“3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi” Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

3-uluslararasi-kadin-ve-adalet-zirvesi-sonuc-bi-3860759.jpeg
3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi Sonuç bildirgesinde, "Kadının iş gücünde, toplumsal ve siyasal hayatta yer alması ailenin yapısı ve birliği için bir tehdit olarak algılanmamalıdır" denildi.

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanlığı tarafından ortaklaşa düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın katılımlarıyla gerçekleşen zirvede “ailenin  güçlendirilmesi” teması ele alındı.

Zirvenin ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde aile ve toplumsal  yaşama dair önemli tespitler yapıldı. Ailenin tarih boyunca toplumsal hayatın en  temel ve en önemli kurumu olageldiği belirtilen bildirgede, kişilik, inanç,  kimlik ve ana karakteri kazandıran kurumun aile olduğu vurgulandı.

Ailenin, bireyin sosyalleşmesini sağlayan, onu gerçek anlamda  toplumsal varlık haline getiren kurum olduğu ifade edilen bildirgede şunlar  kaydedildi:

“Bu yönüyle aile, tarih boyunca önemini korumuştur, toplumsal hayat  devam ettiği sürece de korumaya devam edecektir. Modernleşme süreciyle birlikte  değişime en fazla maruz kalan kurumlardan biri de ailedir. Modern toplumda aile,  yapısı, ilişkileri ve değerleri bakımından değişime uğramıştır. Geleneksel  toplumda güçlü olan akrabalık ve komşuluk ilişkileri ve dayanışma kültürü, modern  toplumda göçler ve kentlerde yoğunlaşma gibi etkenlerin yanı sıra, bireyselleşme  ve rol değişimi gibi faktörlerin de etkisiyle giderek zayıflamaktadır. Bu  bakımdan aile yapısının korunmasına ve güçlü aile ilişkilerinin geliştirilmesine  yönelik politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyanın  her yerinde göç, terör, şiddet, geçimsizlik, yoksulluk, kötü alışkanlıklar ve  bütün bunların sonucunda gelişen boşanma sorunu ailenin parçalanmasına yol  açmakta. Parçalanmış aile, bireylerin psikolojisinde derin travmalara ve  tahribata neden olduğu gibi toplumsal hayatta da bunalıma ve çözülmeye neden  olmaktadır. Bu bakımdan ailenin bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini sağlamaya  dönük politikalar büyük önem arz etmektedir. Medya ile iletişim teknolojisindeki  gelişmelerin kontrolsüz ve dikkatsiz kullanımı, başta çocuklar olmak üzere, aile  bireyleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Oysa, teknoloji ve medyaya  ilişkin pek çok gelişme yeni nesle ulaşmak ve kuşaklararası ilişkileri  güçlendirmek için bir imkan olarak da kullanılabilir. Yazılı, görsel ve sosyal  medyanın, aile içi ilişkileri güçlendirecek şekilde yeniden düşünülmesi ve özenli  bir yayın politikasına sahip olması hepimizin sorumluluğundadır. Aile birliğinin  sağlanmasında devlet tarafından geliştirilen politikaların yanında aile bireyleri  arasındaki ilişkinin önemi de büyüktür. Aile birliğinin ve mutluluğunun temelini  karşılıklı sevgi ve saygının yanı sıra, özveri, sadakat, fedakarlık, tahammül,  şefkat ve merhamet gibi değerler oluşturmaktadır. Eşlerin hakkaniyet ve adalet  temelinde birbirlerini kollayıp gözetmesi, güçlü aile bağları ve birliği için son  derece önemlidir. Dini ve manevi değerler, aile birliğinin sağlanmasında oldukça  işlevsel bir role sahiptir. Dinler, karşılıklı sevgi, saygı hak ve yükümlülüklere  dayalı ilişkilerin kurulmasında, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygusunun  geliştirilmesinde, sadakat ve vefa gibi değerlerin yaşatılmasında olumlu rol  oynayarak aile bağlarını güçlü kıldığı gibi, toplumsal yapıyı da dayanıklı ve  güçlü hale getirmektedir. Buradan hareketle aile sorunlarının çözümünde dini ve  manevi desteklerin verilmesini gerekli görüyoruz.”

Kadının iş gücüne katılımın desteklenmesi gerektiğine dikkati çekilen bildirgede, “Kadının iş gücünde, toplumsal ve siyasal hayatta yer alması ailenin  yapısı ve birliği için bir tehdit olarak algılanmamalıdır. Her yönden güçlü  kadının güçlü aile, güçlü ailenin de güçlü toplumu oluşturduğu bilincinden  hareketle, kadınlar için iş-aile dengesinin sağlanmasını kolaylaştırıcı  politikalar geliştirilmelidir. Bununla birlikte, aile sorumluluğunun sadece  kadınlara yüklenmemesi, erkeğin de aile mesuliyetini yerine getirecek şekilde  yetişmesini ve sosyalleşmesini sağlamak gerekir.” denildi.

Haberin tamamı için tıklayınız.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend