‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması’nın Sonuçları Açıklandı

page_gazetecilerin-yurttas-haberciligi-algisi-ve-tutumu-arastirmasinin-sonuclari-aciklandi_102286029.jpg
Medya Araştırmaları Derneği’nin (MEDAR), Guardian Vakfı ile Norveç Sosyal Bilimler Derneği’nin ortaklığıyla yaptığı ‘Gazetecilerin Yurttaş Haberciliği Algısı ve Tutumu Araştırması’nın sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, gazetecilerin büyük bir kısmı hali hazırda yaptıkları işten memnun olmadıklarını beyan ederken; aynı memnuniyetsizlik mesleğin ekonomik gerçeklerine de yansıdı. Gazetecilerin ana akım ya da alternatif medyada çalışması veya işyerlerindeki yönetsel pozisyonlarının yurttaş haberciliğin bilinirliği açısında çok büyük farklar yaratmadığı gözlemlendi.

Öte yandan, araştırmaya katılan gazetecilerin en çok bildiği ve düzenli takip ettiği internet haber portalı T24 oldu. Diken, Duvar ve Bianet de listede T24’ün ardından gelen portallar.

‘Yurttaş gazeteciliği’ yaptıklarını ifade eden haber mecralarındaysa en yüksek bilinirlik ve düzenli takipe sahip site, dokuz8Haber oldu. Ötekilerin Postası, artık ‘yurttaş gazeteciliği yapmadıklarını’ belirten 140 Journos ve Seyri Sokak da dokuz8’in ardından listede.

Araştırmaya katılan gazetecilerin profili

İstanbul’da, Cezayir Toplantı Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında MEDAR Koordinatörü Yunus Erduran, Doçent Doktor Bora Ataman ve dokuz8Haber Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici konuşma yaptı.

Araştırma, Şubat-Mayıs 2018 döneminde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Adana, Antalya’dan editör, muhabir ve yönetsel rollerde bulunan ulusal ve yerel yayın mecralarından 306 gazeteciyle görüşülerek hazırlandı.

Gazetecilerin hali hazırda 92’si editör, 109’u muhabir, 29’u yazı işleri müdürü, 76’sı da yönetsel rollerde bulunuyor. Gazetecilerle yapılan görüşmelerin çoğu telefon üzerinden gerçekleştirildi. Araştırma için görüşülen gazetecilerin yüzde 67’si erkek, yüzde 33’ü kadın ve çoğunluk (yüzde 70’ine yakını) 26-45 yaş aralığında. Gazetecilerin yüzde 92.8’i ise aktif olarak çalışmakta olduklarını belirtmiş.

Araştırma kapsamında görüşmelerden 24’ü ajans, 42’si televizyon, 166’sı gazete, 52’si haber portalı ve 22’si diğer kuruluşlar ile yapıldı.

Gazetecilere ‘’Ne kadar zamandır medya sektöründesiniz’’ diye sorulduğunda ise ortalamanın 13,1 yıl olduğu ortaya çıkmış. Yüzde 29,7 ile çoğunluk 20 yıldan uzun süredir gazetecilik yaptığını ifade etmiş. Toplamın yüzde 40,8’i ise çalışma hayatı boyunca gazetecilik ile ilgili hiçbir eğitim almadıklarını söylüyor.

Sonuçların duyurulduğu raporda araştırmanın amaçları 8 alt başlık altında açıklandı:

 Profesyonel gazetecilerin internet kullanım alışkanlıklarının belirlenmesi

• Haberlerin hangi kaynaklardan takip edildiğinin, alternatif/bağımsız medya mecralarının ne ölçüde bilindiğinin ve hangilerinin düzenli takip edildiğinin belirlenmesi

• Haber takibinde, üretiminde ve dağıtımında sosyal medyanın ne kadar etkin kullanıldığının anlaşılması

• OHAL koşullarının sosyal medya kullanımını ne ölçüde etkilediğinin kavranması

• Yurttaş haberciliği olgusundan ne zaman haberdar olunduğunun ve bunun nasıl tanımlandığının belirlenmesi

• Takip edilen yurttaş haberciliği platformlarının nasıl değerlendirildiğinin tespit edilmesi

• Yurttaş haberciliğinin profesyonel kriterler açısından nasıl algılandığının belirlenmesi

• Profesyonel gazetecilik ile yurttaş haberciliği ilişkisinin gelişiminin nasıl tasavvur edildiğinin kavranması.

”Yaptığım gazetecilik mi yoksa yapmak istediğim mi?”

Araştırmaya katılanların yüzde 38,9’u yaptıkları gazeteciliği ‘objektif’, yüzde 38,6’sı ‘hak odaklı’, yüzde 33,3’ü ‘tarafsız’ olarak tanımlıyor. Gazetecilerin yüzde 17,6’sı ise ‘muhalif gazetecilik’ yaptıklarını söylüyor.

Öte yandan Erduran, ‘Yaptığınız gazeteciliği nasıl tanımlarsınız’ sorusuna, gazetecilerin yüzde 80’inin ‘’Hali hazırda yaptığım mı yoksa yapmak istediğim mi’’ diye sorarak cevap verdiklerini ifade etti.

Araştırmaya katılan 306 gazetecinin yalnızca yüzde 27,8’inin aylık kazançlarından memnun olduklarını söylemeleri de araştırmanın öne çıkan verilerinden birini oluşturuyor.

Gazetecilerin yüzde 23,9’u Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olduklarını belirtmiş. Erduran, bu oranın önemli bir kısmını gençlerin ve kadınların oluşturduklarına dikkat çekiyor. MEDAR’ın sorularını yanıtlayanların yüzde 38,9’u hiçbir meslek örgütüne üye değilmiş.

Ayrıca Erduran, basın toplantısında araştırmanın bulgularından bahsederken ‘haber üretenler ile yönetsel rollerde bulunanların yurttaş habercilik bağlamında ayrışmalarını beklediklerini’ ifade etti. Fakat sonuçların beklentileri karşılamadığına dikkat çekti.

‘Yurttaş habercilik’

Araştırmaya göre, haber üretenlerin yüzde 76’sı, yönetsel rollerin de yüzde 60’ı ‘yurttaş habercilik’ kavramını biliyor. OHAL koşullarından ise haber üreticilerinin yüzde 46’sının etkilendiği gözüküyor. Bu oran, yöneticiler için yüzde 31.

Bunlara ek olarak araştırmada ana akım medyada çalışanlar ile alternatif medya çalışanlarının profilleri de karşılaştırıldı. Alternatif medyanın ana akıma kıyasla çok daha yoğun bir genç çalışan nüfusu olduğu gözleniyor.

Mesleki kazançtan memnuniyetsizlik de alternatif medyada daha yoğun hissediliyor. Ana akım çalışanlarının yüzde 33’ü yurttaş haberciliği kavramını hiç duymamışken, alternatif medya çalışanları içinde bu oran yüzde 10’a kadar düşüyor.

Türkiye’de medya

Türkiye’nin kısa bir ‘medya tarihi’nin de aktarıldığı araştırmada, 1980 öncesi gazeteci-patron ilişkisi olduğu belirtilirken 12 Eylül darbesi ile neoliberalizme geçişin gerçekleştiği söylendi.

80 ve 90’lı yıllarda modern medya endüstrilerinin doğuşu ile ‘piyasacılık’, ‘milliyetçi militarizm’ ve ‘otoriter laikçilik’ kavramlarının ortaya çıktığı ifade edilirken 2000’li yıllarda ekonomik krizin ardından AKP’nin iktidara gelmesi ile ana akım medyanın güçsüzleşerek tasfiye edildiği ifade edildi.

Araştırmada, AKP iktidarı ile neoliberal-muhafazakâr bir medya bloğu oluşturulduğunun altı çizildi. 2010 sonrasına da yer verilen araştırmada, ‘AKP-Gülen koalisyonunun’ hakim hâle gelmesi ile medyanın devletin güçlü bir aygıtına dönüştüğü ortaya kondu.

2013 yılında meydana gelen Gezi protestolarında ‘laisist medyanın sessiz kaldığı’ belirtilerek, 2014-2016 yılına gelindiğinde ise ‘AKP-Gülen ittifakının bozulması ve Güneydoğu’da yeniden başlayan savaş ile basın üzerindeki baskıların arttığı’ ifade edildi.

Araştırmanın ‘Türkiye’de Medya’ başlıklı kısmında son olarak 2016’dan 2018’e gelinen aşama için “Erdoğan rejimine muhalefet eden 200’e yakın basın yayın organı kapatılıyor, gazeteciler ‘terör örgütü propagandası’ yaptıkları gerekçesiyle tutuklanıyor” dendi.

Sosyal medyada gazetecilik

Araştırmaya katılan gazetecilerin yüzde 89,5’inin internette
‘sürekli çevrimiçi’ olduğu ve yüzde 92,2’sinin internete akıllı telefondan bağlandıkları da gözüküyor.

Gazetecilerin her 10’un 9’unun Twitter ve/ya Facebook, yüzde 73,5’inin Instagram kullandıkları da belirlendi. Araştırmaya katılanların sosyal medyayı yüzde 93,1’inin ‘haber/bilgi takibi ve paylaşımı’ için ve yüzde 59,5’inin kendi oluşturdukları içerikleri paylaşmak amacıyla kullandıkları da gözüküyor.

Araştırmaya katılanların haber takibi yapmak için yüzde 46,7’sinin sosyal medyayı, yüzde 41,5’inin gazetelerin haber portallarını ve 39,5’inin bağımsız haber portallarını kullandıkları belirlendi.

Haber toplama sürecinde de en sık kullanılan sosyal medya platformları sırasıyla Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube. Gazetecilerin oldukça küçük bir kısmı Periscope, LinkedIn ve Google+ cevaplarını da vermiş.

Araştırmada “Başka Gazetecilerin yaptığı haberleri paylaşıyor musunuz?” sorusunda yüzde 24.4 ‘hayır’ cevabı verirken; yüzde 75.6 başka gazetecilerin haberlerini paylaştıklarını ifade etmiş. Başka gazetecilerin yaptığı haberleri paylaşma kriterleri ise yüzde 61.2’lik en yüksek oran ile haberin doğruluğuna güveniyor olmak olarak ifade edildi.

Gazetecilerin sosyal medya hesaplarından paylaştıkları haber türlerindeyse ‘sosyal içerikli haberler’ yüzde 53,9 ile birinci sırada. İnsan hikâyeleri ve kültür sanar içerikli haberler de sosyal içeriklileri takip ediyor. Siyasal içerikli haber paylaşanların oranı yüzde 38,2.

Araştırmaya katılanlar, “OHAL koşulları sosyal medya kullanımınızı etkiledi mi?” sorusuna yüzde 59.5 ‘hayır’ ve yüzde 40.5 ‘evet’ yanıtını verirken; “Sosyal Medya paylaşımlarınız yüzünden resmi veya gayrı resmi baskı gördünüz mü?” sorusuna ise yüzde 73.9 ‘hayır’ ve yüzde 26.1 ‘evet’ cevabını verdi.

Katılımcılardan, yüzde 70.3’ü yurttaş haberciliği kavramını bildiğini belirtirken, bu insanların yüzde 49.3’ü bu kavramı ilk olarak 2013 ve sonrasında duyduklarını ifade etti.

“Yurttaş haberciliğinden söz edildiğinde aklınıza ne geliyor?” sorusuna yüzde 45.6’nın oluşturduğu çoğunluk “yurttaşın haber yapması” dedi ve “Yurttaş haberciliğini en iyi tanımlayan ifade” için de yüzde 51.6’lık çoğunluk “gönüllü habercilik” cevabını verdi.

Araştırmayı yapanların belirledikleri ‘yurttaş haberciliği ile ilgili ifadelere katılım’ infografiği şöyle:

Yurttaş haberciliğinin geleceği ile ilgili yapılan anketin sonuçları ise böyle:

Araştırmanın bir ayağı daha olacak. Bu ayakta ‘yurttaş gazeteciler’in profillerine odaklanılacak.

Kaynak: T24

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend