleden sonrası, en az sabah kadar anlam doludur; sadece onun anlamı ve amacı farklıdır. (Jung – 1943)

Modernleşmeyle birlikte gelişen tıbbi teknoloji ve sağlık reformlarının yarattığı olanaklar insanların yaşam süresinin uzattı. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte emeklilikte geçirilen sürenin de uzaması, doğrudan üretim içerisinde olunmayan süreyi artırdı. Bu doğrultuda da yaşlılığın ekonomik ve sosyal bir yük olarak görüldüğü kabulü yaygın bir görüş haline geldi.  Yaşlılara yönelik sosyal politika uygulamalarındaki eksiklikler, emeklilik nedeniyle ekonomik durumun olumsuz etkilenmesi ve toplumun yaşlının ‘’geri çekilmesini’’ talep etmesi, aktif ve başarılı bir yaşlanmayı ortadan kaldırarak yaşlıya yönelik ayrımcılığa yol açıyor.

Sistem Yaşlanmayı Kötü Gösteriyor

İnsanlar, aktif ve başarılı yaşlanmayı fiziki olarak “genç” gibi görünerek yakalayacaklarına inandırılıyor. Genç gibi yaşlanmak için birçok ilaç ve krem kullanılması gerektiği savunuluyor. Sistem kafamızda ki “bilge” yaşlı imajı yerine; kendini olduğu gibi kabul etmeyen, sürekli genç görünmek için çabalayan, yorgun, gergin ama genç görünen bir yaşlı imajı sunuyor. Sistem yaşlılığın fiziksel olarak bir düşüş getirdiğini öne çıkarsa da kişilik ve ruhsal açıdan daha işlevli olma hususunu göz ardı ediyor.

Sorulması gereken temel soru; “Yaşamın öğleden sonrası ve sabahının birbiri ile aynı olup olmadığı.” Sabah büyük görünen bir şey akşam küçük görünecek, gündüz iyi olduğu kabul edilen bir şey akşam kötü olabilecektir. Analitik psikolojinin kurucusu Jung, hayatın evrelerindeki bu farklılığı yakalamak için ruhun doğasını yani kendi dünyamızı keşfetmemiz gerektiğini söylüyor. Çünkü insan gelişimi ömür boyu devam ettiği için bu noktada yapılması gereken geçmişe saplanarak sorunlu bir yaşlılık dönemi geçirmek yerine gençken kendi dünyamıza yatırım yapmaktır.

Yaşlılığın hastalıkları beraberinde getirdiği ön kabulünü yıkmak mümkün. Sağlıklı beslenmek, yaşamı güncel bilimsel bilgilerle sürdürmek, fiziksel ve zihinsel aktiviteleri en üst düzeyde tutmak kaliteli bir yaşlılık için zemin hazırlar.

Yerel Yönetimler Yaşlıya Hizmet Sunmayı Öğrenmeli

Bugün ‘’sağlıklı yaşlanma’’ dediğimiz kavramın arka planında sadece bireyin kendine yaptıkları yer almıyor. Bireyin bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı yaşlanabilmesi yönetim erkinin sunduğu imkanlara da bağlı. ‘’Asla yaşlanmıyor’’ cümlesine özne olan insanlar; bir ideale bağlı, sosyal ilişkileri güçlü, hedef sahibi, hobileri olan ve yeni hobiler edinebilen, güncel bilgiye ve değişime açık insanlar. İnsanların bu yönlerini geliştirmesi gençken teşvik edilmeli, buna uygun oluşturulan ortamların yaşlılıkta sürdürülebilir olması gerekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü 2017 yılında, yaşlı nüfusunun artmasıyla yaşam süresinin uzamasına yönelik araştırmalara paralel olarak yaş dilimlerini yeniledi. Buna göre; 0-17 yaş arası ergen, 18-65 yaş arası genç, 66-79 yaş arası orta yaş ve 80-99 yaş arası yaşlı olarak belirlendi.

Türkiye İstatistik Kurumunun, 2017 verilerine göre son dört yılda 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus %17 artarak neredeyse 7 milyona ulaşmıştı. Türkiye’de yaşlı kavramını değerlendirmek için 65 yaşın ileri bir yaş olması karşısında yine de bu rakam oldukça ciddi.

Ortanca Yaşın 31.7 Olduğu Bir Ülkede Yaşlanma ve Yaşlılığa Yatırım Yapılmalıdır

Nüfus projeksiyonlarına göre, Türkiye’de yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10.2, 2030 yılında yüzde 12.9, 2040 yılında yüzde 16.3’e yükselmesi öngörülüyor. Bununla birlikte 2040 yılına gelindiğinde ortanca yaş ise 38.5 olacak. Bu veriler ışığında insanların yaşlılığa hazırlanmasında yerel yönetimlere bilinçli projeler ortaya koyması açısından önemli görevler düşüyor.

En basit ifadeyle yerel yönetim, şehirdeki yaşlılığın dönüşümünü planlamalı ve buna uygun kurumlar açmalı. Kişinin, yaşlı danışma merkezleri ya da sağlıklı yaşlanma merkezlerinde danışabileceği konunun uzmanı gerontolog ve diğer meslek uzmanlarının bulunması kişiyi yaşlılık konusunda bilinçlendiriyor. Tabii sadece bilinçlendirmede yeterli bir adım olmayıp, ömür boyu gelişim ve öğrenmeyi devam ettirmek, rol kaybının yerini doldurabilmek ve kişinin rezervlerini koruyabilmek de oldukça önemli.

Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Tufan’ın kurduğu Tazelenme Üniversitesi’nde 60 yaş ve üzeri yaşlı bireyler, tıpkı bir üniversite öğrencisi gibi eğitim alıyor. Tazelenme Üniversitesi’nde yaşlılar hem var olan yeteneklerini koruyor hem de bunlara yenilerini ekleyerek bedensel ve ruhsal zindelik sağlıyor.

Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte yönetimlerin ortaya koyacağı proje ve uygulamaların, nüfus projeksiyonlarını anlayarak oluşturması, kuşaklararası ilişkileri kuvvetlendirip teknolojiyle yaşlıları buluşturması, Alzheimer gibi bakıma muhtaç hastalıklar için profesyonel çözümler sunması gerekiyor.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend