Yaprak Dengiz’le ‘Zakirlik’ Üzerine…

IMG-1263.jpg
Yaprak Dengiz, 14 yaşından beri cemlerde zakirlik hizmeti yapan nadir kadınlardan biri. Dengiz'le zakirlik ve Aleviler'de kadının yerini konuştuk.

Zakirler, Alevilikte cem ibadetinin 12 hizmetinden biri olan zakirlik hizmetini yerine getirirler. Zakirler  aynı zamanda ağır baskı koşullarında yani Aleviliğin güvencede olmadığı, Alevilerin inançlarını gizli tutmak durumunda kaldıkları, yol ve erkanın yürütülmediği veya gizlice yürütülmek zorunda kaldığı zamanlarda inancın devamı noktasında bellek taşıyıcılığı da yapıyorlar.

Zakir’in zikri saz ile
Kuran okur avaz ile
Mümin Müslim niyaz ile
Zakir sana haber olsun

Şehirleşme ile birlikte Alevilerin cemevleri aracılığıyla sürdükleri cem ibadetlerinde zakirlik hizmetini çoğunlukla erkekler yapıyor. Ancak sayıları az da olsa zakirlik hizmetini yapan kadınlar var.  14 yaşından beri cemlerde zakirlik hizmeti yapan Yaprak Dengiz de bunlardan biri. Dengiz ile zakirlik ve Alevilerde kadının yeri üzerine konuştuk.

İşletme mezunuyum özel sektörde muhasebecilik yapıyorum. Aslen Ardahan Damallıyım. Gözükızıl Ocağının talibiyim. 14 yıldan beri farklı Alevi kurumlarında zakirlik yapıyorum. 8 senedir semah öğreticiliği yapıyorum, bunun yanı sıra zakirlik eğitimleri vermeye devam ediyorum.

Alevilikte zakirlik nedir, manası nedir?

Alevilikte zakirlik cem halkının hakka ulaşan kapısının sırrıdır bir yerde. Evveliyatına gidildiğinde aslında Davud Peygamber’e kadar dayanmaktadır. Sesi ve avazı ile cümle mahlukatlara hitap eden bir peygamberdir. Hakk bunu Davud Peygamber’de nişan kılmıştır. Ve inançta zakirlik Aleviliğin anlatımındaki en büyük kapılardan birisidir, belki de kapıların başıdır. Anadolu’da zakirlerin çaldığı bağlamayı “Telli Kuran” diye nitelendirirler, çalınan nefeslere ayet derler. Aşığın sözü kuranın özü diye bir söz vardır yine Anadolu’da. Müzik ile ibadet çok eskiden beri bir arada olmuştur. Bunu Anadolu’da, Mezopotamya’da ve pek çok toprakta görmek mümkün. Alevilik inancı bunun misallerinden biri olmakla beraber müzikle ibadeti sürdüren ve bu ikisini birbirinin içine geçiren bir inançtır. Dolayısıyla zakirin hizmeti oldukça kutsal ve mühimdir. Bu sebeple zakir, bir diğer adı ile âşık; ”Pir Ana’dan” veya Pir Dede’den himmet alır ve hizmete başlar. Pir ile bağlantılı halde devam eder.

Zakirliğe nasıl başladınız?

Zakirliğe bağlama kursuna gittiğim bir cem evinde manasını henüz idrak etmemişken hasbelkader bir şekilde başladım. Sonra katıldığım muhabbetler, erkanlar ile o manevi teslimiyeti hissetmeyle devam etti. Kişi zakirliğe başlandığı, işin içine girildiği zaman ister istemez bir dürtü hissediyorlar içlerinde ve sanırım o aşk, o sırada başlıyor. Daha sonra aşk süreci kendiliğinden başlıyor ve ilerliyor. İki sene sonra olsun, beş sene sonra olsun bir zaman sonra illaki o aşkı, o teslimiyeti hissedebiliyorlar kendilerinde.

Çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Çevremden her türlü tepkiyi aldım. Olumsuz tepkilerin tek sebebi ise yalnızca kadın olmam. Bir taraftan Aleviliğin özünde yaşanan ve diğer birçok inançtan ayrı kılan kadın erkek eşitliğinin var olduğunu gösteren bir örnek olarak görülüyorum. Diğer taraftan; “kadının postta ne işi var!” gibi gerici yobaz bir tepki ile karşı karşıya kaldım ve 14 yıldır zakirlik yapıyorum, 14 yıldır hala aynı tepkiyi alıyorum. Bu kadın zakire ve Pir Ana’ya Aleviliğin kuralıymış gibi gösterilen tepki “erkekleşen Alevilerin” çıkardığı bir cinsiyetçi kuraldır. Alevilikte böyle bir şeye yer yok; zaten bu inancın özelliği de kadın ve erkek ayrımı yapmaması, cinsiyetçi olmamasıdır. En özgün olduğu alan cinsiyet eşitliğiyken ben bu inancın sözde talipleri tarafından cinsiyetçiliğe maruz kalıyorum ve yalnız değilim. Tabii ki her yerde böyle değil; ama çoğunluk kadın erkek ayrımı yapıyor dememde bir sakınca yok. Örneğin talibi olduğum Gözü Kızıl Ocağı’nın cemlerinde posta oturup zakirlik yapıyorum ve ben sormadan onlar beni arıyorlar cemlere davet ediyorlar. Böyle değerli yerler de var.

Sizin gibi cemlerde zakirlik yapan kadınlar çok var mı?

Açıkçası benim birebir tanıdığım kadın zakir yok. Aslında isterim ki kadın zakirler birbiri ile görüşüp kadın aşıklar diye bir oluşum meydana getirsin. Kim bilir belki ilerki zamanlarda böyle bir oluşum meydana gelir.

Alevilikte kadının önemli bir yeri var. Bugün Alevilerde kadının yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet Alevilikte kadının çok büyük bir önemi var; Fatıma Ana, Kadıncık Ana, Elif Ana bunun için verilebilecek örneklerden yalnızca birkaçı. Günümüzde ise kadınlar yalnızca ev işlerini görüp hizmet eden bir kişi olarak görünüyor. Başköylü Hasan efendi diyor ki ; “Yer ve gök yok iken Fatıma vardı. Dünyanın sonunda Fırkayı Naciye ile gelenler yol ile Güruhu Naciye nami ile Fatıma’da bir olacaklar. Birleşip bir olanlar nokta ile seçilecektir ve nokta Fatıma’dır. Böylece Muhammed ve Ali’nin kimin nurundan geldikleri ispat olur ve ispat Fatıma’dır.” Bu açıklamanın manası çok derin; Fatma Ana kadın temsilidir Kızılbaş inancında. Tüm Alevi süreklerinde mutlaka Fatma Ana’nın bir adı bir değeri vardır. Fatma Ana, kadın olarak mürşid-i kamildir Hasan Efendi’nin dediği üzere. Alevi toplumu bunu unutmamalı. Ancak gelin görün ki, günümüzde ellerinden gelse 12 Hizmette kadın barındırmayacak zihniyetler mevcut. Allah’tan süpürge duası “Biz üç bacı idik.” ile başlıyor da kadınları da hizmete almayı lütuf ediyorlar. Cemevine giriyoruz, hepimiz canız diyoruz; ama 12 hizmette bile bazı görevlere “kadın yapamaz” deniyor. Canlık nerede kalıyor? Hatta bazı cem evlerimizde; cem meydanına giren iki tane kapının bulunuyor. Bu iki kapıdan birisi kadınlar için diğeri ise erkekler için. Böyle bir vaziyetin geçmiş zamanda örneklendirmesini yapamayız. Çünkü böyle bir durum yok! Sunnilerde var, doğru. Neden kendi inancımızın ritüelini değil başka inancın ritüelini yapıyoruz? Eski zamanlarda Anadolu’da cemler köydeki en büyük evlerde yapılırmış. Kimin evi büyükse ve müsaitse cem orda olurmuş. Peki o evlerde de kadın ve erkeği birbirinden ayırmak için iki tane giriş kapısı mı vardı? Asla! İşte bu durum tamda İslam politikasından etkilenme durumudur; haremlik selamlıktır ve günümüz yüzyılının yeni icatlarıdandır.

Cemevlerinin yönetiminde kadınlar etkin mi?

Hayır, yönetimde kadına yer vermeyen kurumlar dahi var. Yönetiminde kadın bulunduran kurumlarda ise söz sahibi kadın değil, erkek ki onlarda da kadın sayısı bir veya iki. Sanırım kadınların kravatları olmadığından kaynaklanan bir durum bu. Son söz her zaman erkek yöneticinin ağzından çıkıp kabul görülüyor maalesef. Bunun yanında ek olarak, erkek yöneticiler kendilerini savunmak için, eşitlikçiyiz diyebilmek için kadın komisyonları/ kadın kolları oluşturuyorlar; ama oralarda da kadınların hür iradesi ile ilerlenmiyor. Buradan çıkan kararları da yönetimler denetliyor. Dolayısıyla kadının üretici, yaratıcı yanı pasifize edilmiş oluyor. Bu bence en çok Aleviliğe aykırıdır.

Zakirlik yapmak isteyen gençlere ne söylemek istersiniz?

Bu ağır bir hizmet, çok araştırsınlar; çünkü gördükçe, okudukça, dinledikçe aşka düşecekler. O aşk onları olgunlaştıracak, farklı bir hâle sokacak. Hiçbir olumsuz tepkiye kulak asmayıp bu nefesleri icra etmeye gayret göstersinler, gönüllerindeki o manevi his herkesten, her sözden daha iyi bir rehberdir onlar için. Bu bizim inancımızın özü ve o nefeslerin özünü korumak için çok emek vermeli, kalabalıklaşmalıyız.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend