Belediyelerin Eğitimde Daha Etkin Olması Mümkün Mü?

headline.jpg
Yerel yönetimlerin eğitim alanında meslek ve beceri kurslarının dışında neler yapabileceklerini konuştuğumuz STK temsilcileri, belediyelerin eğitimde yeterince rolü olamadığını belirterek,  kanuni düzenlemelerin de buna pek izin vermediğini kaydediyor. Peki ‘kapsayıcı eğitimi’ savunan ve gerçekleştiren belediyecilik uzak ihtimal mi?

“Nasıl Bir Yerel Yönetim” dosyamızın; eğitim başlığında değerlendirmelerde bulunan Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktörü Batuhan Aydagül, Türkiye’de mevcut kanunlar çerçevesinde belediyelerin eğitimde fazla rolü olmadığının altını çiziyor. Aydagül, ‘’10 yılı aşkın bir süre önce yeni bir kanunla yerel yönetimlere ana okulu açma izni verilmişti ancak dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi ile bunu iptal ettirmişti’’ diyerek genel tablonun çerçevesini çiziyor. Aydagül, yerel yönetimlerin eğitimle ilişkisinde ‘okulların fiziksel sorumluluğun belediyelere verilmesi’ fikrini tartışmayı öneriyor.

‘’Yerel yönetimlerin, kendi sınırlarında bulunan okulların yapımı, tadilatı, temizliği ve güvenliğinin sağlanması noktasında çok daha fazla rol alması gerektiğini düşünüyorum. Belki dezavantajları da olabilir ama tartışılmalı’’ diyen Aydagül, bu yolla okul-mahalle, okul-ilçe arasındaki bağların güçleneceğini savunuyor. Aydagül’e göre fiziksel ihtiyaçların belediyeler tarafından görülmesinin, vatandaşın hesap soracağı bir mekanizma oluşturmak adına önemi var. ‘’Çünkü vatandaş devletten hesap soramıyor. Ama belediye başkanı vatandaşı memnun etmediği zaman aynı partiden olsa bile seçilme ihtimali azalabiliyor’’ diyen ERG direktörü, belediyelerin ayrıca ders dışı etkinlik ve eğitimlerde de ciddi rol alabileceğini hatırlatıyor ve ekliyor: ‘’Ders dışı etkinliklerde ve kulüplerde, yetenek ve beceri odaklı eğitimlerde belediyeler çok ciddi rol oynayabilir, katma değer sağlayabilirler. Mesela, belediyelerin spor için yaptığı yatırımlarla okulların ihtiyaçlarını karşılaması ya da okuldaki spor mekanının ilçede mahallede yaşayan gençler ihtiyaçlarını karşılamasının konuşulması lazım.’’

İLKE Derneği’nden Hamit Kardaş da benzer görüşte. ‘’Eğitimin belediyelere bakan yönünün yani mesleki eğitim veya kişisel eğitim gibi hizmetlerin daha sistematik ve ulaşılabilir olması gerekiyor’’ diye konuşan Kardaş, eğitimin temel sorunlarının her şehirde aynı olduğunu hatırlatıyor. İLKE Derneği geçtiğimiz yıl Kasım ayında genel sorunlara ve çözüm önerilerine değinen Geleceğin Türkiye’sinde Eğitim başlıklı raporunu kamuoyuna sunmuştu.

STK-Belediye İşbirliği Ne Kadar Mümkün?

Eğitim Reformu Girişimi Direktörü Batuhan Aydagül, sınırları içinde bulundukları Beyoğlu Belediyesi’nin çalışmaları hakkında şunları söylüyor: ‘’Beyoğlu Belediyesi ile kurum olarak bir ilişkimiz yok. Hiç ilişki kurmayı denemedik. Yapmış oldukları iki projeden haberdarım. Birincisi her belediyenin çalışma faaliyetleri arasında olan; genç ve yetişkin nüfusa yönelik meslek edindirme kursları olan İSMEK’ler. Diğeri ise Beyoğlu Belediyesi ile Bernard Van Leer Vakfı’nın ortaklaşa hayata geçirdiği ‘Bilinçli Aile Sağlıklı Nesiller’ projesi.

İLKE Derneği’nden Hamit Kardaş ise sınırları dahilinde bulundukları Üsküdar Belediyesi ile işbirliği içerisinde olmadıklarını ancak bilgi alışverişi amaçlı ziyaretlerde olumlu karşılandıklarını, 2019 yılı için belediyeyle işbirliği içinde olmayı planladıklarını kaydediyor.

Aynı soruyu yönelttiğimiz Başka Bir Okul Mümkün Derneği Ayvalık’taki durum hakkında pek iç açıcı konuşmuyor: ‘’Belediye ile yaptığımız görüşmeler, yaptığımız işin çok değerli olduğu, çocuk hakları ve eğitime belediye olarak büyük önem verdikleri, talep ve önerilerimizi samimiyetle değerlendireceklerini söyleyen fakat bir çoğu hiç gerçekleşmeyen sözlerle dolu görüşmeler olarak sürmekte.’’

Yerel yönetimlere talip olan adayların ortaya koydukları vaatleri oluştururken bu vaatleri sundukları kişi ve toplulukları da karar alma mekanizmalarına dahil etmeleri gerektiğini anımsatan Kahraman, ‘’Eğitim ve çocuk alanında, eğitimcilerin ve çocukların ihtiyaç, talep ve önerilerini duymayan, bilmeyen, dinlemeyen adayların çözüme ve geliştirmeye yönelik ne gibi bir vaadi olabilir ki?’’ diye soruyor.

‘’Seçmenler Doğru Kararı Verebilmeli’’

Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG), erken dönem çocukluk eğitiminden yaşam boyu öğrenmeye dek eğitim öğretimin her kademesiyle, kanıta dayalı veriler ışığında ilgilenen, aynı zamanda öğretmenlerin yaşadıkları atama süreçlerini de takip eden bir sivil toplum kuruluşu. Merkezi Diyarbakır’da bulunan DİERG Direktörü Aziz Yağan, Diyarbakır Belediyesi’nin eğitim alanında yaptığı çalışmalardan Sümerpark, Cegerxwin Kültür Merkezi ve Aram Tigran Konservatuarı’nda yurttaşlara onlarca yıldır eğitimler verdiğinden söz ediyor. ‘’Bu eğitimlere epey bir rağbet olduğunu biliyoruz ancak eğitimlerdeki faaliyetlerin türü, çeşitliliği, katılımcı sayısı, eğitmenlerin sayısı ve niteliği, hizmetlerin verimliliği ile ilgili verilere sahip değiliz’’ diyen Yağan, yaklaşan yerel seçimleri anımsatarak ‘’Seçmenler eğitim hizmetlerini zenginleştirecek, yaygınlaştıracak, sürekli güncelleyecek eğitim politikalarına göre de başkan adaylarını ve ekiplerini ciddiyetle değerlendirmelidir’’ diyor.

Yağan, Diyarbakır’daki ilçe belediyelerinin eğitim alanındaki çalışmalarını şöyle anlatıyor: ‘’Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar belediyelerinin web sayfalarını incelediğinizde yapılan ya da planlanan faaliyetler hakkında bilgilere, dökümlere rastlanmıyor ancak etkinlikler sayfalarından izlenebildiği kadarıyla sosyal projeler, öğrencilere okul sonrası ders desteği, spor, kültür ve sanat içerikli kurs ve etkinlikler devam ediyor. Henüz objektif olarak bu faaliyetleri izlemeye, değerlendirmeye başlamadık.’’

Ebeveynlere bir önerisi de olan Yağan, ‘’Aileler mevcut yerel yönetimlerin ve yönetime aday olanların eğitim, sosyal, kültürel ve sportif hizmetlerini, projelerini seçmen olmayan çocuklarıyla tartışmalı. Onların beklentilerini, görüşlerini, eleştirilerini duymalı. Oylarını kullanırken tercih edecekleri adayın çocuklarının gelişimine uygun vaatlerde bulunması gibi kriterlere sahip olmalı’’ diyor.

‘’Belediyeler Çocuk Odaklı Düşünmüyor’’

BBOM’dan Levent Kahraman’a göre ‘’Yapılabilecek birçok proje, çalışma ve işbirliği fırsatı bulunmasına rağmen gerçekleşemiyor.’’ Belediyelerin çocuk odaklı bir yönetim anlayışına sahip olmadığını kaydeden Kahraman, ‘’Türkiye’nin en büyük tabiat parkına sahip kentimizde çocukların doğada olabilecekleri, eğitimlerini doğada yapabilecekleri bir alan bulunmamakta. Betonlar içinde sıkıştırılmış çocukların doğadan öğrenmeye ihtiyaçları var’’ diye konuşuyor. Yerel yönetimden beklentilerini sıralayan Kahraman, ‘’Alternatif ve eğitim dostu bir belediyenin öncelikle bu alanda yer alan eğitimci ve çocukları dinlemesi, talep ve önerilerine kulak vermesi gerekir’’ diyor ve ekliyor: ‘’Belediye sınırları içinde eğitim için ayrılmış alanların bulunması ve bunların kamuya açık ücretsiz bir şekilde kullandırılması gerekir.’’

Umut Vaat Eden Yerel Yönetim Örnekleri

Mikrofon uzattığımız STK temsilcilerine göre eğitim alanında Türkiye’de umut vaat eden, parlak projeler geliştirebilen belediyeler de var. ERG Direktörü Batuhan Aydagül, Seferihisar örneğini anımsatıyor: ‘’Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer iyi örnekler konusunda zaten çok popüler. Umarım Seferihisarlılar da böyle düşünüyordur. Ovacık Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu yine iyi örnekler arasında. Zannediyorum ki Ovacıklılar bu memnuniyeti oylarıyla belli ettiler’’ diyen Aydagül, dünyadan olumlu örnekler konusunda en çok dikkatini çeken noktanın ‘katılımcılık’ olduğunun altını çiziyor: ‘’Kenti dönüştürürken, yoksulları ötelemeyen; bir Sulukule faciasına yol açmayan bir sosyal adalet arıyorum.’’

BBOM’dan Levent Kahraman ise eğitim alanında yenilikçi hizmetler sunmaya çalışan yerel yönetim örneklerini şöyle aktarıyor: ‘’Seferihisar Belediyesinin kurduğu Çocuk Meclisi ve Doğa Okulu, Tarsus Büyükşehir Belediyesinin kurduğu Tarsus Orman Okulu, Kocaeli Belediyesi’nin kurduğu Ormanya Doğa Okulu ve Eskişehir Tepebaşı Belediyesinin kurduğu Yaşam Köyü projesinin diğer belediyeler için örnek teşkil etmesinin diliyoruz.’’

Eğitim Uzmanları Başkan Olursa…

Belediyeyi kurum olarak siz yönetiyor olsaydınız nasıl bir başkanlık performansı sergilerdiniz diye sorduğumuz STK temsilcileri farklı noktalara değiniyor. Aydagül bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ‘’Temel hedef olarak eğitimi odağımıza koyar ve iyileştirilmesi için çalışma disiplinleri geliştirirdik. Katılımcılığı en üst seviyelerde tutardık. Yolsuzluk çarkının önüne geçilmesi için mekanizmalar geliştirirdik. Yapılan her şeyde çevrenin ve vatandaşın korunmasını ve iyiliğini ön planda tutardık. Son olarak estetiğin önemini ekleyebilirim.’’ Kahraman ise ‘’BBOM ekibi belediye başkanı olsaydı öncelikle kent ile ilgili alınacak kararları çocukların da dahil olduğu katılımcı, barışçıl ve uzlaşmacı yönetişim sistemleri kurardı. Bu sayede daha yaşanabilir ve mutlu kentler yaratmaya başlardık’’ diye konuşuyor. DİERG Direktörü Yağan ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor: ‘’Önemli olan belediye başkanının neler yaptığı değildir. Önemli olan vatandaşların etkisiz, kötü yönetimi ve olumsuz yöntemleri sorgulaması ve o parti ya da kişilere seçim yoluyla karşılığını vermesidir. Diyarbakır toplumu şehirciliği gidip İzmir’de, Ankara’da, Paris’te, Stockholm’da, Berlin’de görüyor ancak benzer uygulamaların neden kendi kentinde yapılmadığını sorgulamıyor, talep etmiyor. Diyarbakır’da yerel seçimin genel seçimlerden bir farkı yok ve bize en büyük zarar da bu farkın olmamasına gösterdiğimiz rızada, boş vermişlikte beliriyor. Bu nedenle, bir belediye başkanının çalışkanlığı, başarısı aslında biraz da vatandaşlara bağlıdır.’’

“Sosyal Kooperatifçilik” alanında farkındalığı arttırmak için çalışan BBOM Derneği’ne göre yerel yönetimlerle sivil toplum arasındaki bağın gelişmesi için yapılabilecekler şunlar: ‘’Her belediyede sivil toplum ile ilişkiler bölümlerinin kurulması, STK’ların belediyeler ile ortak projelerde yer almasının teşvik edilmesi, sivil toplum örgütlerinin kapasitelerinin ve etkilerinin artırılması için proje, fon ve eğitim desteklerinin bulunması, bu konuda her belediyede bir kuluçka merkezi veya benzeri bir yapı kurulması, iyi örneklerin ve uygulamaların paylaşılması, Belediye çalışanlarının özellikle de başkan ve başkan yardımcılarının STK temsilcileri ile düzenli buluşmalar yapması ilk etapta düşünülebilecek yenilikler olabilir.’’

 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend