Pale Sanat’ın Sahnesi Herkese Açık

16507930_136821133498306_922790930996343600_n.jpg

Diyarbakır’da geçen nisan ayında kurulan Pale Sanat’tan Halim Biçer ve İlham Bakır, mekanlarını Türkiye’deki tüm sanatçılarla paylaşmaya hazır olduklarını belirterek, “Buraya bir mülkiyet gözü ile bakmıyoruz. Yapılması gerekeni yaptığımız düşünüyoruz. Herhangi bir yardım değildir bu. Genel olarak kötülüğe karşı bir tavrı olan, alternatifi sanatı esas alan kişinin, sanatçının bu mekânı kullanma hakkı vardır diyoruz. Ve sahne onlarındır”  diyorlar.

Müzik, tiyatro, sinema ve resim başta olmak üzere sanat alanında çalışmalar yapmak amacıyla on gönüllü eğitmenin bir araya gelerek kurduğu Pale’nin kelime anlamı ‘ırgat’ demek. Kendilerini ‘sanatın ırgatı’ olarak tanımlayan eğitmenlerden Halim Biçer ve İlham Bakır, “Emek olmadan, çalışma olmadan sanat üretemezseniz. Bir ırgatın tarlada hasat zamanında ter dökmesi gibi sanatçılar da bölgede bu motivasyonla eser üretmelidir” diyerek anlatıyor Pale Sanat’ı kurma motivasyonunu.

Gönüllülük esasına dayanan Pale Sanat’ta her yaştan her kişiye cüzi bir ücret karşılığı eğitimler veriliyor. Mekânın bahçesinde kurulan sahnede , konserler, film gösterimleri ve performanslar yapılıyor. Amed Şehir Tiyatrosu’nun düzenlediği Tiyatro festivalinde birkaç sokak tiyatrosu ve resim bölümü öğrencilerinin sergilerinin de yapıldığı sahnede,  Diyarbakır Sağlık Emekçileri Sendikası da her hafta bir film gösterimi yapıyor.

Sahnelerinin herkese açık olduğunu belirten İlham Bakır, “Tek ilkemiz var. Toplumcu olmalı halkın değerlerine ters düşmemeli. Mekânımızı enstrümanlarımızı  paylaşmayı esas aldık. Alternatif toplumu esas alan diğer kurumlarla ortak çalışmalardan keyif alıyoruz” diyor. Kayyım atamaları ve KHK’larla belediye tiyatro ve sanat kurumlarından çıkarılan sanatçılara da sahnelerinin açık olduğunu belirten Bakır ve Biçer, “Mütevazi bir sahnemiz var. Buraya bir mülkiyet gözü ile bakmıyoruz. Yapılması gerekeni yaptığımız düşünüyoruz. Herhangi bir yardım değildir bu. Genel olarak kötülüğe karşı bir tavrı olan, alternatifi sanatı esas alan kişinin, sanatçının bu mekânı kullanma hakkı vardır diyoruz. Ve sahne onlarındır’’  diyorlar.

İlham Bakır: Sanat toplumun sorunları çözen değişen koşullara göre kendi uyarlayabilen ve o koşullara göre halkı savunmadan mahrum bırakmayan, kendi değerleri üzerinde var olabilen yeni yaşamlar kurabilmesini sağlayan bir yöntemdir

Bu kararların şehirdeki sanat yaşamı açısından olumsuz olduğunu ancak içerik olarak bu tip kararların sanat üretimine ket vuramayacağını belirten İlham Bakır, “Sanatı  daha çok mahallerden, sokaklardan yani halkın içinden örmek gerektiğini düşünüyorum. Pale Sanat’ın bahçesinde yaptığımız etkinliklerde çok sıcak, çok güzel, çok ortaklaştırıcı bir şekilde insanlara temas ettiğimize inanıyorum. Bu anlamda nitelik olarak çok şey değişmediğini düşünüyorum. Sanata bu şekilde bakanlar, olanaklarını kaybetseler de varlıklarını sürdüreceklerdir. Sanatlarını her köşede, her sokakta, her evde yürütecekler. Sanat sadece kurumlarda üretilen bir şey değil. Sanat toplumun sorunlarını çözen, değişen koşullara göre kendi uyarlayabilen ve o koşullara göre halkı savunmadan mahrum bırakmayan, kendi değerleri üzerinde var olabilen yeni yaşamlar kurabilmesini sağlayan bir yöntemdir. Böyle bakınca bir şey değişmedi. Hatta bu dönemin sanatçılarda eski dönemlerde oluşan mahmurluğu, yaşananları görmezden gelecek kadar içselleştirmeyi ortadan kaldıracak bir etkisi de olabilir. Sanatı yaşananlara dikkat çekmek için aracı kılanlar koşullar değişse de kendilerine dert etmeyip yürümeye devam edecekler” diye konuşuyor.

Halim Biçer: Sanatçı, alternatif sanatı devrimci sanatı esas alandır. Bu gelenekten gelenler en güzel eserlerini en imkânsız dönemlerde yapmışlardır

Halim Biçer ise, mekân ve imkânların önemli ama tek belirleyici olmadığını belirterek,  ‘’Sanatçı, alternatif sanatı devrimci sanatı esas alandır. Bu gelenekten gelenler en güzel eserlerini en imkânsız dönemlerde yapmışlardır’’ diye anlatıyor. Hakim anlayışın sanatı eğlenceye dönüştürdüğünü savunan Biçer ve Bakır, “Biz sanatı eğlence endüstrinin bir parçası olarak ele almıyoruz. Sanatın eğlence boyutunu reddetmiyoruz vardır ama sanatın özü eğlenmek değildir. Sanatın politik bir mecra olduğunu da düşünüyoruz. Toplumsal hafıza oluşturmada sanat çok önemlidir” diyerek baskı ve maddi engellemelerin sanat üretimine ket vuramayacağını vurguluyorlar.

 



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend