Yokoluş İsyanı

rebels.jpg
Bu yazı 31 Ekim tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Britanya’da asrın eylemi başladı.​ 31 Ekim 2018: Bu günün, gezegen tarihinde önemli bir tarih olarak kayıtlara geçmesi mümkün. Kendilerini “Kaygılı Yurttaşlar” olarak tanımlayan yeni bir eylem grubu bu tarihte harekete geçti. Grubun adı Extinction Rebellion, yani Yokoluş İsyanı.
Risingup.org.uk adresindeki internet sitelerinde (https://risingup.org.uk/XR/active.php) haklarında hem ayrıntılı bilgi, hem de aylar öncesinden planlanmış dakik eylem takvimlerini bulabileceğimiz grup, dünyaya yaptıkları ilk çağrı metinlerine “Umut Ölür Eylem Başlar” başlığını atmış. İşte bildirinin tam metni:

Umut Ölür Eylem Başlar

Eşi benzeri görülmemiş bir küresel âciliyet hali ile karşı karşıyayız. Çocuklarımız ve ülkemiz vahim tehlike altında.

Gezegen ekolojik krizin içinde, biz de bu gezegenin deneyimlediği altıncı kitlesel yokoluş olayının ortasındayız. Bilimciler ani iklim çöküşü dönemine girmiş olabileceğimiz inancındalar.

Şu anda Yeryüzünün atmosferi, endüstri çağı öncesi seviyelerden 1°C daha sıcak. Paris anlaşmasında üzerinde anlaşmaya varılan 2°C derecelik ısınmanın altında kalması ihtimali de çok zayıf.

Son projeksiyonlar gösteriyor ki 3 derecelik bir ısınmaya, hatta potansiyel olarak bundan çok daha fazlasına doğru gidiyoruz,

Birleşik Krallık’ta bugün yaşamakta olan çocuklar sellerin, orman yangınlarının, aşırı hava olaylarının, alınamayan hasatların ve bir de, baskılar bu kadar büyük olunca, toplumun kaçınılmaz çöküşünün sonucu olarak, hayal bile edilemeyecek dehşetengiz olayların içinde kalacaklar.

Geleceğin bize arzettiği bu tehlike karşısında hiçbir hazırlığımız yok.

İnkâr zamanı geçti artık – iklim değişikliği hakkındaki gerçeği biliyoruz biz, halihazırdaki biyolojik mahvoluş gerçeğini de biliyoruz.

O gerçekliği doğru kabul ederek harekete geçmenin zamanıdır şimdi.

Bu doğruyla birlikte yaşamak, bizlerin nasıl bir davranış kalıbı içinde olmamızı gerektiriyor peki? Elinden gelen her şeyi yaptığını bilerek mi öleceksin?

İsyan

Siyasi sistemin bizi hepten yüzüstü bıraktığı apaçık – sistem, aciliyet kavramından tamamiyle bihaber gözüküyor ve hüsnü kuruntuya dayalı politikaları destekliyor.

Bilim insanları sürekli karbon salımında bulunmanın ne demek olduğunu daha 1990’da açıkça ortaya koymuşlardı; o tarihten beri atmosferdeki CO2 yüzde 60 arttı.O halde, bizi yönetenlerin çocuklarımızı öldürmek niyetinde olduğunu ve halihazırda insanlığa karşı suç işleme faaliyeti içinde bulunduğunu pekala söyleyebiliriz.”

Eylem

31 Ekimden itibaren bu ülkenin yurttaşları tekrar tekrar yıkıcı, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik eylemlerine girişecekler. Kitlesel gözaltılar, tutuklamalar olacak.

Birleşik Krallığın olağanüstü hal ilan etmesini, ülkede 2025’e kadar sıfır karbon ekonomisi yaratmak üzere harekete geçmesini, ve sıfır karbonlu geleceğimizin nasıl birşey olacağını kararlaştıracak sıradan insanlardan oluşan bir millet meclisi kurmasını talep ediyoruz.

Kişisel fedakârlıklarda bulunmaya razıyız. Gözaltına alınmaya, tutuklanmaya ve hapse girmeye hazırız. Davranışlarımızla örnek oluşturarak dünyanın dört bir yanında benzer eylemlere esin kaynağı olacağız. Bu dünya çapında bir çaba gerektiriyor, ama hareketin endüstri devriminin başladığı Birleşik Krallık’ta, bugün başlaması gerektiğine inanıyoruz.

Seçkinler ve siyasetçiler tarafından sessiz sedasız imha edilmeye razı gelmeyeceğiz. Onların soykırımsal davranışları karşısında onurumuzla, direncimizle, barışçı bir şekilde, bizden önce özgürlüklerimiz uğruna çarpışmış olan tüm o insanların ruhunu benimsemiş olarak çarpışacağız. Siyasi inanışları ne olursa olsun herkesi, ulusumuz ve yeryüzündeki hayat uğruna çarpışmak için bize katılmaya çağırıyoruz.

Konum

İklim değişikliğinin, kirliliğin ve doğal yaşam alanındaki tahribatın sebep olduğu bir ekolojik krizin göbeğindeyiz; türlerin dinozorları yok eden olaydan çok daha büyük çapta bir kitlesel yok oluşu kapımıza gelip dayanmış durumda. Rotamız toplumsal çöküşe, milyonların ve hatta milyarların ölümüne doğru çizilmiş durumda – insan türünün ortadan kalkması dahi ihtimal dahilinde. Gelecek karanlık, çocuklarımız da güvende değil.

Felaketin en büyüğünü önlemeyi sağlayacak olan değişim, teknik ve ekonomik olarak hâlâ mümkün. Değişimleri gerçekleştirmek kolay olmayacak ama dünyada bundan daha önemli, daha kayda değer hiçbir şey olamaz. Bu değişimler daha az hırçın ve telaşlı, daha güzel bir dünya yaratılmasına yönelik; gerekli değişimleri gerçekleştirmek, yeni iş sahaları da yaratacak. Bu, bir âcil durum – âcil eylem gerektiriyor.

Hükûmetimiz bilimin ve tarihin bize anlattıklarına uygun şekilde hareket etmiyor. O halde, Hükûmetimiz ihmal suçu işliyor demektir. Siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, başkaldırmak bizim ahlâki görevimiz. Sosyal bilimler bize barışçıl sivil itaatsizliğin değişimin gerçekleştirilmesinde etkili bir yol olduğunu gösteriyor. Vicdanlarımızın sesini dinlediğimizde, sevdiklerimizi korumak için fedakârlık yapmağa razı olduğumuzda hayatımıza amaç ve anlam kazandırmış oluruz. Bizim gibi duyup düşünenleri bu barışçıl İsyanımıza katılmaya çağırıyoruz.

Talepler

1. Hükûmet, içinde bulunduğumuz durumun ne kadar ölümcül olduğu konusunda doğruyu söylemeli, bu pozisyonla uyumlu olmayan tüm politikalarını değiştirmeli ve medyanın yanı sıra kendisi de değişimin âciliyeti konusunda halka bilgi vermeli – bireylerin, toplulukların ve şirketlerin yapması gereken şeyler hakkındaki bilgiler de buna dahildir.

2. İyiniyet beyanları ve rehber ilkeler yayınlamak buz örtülerini eriyip gitmekten kurtarmaz. Hükûmet, Birleşik Krallık’ta karbon salımlarını 2025 yılına kadar net sıfıra indirmek üzere bağlayıcı yasalar çıkarmalı ve ayrıca atmosferden sera gazı fazlasını çıkarmak üzere ekstra önlemler almalıdır. Hükûmet ayrıca küresel ekonominin gezegenin yıllık kaynak değerinin yarısından fazlasını kullanmaması için uluslararası işbirliği içine girmelidir.

