Meydan Söyleşileri: Türkiye’de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler

2018-11-09_1324.png
Kanada Victoria Üniversite’sinden Sanem Vaghefi Meydan Buluşması öncesi Türkiye ve Kanada’da sivil toplum kuruluşları üzerine sorularımızı yanıtladı. Vaghefi, iki ülke arasında mülteci ve sığınmacılara dair tüm başlıklar ele alındığında farklılıkların benzerliklerden daha fazla olduğunu belirtti. Mülteci politikalarından ve imkanlardan; hak erişimlerine geniş bir kıyaslama yapıldığında sunulanların doğal sonucu olarak ihtiyaçların da farklılaştığı gözlemlenebiliyor.

Kanada’da sivil toplum nasıl bir tanıma ve konuma sahip, bunu hem genel hem de mülteci meselesi özelinde açıklayabilir misiniz?

Kanada’daki sivil toplum kuruluşlarının resmi tanımı kâr amacı gütmemek üzerinden yapılıyor, ‘toplumsal refah ve sivil kalkınma’ odaklı bir tanım denebilir. ABD merkezli ve uluslararası STK’ ların yanı sıra çok sayıda spesifik amaçlı kuruluş var. Kanada yüz ölçümü olarak dünyanın en büyük ikinci ülkesi, o yüzden her eyaleti kendine göre ayrı bir ülke gibi değerlendirmek gerek. Özerk olan Quebec (Fransiz Kanadasi) ile ülkenin geri kalanı sivil toplum, mülteci ve göç politikaları da dahil olmak üzere her konuda farklı. Quebec hariç ülkenin geri kalanında STK alanında en görünür olanlar, Batı Avrupalı beyazların ülkeye yerleşip sömürmesinden önce burada bulunan yerli halkların haklarını savunmak üzere kurulan yerel halk odaklı kuruluşlar ve iklim değişikliği alanında çalışanlar.

Mülteci ve sığınmacı örgütlerine dair gözlemim, bu örgütlerin mültecilerin ulusal, etnik, dinsel ya da başka toplumsal kimlikleri üzerinden şekillendiği yönünde. Örneğin eşcinsel mültecilere yönelik çalışan Toronto merkezli ‘Iranian Railroad for Queer Refugees’ (İranlı Queer Mülteciler İçin Yol Hattı) ‘Rainbow Refugee’ (Gökkuşağı Mültecileri) ya da sadece Suriyelilere yönelik çalışan ‘Lifeline Syria’ gibi. Ayrıca bir çatı örgüt olan ‘Kanada Mülteciler Komisyonu’ kapsamında onlarca yerel ve spesifik kurum faaliyet gösteriyor. Bu kurumlar birey ve aile bazında mültecilere ulaşarak onların ülkeye yasal kabul süreçlerini ve/ya ülkeye geldikten sonra yaşadıkları deneyimleri kolaylaştırmak konusunda etkililer. Ayrıca çoğunlukla bağış toplayıp birey ya da aile halindeki mültecilere sponsor olma biçiminde çalışma tarzları mevcut. Devletin ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ da bu kurumlardan bazılarıyla, örneğin Göçmen Hizmetleri Topluluğu ile yakın iş birliği içinde.

Kanada ve Türkiye’deki mülteci ve sığınmacıların durumuna dair benzerlik ve farklılıkları açabilir misiniz?

Farklılıklar benzerliklerden daha fazla diyebilirim. Türkiye ve Kanada ulusal kimlik tanımı açısından birbirinden ayrılıyorlar. Kanada kendini resmi olarak göçmen ülkesi tanımlamakta ve kültürel çoğulculuk bir devlet politikası.

Mülteci politikaları temel açıdan farklı, Türkiye bir transit göç ülkesi ve kalıcı mülteci değil, sığınmacı ve ‘misafir’ kabul ediyorken Kanada’da mültecilerin kalıcı oturum ve vatandaşlık alması yasal ve pratik açılardan mümkün. Dolayısıyla Türkiye’deki mülteciler (ya da sığınmacılar) yasal ve toplumsal olarak çok daha geçici ve kırılgan bir statüye sahipler. Kanada’da ise mülteciler ya ülke içine gelip oradan sığınma başvurusu yapabiliyor ve iki-üç yılı bulan bekleme süreçlerinden sonra ‘sığınmacı’ statüsünden ‘mülteci’ statüsüne geçiş yapıyor ya da Birleşmiş Milletler aracılığıyla başka bir ülkedeyken başvuru yapıp mülteci statüsüyle Kanada’ ya geliyorlar. Kanada’da ekonomik olarak devletin sponsor olduğu ve özel sponsorlu mülteciler şeklinde ayrım var. Özel sponsorlukta sivil toplum kuruluşları ve topladıkları bağışlar mültecilere fon vererek rol oynuyor.

Farklılıkların olduğu bir diğer konu mültecilerin sağlığa erişimi. Türkiye’de sığınmacılar ve mülteciler çoğunlukla ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken Kanada’da mülteci ve sığınmacılar ülkede geçirdikleri ilk üç ay için hiçbir sağlık sigortasına sahip değiller. Özel sigortaya mahkum ediliyorlar. Sağlık sigortasına geçildikten sonra bile karşılanan hizmetlerin kapsamı Türkiye’deki kadar geniş değil (örneğin; ilaç ambulans vs. ücretleri). Bu durum eyaletten eyalete değişebiliyor ama genel tablo bu.

Mülteci ihtiyaçları da yapısal farklara göre değişkenlik gösteriyor tabii ki. Türkiye bir acil sığınma ülkesi olduğu için ve sığınmacıların yasal statüsü çok daha kırılgan olduğu için ihtiyaçlar daha ‘acil’ sıfatında gözlemlediğim kadarıyla. Kanada’da ise devlet ücretsiz dil eğitimi vs. sağlıyor. Zaten kişi mülteci statüsü edinildikten sonra (kayıt dışı göçmenler hariç) çalışma iznine sahip oluyor ve bu bir finansal özgürlük veriyor. Ama gördüğüm kadarıyla burada mültecilerin ruh sağlığı meselesi çok daha fazla gündemde, tabii bunun gerçek ihtiyaçlar arasındaki farklılığı mı yansıttığını, yoksa konuya ne kadar özen gösterildiğiyle ilgili mi olduğunu kestirmek güç.

Meydan Buluşmaları ile ‘kentte ortak bir problem karşısında iş birlikleri yapmak mümkün mü’ sorusunun peşine düştük. Kanada’da iş birliklerine örnek verebileceğiniz oluşumlar var mı?

Farklı alanlarda çalışan STK’ların iş birliğine dair örnek gözlemlemedim. Mülteci dernekleri özellikle ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ aracılığıyla kamuyla birebir iletişim ve iş birliği halinde. Örneğin mülteci ve göçmenlerin en yoğun olduğu Britanya Kolumbiyası (BC) eyaletinde bu STK’nın şubesi, ücretsiz dil kursları, iş bulma, mülteci çocuklarının eğitimi vb. konularda devletle iş birliği halinde.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend