“Hayvanları Korumak için Caydırıcı Ceza Gerekiyor”

Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Kurulu, hayvanların  korunabilmesi için caydırıcı cezaların verileceği bir yasa önerdi. 

Hayvan Hakları savunucularının tüm çabasına rağmen istenilen sonuca ulaşamayan Hayvan Hakları Yasasının caydırıcılığı olmadığı gibi 5199 sayılı Kanun, hayvanları öldürmeyi ya da hayvan tecavüzlerini engelleyemiyor.

Birgün‘den Anıl Karaca‘nın haberine göre, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Hayvan Hakları Kurulu da tüm bu eksikleri ve olması gerekenleri Adalet Bakanlığına bir taslak halinde sunmaya hazırlanıyor. Kurulun hazırladığı taslakta öne çıkanlar özetle şöyle:

Tasarıda olan: “Sahipli veya sahipsiz hayvana acımasız veya zalimce muamelede bulunan veya eziyet eden ya da bu hayvanı haklı bir neden olmaksızın öldüren kişi 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

Olması gereken: Hayvanlara yönelik her gün artan şiddet olaylarının önlenmesi için, alt sınırı en azından 2 yıldan başlayan hapis cezası olmalı. Bu şekliyle, uygulamada adli para cezasına çevrilecek ve ertelenecek olan cezalar son derece yetersiz ve caydırıcı olmaktan uzak. Öte yandan “Suçun birden fazla hayvana karşı işlenmesi halinde cezanın yarı oranında arttırılması” öngörülmüş. Bu kapsamda, ağırlaştırıcı sebeplerle ilgili düzenlemenin de eksik ve yetersiz olduğu açıktır

Tasarıda olan: “Hayvanları birbirine zarar verecek şekilde dövüştürenler 2 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.”

Olması gereken: Burada, “birbirine zarar verecek şekilde dövüştürenler” ibaresinin kaldırılması, sadece dövüştürme eyleminin cezalandırılması gerekir. Ayrıca, hayvan dövüşlerinin kumar ve bahis oynatma kapsamında ciddi bir sektör olduğu düşünüldüğünde öngörülen cezanın, caydırıcı olmaktan çok uzak olduğu görülüyor. Bu fiilin mutlak hapisle cezalandırılarak, adli para cezasına çevrilerek ertelenme sınırında olmaması zorunludur. Ağırlaştırıcı sebep olarak, birden çok hayvana karşı uygulanması, tekerrür ve hayvanın ölümü halinde cezanın 1 kat arttırılması gereklidir. Ayrıca, güvenlik tedbiri olarak da hayvanlara el koyulma ibaresinin madde metnine eklenmesi gerekir.

Tasarıda olan: Birinci fıkrada belirtilen suçların sahipli hayvana karşı işlenmesi halinde soruşturma yapılması, hayvan sahibinin şikâyetine; bu maddede belirtilen diğer suçların işlenmesi halinde soruşturma yapılması ise, Bakanlık tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı. Bakanlığın başvurusu muhakeme şartı niteliğinde. Madde metninde, hayvanlara yönelik suçlarda sahipli sahipsiz hayvan ayırımı kaldırılmış gibi görünse de takibinin şikayete bağlı olması uygulamada birçok sorunu beraberinde getirmekte ve hak savunucularının beklentisini hiçbir şekilde karşılamamaktadır. Aynı zamanda, kişilerin anayasal güvence altında olan şikâyet hakkı ve hak arama hürriyeti de kısıtlanmaktadır.

Sahipli hayvanlara yönelik suçlarda, soruşturma şartı olarak hayvan sahibinin şikayetçi olma şartı, sahibinin zarar vermesi durumunda suçun cezasız kalmasına yol açacağı gibi, hayvanlara zarar vermek isteyen kişilerin hayvanı sahiplenerek bu suçtan korunmasının önünü açacaktır. Sahipsiz hayvanlara yönelik suçlarda ise soruşturma açılması, Bakanlığın başvurma şartına ve dolayısıyla inisiyatifine bırakılmıştır. Hâlihazırda Orman ve Su İşleri Bakanlığının fazla olan iş yükü daha da artacağı için bu beklentiye cevap vermesi mümkün gözükmemektedir.

Olması gereken: Hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesini amaçlayan bir kanun tasarısında, bu şekilde kısıtlamaların olması kanunun amacıyla da bağdaşmamaktadır. Sahipli sahipsiz ayırımı yapmaksızın, şikâyette bulunma şartının kaldırılarak Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturma yapılması, hayvanlara yönelik suçların önlenmesi için zaruridir.

Tasarıda düzenlenen idari para cezalarına gelince, fiillerle orantısız, hak ihlallerini önlemekten son derece uzak ve yetersiz olduğu görülmekte. Örnek vermek gerekirse, hayvanı terk eden kişiye 700 tl, hayvana tecavüz fiiline 2000 tl gibi komik rakamlarla, hayvana yönelik suçları önüne geçmek mümkün değildir.

Tasarıda yer almayan konular ise şöyle:

1- Tasarıda suç olarak tanımlanmayan hayvana yönelik tecavüz fiilinin de bu kapsama alınması ve alt sınırı 2 yıldan az olmayacak şekilde hapis cezası ile cezalandırılması şarttır. Hayvanlara fiziksel ve psikolojik olarak ciddi zarar veren ve ölümle dahi sonuçlanabilen tecavüz fiilinin toplumsal sonuçları da düşünüldüğünde idari para cezası ile cezalandıracak kadar hafife alınması, kanunun amacıyla da bağdaşmamaktadır.

2- 5199 sayılı Kanun gereği, sahipsiz hayvanların tedavi, bakım ve korunmaları yerel yönetimlerin görevi olmasına rağmen uygulamada belediyelerin toplama adı altında hayvanları toplu olarak itlaf ettikleri, zehirledikleri ve aç susuz ormanlara bıraktıkları bilinmektedir. Bununla ilgili, mevcut yasada herhangi bir cezai yaptırım olmadığı için belediyeler ve çalışanları her türlü eziyeti uygulamakta ve bu fiilleri cezasız kalmaktadır. Hayvanlara yönelik şiddet ve hak ihlallerini gerçekten önlemek amaçlı bir yasa tasarısının olmazsa olmazı, yerel yönetimlerin de cezai sorumluluk kapsamına alınmasıdır. Kurum veya idarelerin cezai müeyyideye tabi olmaması, anayasal haklarla ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

3- Tasarının tanımlar bölümünde, hayvanlara yönelik suçlar tek tek sayılmalı ve tanımlanmalıdır. Suç ve cezalarda kanunilik ilkesi gereğince, kanunda suç olarak tanımlanmayan fiillerle ilgili kıyasen cezalandırma da söz konusu olamayacaktır. Muğlak ifadeler yerine, her türlü şiddet fiilinin ve cezaların ayrı ayrı düzenlenmesi gereklidir.

Kaynak: STGM

Etiketler