Doğa Derneği Konya çevresindeki balık çeşitliliğini koruma peşinde

FB_IMG_1502796608726-1.jpg

Doğa Derneği proje yürütücüsü Burçin Feran: Nesli tehlike altındaki balıkların ve hikâyelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasından sorumluyuz.

Doğa Derneği proje yürütücülerinden Burçin Feran ile  Beyşehir Gölü ve çevresinde nesli tükenmekte ve tehlike altında olan balıklara dair çalışmalarını konuştuk. Proje kapsamında ilgili tüm paydaşlarla balık türlerinin korunması için bir ağ kurulması ve ilgili tarafların katılımıyla bir koruma planının oluşturulmasının hedeflendiğini belirten Burçin Feran, Konya’nın balık çeşitliliği bakımından çok önemli olduğunu ve bu nedenle örnek çalışmalar yapılmasını umduklarını dile getirdi.

Doğa Derneği’ni Hasankeyf’in sular altında kalmaması için yaptığı çalışmalardan biliyoruz, diğer çalışmalarınız hakkında da kısa bilgi verebilir misiniz?

2002 yılında kurulan, kurulduğu günden itibaren geçen on beş yılda hem Anadolu’da hem de dünyanın farklı yerlerinde çalışmalar yürüten Doğa Derneği, bugün yüzlerce gönüllüsüyle birlikte yaşayan bir imece. Dernek, uluslararası bilim ekibiyle birlikte “Önemli Doğa Alanları” yöntemini ortaya koydu ve 2004 yılında yayınladı. 2006 yılında Türkiye’nin “Önemli Doğa Alanları” kitabını hazırladı. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), geliştirdiğimiz ‘Önemli Doğa Alanı’ yöntemini daha da geliştirerek korunan alanların belirlenmesi için uluslararası standart olarak kabul etti.

Doğa Derneği, Türkiye ve dünyadaki ‘Önemli Doğa Alanları’nın yaşaması için çok sayıda faaliyet yürütüyor. Çalıştığımız başlıca yerler, Burdur Gölü, Hasankeyf, İstanbul, Gediz Deltası, Urfa Bozkırları, Orta Anadolu ve Doğu Karadeniz Dağları, Seferihisar, Antakya ve Beypazarı. Dernek, “Hedef: Sıfır Yok Oluş” kampanyasıyla bu alanlarda yaşayan pek çok canlının neslinin devamı için çalıştı. Kelaynak, ceylanlar, flamingolar, endemik bitkiler, çizgili sırtlanlar, şah kartallar, boz ayılar, akbabalar ve nesli tehlike altındaki balıklar korumaya çalıştığımız canlılardan yalnızca birkaçı.

Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun (BirdLife International) Türkiye ortağı olan Doğa Derneği, hem yerel hem de uluslararası ölçekte pek çok projeye imza attı. 2010’da tüm Akdeniz Havzası’nın koruma stratejisini hazırladı. Amazon yerlilerine ve komşu ülkelere doğa mücadelelerinde aktif destek verdi. Hasankeyf’in UNESCO Dünya Mirası ilan edilmesi için gerçekleştirdiği uluslararası kampanya sonucunda Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri Hasankeyf’i sular altında bırakan Ilısu Barajı’na desteğini geri çekti. Doğa Derneği nereye giderse gitsin orada yaşayan insanları ve onların doğa kültürünü temel değer olarak kabul ediyor. Bu nedenle geçen yıllarda Anadolu ve dünyanın her yerindeki kadim toplumlardan çok şey öğrendi. Dernek, bu benzersiz deneyimi ve değerli bilgileri kuşaklar arasında taşıyabilmek için Seferihisar Doğa Okulu’nun kurulmasına önayak oldu.

“Beyşehir Gölü Havzası’ndaki ‘Nesli Tehlike Altındaki Balık Türlerini Koruma Projesi’ göl ve gölün toplama havzasında bulunan önemli balık türlerine dikkat çekiyor. Bölgede yok olan gökçe balığı, nesli tehlike altındaki türlerden yılan balığı, siraz, kızılkanat, yağ balığı, kaya balığı bunlardan bazıları”

Beyşehir Gölü ve çevresinde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Nedir sizi buraya getiren?

Beyşehir Gölü, Dedegöl Dağları ile birlikte Birleşmiş Milletler SGP Küçük Destek Programı tarafından korumada öncelikli alan olarak belirlenen alanlardan birisi. SGP küçük destek programı 2017 yılında, belirlenen strateji doğrultusunda Dedegöl Dağları ve Beyşehir Gölü’nde gerçekleştirilecek dört farklı projeyi destekledi. Bu projelerden biri olan ve Doğa Derneği’nin bölgede yürüttüğü Beyşehir Gölü Havzası’ndaki ‘Nesli Tehlike Altındaki Balık Türlerini Koruma Projesi’ göl ve gölün toplama havzasında bulunan önemli balık türlerine dikkat çekiyor. Bölgede yok olan gökçe balığı, nesli tehlike altındaki türlerden yılan balığı, sıraz, kızılkanat, yağ balığı, kaya balığı bunlardan bazıları. Proje kapsamında ilgili tüm paydaşlarla balık türlerinin korunması için bir ağ kurulması ve ilgili tarafların katılımı ile bir koruma planı kurulması hedefleniyor.

Beyşehir başta olmak üzere Konya bölgesinde balıkların neslinin tükenmesinin nedenleri neler ve bunun önlenmesi için ne gibi önlemler alınmalı?

Balıklara yönelik tehditler göz önüne alındığında su ve yaşam alanı kalitesinde bozulma ve yaşam alanlarının yok olması, göle ulaşan derelere verilen kanalizasyon atıklarından kaynaklı kirlilik, tarımda sulamada kullanım amaçlı balıkların yaşadığı dere ve pınarlardan su çekilmesi, barajlar, sudak balığı (Sander lucioperca) başta olmak üzere yabancı yayılımcı türler tarafından avlanmasının öncelikli olduğu görüyoruz. Hazırlanacak koruma planında türlere ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik acil koruma önerilerine yer vermeyi hedefliyoruz. Bu önerilere kısaca değinmek gerekirse, balıkların yaşam alanlarından su çekilmesine yönelik önlemler ve türlerle ilgili bilgilendirme panoları, korumada öncelikli balık yaşam alanlarına koruma statüsü verilmesi için gerekli faaliyetler, dere yataklarının betonlaşmasına karşı ve yayılımcı türler ile ilgili önlemler olarak düşünebiliriz.

Konyalı  balıkçılar yaptığınız çalışmaları nasıl karşılıyorlar, bu konuyla ilgili şikayetler var mı?

Şubat ayından bu yana Beyşehir ve çevresindeki göle komşu mahalle ve ilçelere ziyaretlerde bulunduk. Yaptığımız tüm görüşmelerde nesli tehlike altındaki balık türleri için en büyük tehdit, göle 1980’li yıllarda aşılanan sudak balığı. Göle aşılanan sudak (yereldeki ismiyle, levrek, dişli balık) etçil bir balık türü olması nedeniyle gölde yaşayan diğer balık faunasının yok olmasına neden olmuş. Diğer yandan sudak, ekonomik getirisi sebebiyle yereldeki balıkçının vazgeçemeyeceği bir av türü halini almış. Şimdi nesli tehlike altındaki balıklardan nadiren görülebilenleri, sudak gibi göle aşılanan yabancı türler sebebiyle göle ulaşan akarsulara kaçmış ve buralarda yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Balıkların son yaşam alanlarında aşamadığı setler, deşarj kanalları, elektroşokla avlanma, atıklar göl ve gölde yaşayan balık türleri üzerine diğer tehditler olarak yöre halkı tarafından sıkça dile getiriliyor. Diğer yandan halk yine göle sonradan aşılanan ve Çin sazanı dedikleri türden de çok muzdarip. Gölün yerli sazanının ve nesli tehlike altındaki balıkların yumurtalarını yiyerek sayılarını iyice azalttığından bahsediyorlar.

“Dünya Doğa Koruma Örgütü’nün (IUCN) hazırladığı ve dünya üzerinde nesli tehlike altında olan tüm canlı türlerini belirleyen Kırmızı Liste ölçütlerine göre Anadolu’daki 316 iç su balığından 102’sinin nesli tehlike altında”

Konyalılardan çalışmalarınıza ve doğayı korumaya yönelik beklentileriniz nelerdir?

Anadolu, dünya üzerinde yüzey alanı olarak küçük bir yer kaplamasına rağmen, barındırdığı farklı bitki örtüleri, iklimler ve ekosistemler sayesinde oldukça büyük bir canlı çeşitliliğine sahip. Buzul çağlarında tüm dünya denizlerinde yaşarken bu dönemden sonra sadece Anadolu iç sularında kalan ve yıllar içerisinde yaşadığı alana adapte olarak türleşen balıkların farkına varmamız gerekiyor. Bazılarının boyları belki çok küçük ama akbabalar ve Akdeniz fokları gibi tehlike altındalar. Konya ili balık çeşitliliği bakımından çok önemli ve bu nedenle burada örnek çalışmalar yapılmasını umuyoruz. Dünya Doğa Koruma Örgütü (IUCN)’nün hazırladığı ve dünya üzerinde nesli tehlike altında olan tüm canlı türlerini belirleyen ‘Kırmızı Liste’ ölçütlerine göre Anadolu’daki 316 iç su balığının 102’sinin nesli tehlike altında. Geçtiğimiz üç yıl içerisinde yeni belirlenen 21 dar yayılışlı iç su balığının değerlendirilmesi ise henüz yapılmamış, bu türlerin de neslinin tehlike altında olduğu düşünülüyor. Nesli tehlike altındaki balıkların ve hikâyelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasından sorumlu olduğumuzu hatırlatır, alanla ilgili karar vericiler ve yerel halkın bu türlerin önemi, mevcut durumu, türlere yönelik tehditleri iyi anlamasını ve türlerin korunmasına yönelik acil koruma eylemlerinin planlanması konusunda birlikte hareket etmeye açık olmaları konusunda bizle iş birliği içerisinde olmaya davet etmekteyiz. İnternet adresimiz www.dogadernegi.org üzerinden bizimle irtibata geçebilirler.

 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!