3. Bu talepler, zorunlu olarak, ancak savaş zamanlarında kanunlarla düzenlenen çapta girişimleri ve seferberlik hallerini gerekli kılar. Ne var ki, Hükûmetimizin bu amaçların gerçekleştirilmesine yetecek cesur, hızlı ve uzun vadeli değişimleri yapacağına güvenmediğimiz gibi, politikacılarımıza daha geniş çaplı yetkiler vermeye de niyetimiz yok. Onun yerine, biz enkazdan çıkarken, amaca uygun bir demokrasi kurmak üzere, değişimleri gözetecek bir Yurttaşlar Meclisi talep ediyoruz.

(https://risingup.org.uk/XR/active.php)

Ey okur, bu bildiri çevrilip burada yayınlandığı sırada demokrasinin ve endüstri devriminin beşiği İngiltere’de belki de ileride asrın isyanı diye adlandırılacak eylem başlamıştı bile. Guardian gazetesinin haberine göre, Londra’da Parlamento Meydanı’nda, aralarında aileler, emekliler ve 20 yaş altındaki gençlerin de bulunduğu binden fazla insan toplandı. Yokoluş İsyanı grubu, dünyanın içine girdiği iklim acil durumuna dikkat çekmek üzere –yukarıda yazılı– isyan bildirisini okudu. Grup, ondan sonra yola oturdu, başkentin en kalabalık ve yoğun trafiği olan kavşaklarından birinde iki saat boyunca trafiği bloke etti. Farklı inanç gruplarından insanlar, Yeşil partiye mensup politikacılar ve gazeteciler, hızla büyüyen ekoloji krizinin muazzam boyutları hakkında insanları uyaran, acil eylem çağırılarında bulunan konuşmalar yaptı.

Ayrıca, beklenen, ama korkulmayan da “başa geldi”: “Yükselen sivil itaatsizlik kampanyası”nın ilk adımı olarak, Parlamento Binaları’na giden yolları kesen protestoculardan onbeşi gözaltına alındı.

“İsyan”, Birleşik Krallık’ta aralarında eski Canterbury Başpiskoposu Rowan Williams’ın da bulunduğu 100’e yakın sayıda kıdemli akademisyen tarafından da destekleniyor.

İsyanı örgütleyenler birkaç yüz kişi beklediklerini, ama binden fazla insanın katıldığını, bu yüksek katılımın da, halkın hükûmet ve politikacılara duyduğu öfke ve hüsranın boyutunu gösterdiğini, ayrıca ekoloji krizi karşısında nihayet birşey yapma ihtiyacının had safhaya vardığına işaret ettiğini söylediler.

Kasım başından itibaren yoğun ve sürekli bir kitle sivil itaatsizlik hareketi yürütecek olan grup adına konuşanlar, hapse girmeye hazır yüzlerce gönüllü olduğunu, eylemlerin 17 Kasım’da Parlamento Alanı’nda bir oturma grevi ve Londra şehri köprülerinde bir dizi planlı işgal eylemi ile doruğa çıkacağını belirttiler.

Organizatörlerden Gail Bradbrook, Kasım’da hayatın akışını kesintiye uğratacak geniş kapsamlı eylemler olacağını belirtti. “İnsanlar artık arkalarına yaslanıp politikacılarla şirketlerin hepimizi ekolojik yıkım uçurumundan aşağı sürmesine razı değiller” dedi. Ve ilave etti: “Bu bir acil durum ve acil cevap verilmesi gerekiyor.”

(https://www.theguardian.com/environment/2018/oct/31/15-environmental-protesters-arrested-at-civil-disobedience-campaign-in-london)

Not: Eylem takvimine şöyle bir göz atarsanız, bazı hoş sürprizlerle ve tanıdık simalarla da karşılaşabilirsiniz. Hadi bir de tüyo verelim: 16 Kasım ve 23 Kasım “geleceğin Cumaları” etkinliğinde sabah 11:00 -12:00 arasında bizim Grevci Greta da orada olacak – Dayanışma için İklimGrevi’nde!

(https://risingup.org.uk/XR/active.php)

Evet ey okur, son durum budur. Vakanüvisiniz hakir, gelişmeleri sizlere iletir.

Kaynak: Açık Radyo

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend