Hafıza

Çeşitlilik-Duvarı-I-1280x720.jpg

“…bir anlaşmayla ile başlayan barışın kök salabilmesi ve sürdürülebilir olması için ulusal hafızanın da ulusun ortak olarak yaşadıklarını kapsaması, farklılıklarını kabul etmesi ve aynı topraklar üstünde yaşayan insanların değerlerini kutlaması gerekiyor. Ya da, ortak bir gelecek inşa ederken nereden geldiğimizi ve nerelerde hata yaptığımızı hatırlamamız”

“Hafıza ve ulus.” Bu, Bogota’daki Kolombiya Ulusal Müzesi’nin 21’inci yüzyıldaki rolünü belirlemek için 1999’da başladığı arayışın sonucunda yenilenen ilk galerinin adı. Arayış sürecinde, müze, ulusun farklı bölgelerinden yurttaşlar ve akademisyenlerle derinlemesine bir danışma süreci gerçekleştirmiş. Sonuçta, ortaya ülkenin karmaşık ve farklı yapısını yansıtan kapsayıcı ve etkileşimli bir müze hayali çıkmış. Yenilenen bu ilk galeride bir “çeşitlilik (diversity) duvarı” var.  Kültürel, sosyal ve siyasi çeşitliliği yeniden düşünmek müzeye kimin nasıl temsil edildiğini görme fırsatı vermiş.  Bu, dışlanmaları ve sessizliği değil de farklılıkları temsil eden sesleri dinlemeye davet olmuş. “Hafıza ve Ulus” galerisinin metrekaresi görece olarak küçük olmasına rağmen yüksek tavanın yarattığı hacim içinde “çeşitlilik duvarı” Kolombiya tarihinin ve sahip olduğu farklılıkların yarattığı zenginliğin hakkını vermek istercesine büyük duruyor.

Kolombiya hükümeti yakın bir zamanda ülkede elli yıldan bu yana var olan gerilla örgütü FARC’la barış anlaşması imzaladı. Bu, Kolombiya için olduğu kadar son zamanlarda olumlu gelişmelere hasret kaldığımız dünya için de iyi bir haber. Kolombiya Ulusal Müzesi’nde yaşanan değişim ile barış süreci arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığını bilmemekle beraber “Hafıza ve Ulus” galerisini bir barış girişimi olarak da değerlendiriyorum ve çok değerli buluyorum. Bu gayret, Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin geçen hafta düzenlediği ‘Bir Arada Yaşama Kültürü Sempozyumu’nda dile getirildiği gibi “pozitif barış eğitimi” açısından çok önemli bir örnek olabilir. Söz konusu yaklaşıma göre, bireyin ve/veya bir grubun güçlenmesini sağlamak barış eğitiminde başvurulan araçlardan biri. Kolombiya’da farklı grupların varlığının kabulünün ve bunun Ulusal Müze’de kutlanmasının o grupların ülke nezdinde güçlenmesine katkı yapacağı muhakkak.

Türkiye’de resmi hafıza ne kadar kapsayıcı?

Kolombiya seyahatim boyunca kendi barış sürecimizi becerememiş olmamızın burukluğunu ve üzüntüsünü hissettim. Bogota’da ziyaret ettiğim Kolombiya Büyükelçimiz sayın Engin Yürür’ün iki ülkede yaşanan barış süreçleri hakkında paylaştığı içgörüler ufkumu açtı. Kolombiya ve Türkiye’de devlete şiddet yoluyla başkaldıran iki yasa dışı örgütle uzun zamana yayılan çatışma süreçleri olması dışında aslında oldukça farklı iki dinamik olduğunu anladım. Bu farklılıklar içinde Türkiye’nin kültürel, sosyal ve siyasi çeşitliliğinin resmi kurumlar tarafından kabul ve takdir edilmesi yolunda ne kadar tutucu olduğumuzu da fark ettim. Eğitim, sanat ve kültür yoluyla Türkiye’de var olan “Ebru”nun güzelliğini yaşamamızın ve bu zenginlikle gurur duymamızın mümkün olacağı günlerin hayalini kurdum.

Dereköy

Her ne kadar ülkemizin resmi hafızası biz yurttaşlara çok yalın ve temiz olarak sunulsa da tarihsel gerçekler fiziksel olarak karşımıza çıkıyor ve yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor. Bunun bizzat bir örneğini eylül ayında gittiğim Gökçeada’da (İmroz) yaşadım. Zamanında 2000’e dayanan nüfusuyla Türkiye’nin en büyük köylerinden biri olan Dereköy’den (Shinudi) bugün geriye kalan hayalet yerleşimin metruk hali, sessizliği ve ıssızlığı insanın canını acıtıyor. 1964’te kapatılan Rum okullarının 2013’ten bu yana tekrar açılması ve Kale Köy’deki (Aya Todori) ilkokul binasının tadilatı sonrasında ortaya çıkan temiz yüzüyle avunuyorum. İmroz Eğitim ve Kültür Derneği, anaokulu, ilköğretim ve lisede okuyan toplam 38 çocuk için okulları geliştirmeye devam ediyor.

Sivil hafızanın değeri

Aya Todori ilkokul binası

İşte bunun için ulusal hafızamızın acıları ve zenginlikleri içerecek şekilde sivil alanda ortaya çıkarılması ve saklanması çok değerli. Hafıza Merkezi “geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerine ilişkin gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışıyor. Mağdurları adalet arayışlarında desteklemeyi hedefleyen, bu ihlaller ile ilgili toplumsal hafızayı güçlendirerek toplumsal barışa ve demokrasiye katkı sağlayacak çalışmalar yapıyor. Hrant Dink Vakfı ise Kültürel Miras programı altında Anadolu kültürünü, hafıza mekanlarını hatırlamamıza ve saklamamıza katkı sağlayacak çalışmalar gerçekleştiriyor. Vakıf, Hrant Dink’in de ofisinin bulunduğu ve Sebat Apartmanı’nda konumlanan eski Agos ofisini ‘Hafıza ve Vicdan Mekânı‘na dönüştürecek. Bir diğer iyi örnek olan Anadolu Kültür ise Kültürel Çeşitlilik ve İnsan Hakları alanındaki  çalışmalarıyla, “Anadolu topraklarında binlerce yıldır yaşayan farklı toplulukların kültürel çeşitliliği ve zenginliğinden yola çıkan sanat üretimini destekleyerek kültürel mirası canlı tutmayı ve görünürlüğünü artırmayı” hedefliyor.

Yakın geçmişimize özlem duyan kimse kaldı mı bilmiyorum ancak geçmişin dönmek istenecek bir hali olmadığını hatırlamayı önemli buluyorum. Onun için zaman zaman hafızamızı tazelemek önemli. Bu yüzden sevgili Mirgün Cabbas’ın 2001: Eski Türkiye’nin Son Yılı kitabını beğenerek okudum ve ortaya çıkardığı eserin toplumsal hafızamıza katkısı çok değerli. Herkese geriye dönük 16 yıllık bir yolculuğa çıkacağınız bu kitabı öneriyorum. Kendi adıma, silahlı kuvvetlerin 2001 yılı boyunca siyasete sürekli ve çok sert bir şekilde müdahale etmesini 2017 farkındalığıyla okumak durumun ciddiyetini tekrar hatırlamak adına önemliydi. Benzer şekilde, medyanın 2001’de bugüne göre daha özgür olabildiğini görmek ise yolsuzlukla mücadele gibi konularda bağımsız medyanın rolünü hatırlamak da.

Şiddete karşılık barış konumlaması ötesinde, barış bir arada yaşama kültürü inşa etmek için olmazsa olmaz bir gereksinim. Uzun yıllara yayılan çatışmaları barış anlaşmaları yaparak bitirmek mümkün. Barış isteyen Kolombiya halkının hükümetin sunduğu ilk barış anlaşması taslağına ‘hayır’ demesi bu sürecin zorluğunu gösteriyor. Kolombiyalılar, şiddetin bitmesini istedikleri kadar adaletin nasıl sağlanacağını da görmek istediler. O yüzden farklı ülkelerde işleyen Hakikat ve Adalet Komisyonları deneyimi öğretici. Ayrıca, bir anlaşmayla ile başlayan barışın kök salabilmesi ve sürdürülebilir olması için ulusal hafızanın da ulusun ortak olarak yaşadıklarını kapsaması, farklılıklarını kabul etmesi ve aynı topraklar üstünde yaşayan insanların değerlerini kutlaması gerekiyor. Ya da, ortak bir gelecek inşa ederken nereden geldiğimizi ve nerelerde hata yaptığımızı hatırlamamız.  Ne de olsa, hafıza-i beşer nisyan ile maluldür – unutkanlık insan halidir. Bu halimizin farkında olalım ve hafızamızı taze tutmaya gayret edelim.

*Ana görsel Kolombiya Ulusal Müzesi’ndeki “çeşitlilik duvarı”.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend