Neden Türkiye’deyim Projesiyle Mültecilerin Hikayelerine Kulak Verin

neden-turkiyedeyimkpk.jpg

Ortak Gelecek için Diyalog Derneği’nin başlattığı Neden Türkiye’deyim projesi, mültecilerin hikayelerine yer veren bir çalışma. Görsel içerik ve gerçek hikayelerle yapılan bu çalışmanın koordinatörü Ferdi Ferhat Özsoy. Özsoy proje hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

Ferdi Ferhat Özsoy

-Bize projenin nasıl başladığını anlatır mısınız?

Neden Türkiye’deyim Projesi’ni, Ortak Gelecek için Diyalog Derneği içerisinde oluşturduk. Başlangıçta tercüme dışındaki bütün işleri tek başıma yapıyordum fakat daha sonra ekibi gönüllülerimizin de katkısıyla genişlettik. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de göç ve sığınmacı konusu oldukça gündemde önemli yer teşkil eden konulardan birini oluşturmaktadır. Fakat bu önemli mesele genelde sayı bazlı çalışmalar aracılığıyla bizlere sunuluyor. Ben de böyle bir çalışma yapmaktan ziyade onlara, hikayelerini kendi ağızlarından anlatma fırsatı sunmak istedim. Orada neler yaptıklarını, ilgi alanlarının neler olduğunu, Suriye’deki savaşın başlamasıyla hayatlarında nelerin değiştiğini, ve Türkiye’ye gelmelerinden sonra neler yaşadıklarını öğrenmek istedim. Bu motivasyonla başladığımız projede, Urfa, Gaziantep ve İstanbul’da toplam yetmiş kişiyle görüşme gerçekleştirdik.

“Birbirimiz için hayatı daha da zorlaştırmamız gerekmiyor”

-Sizce böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç var?

Tarih, her zaman savaşları ve burada yer alan önemli aktörleri yazar. Savaşın ortasında kalan insanların hikayeleri ise, tamamen göz ardı edilir. Hatta maalesef ki bir çoğumuz için de bu mesele böyle. Suriye meselesi dendiğinde genellikle aklımıza ilk gelen genellikle yönetim ve muhalif gruplar arasındaki savaş oluyor. İkinci kısımda ise, bize sunulan doğruluğunu teyit etmeye bile gerek duymadan inandığımız haberler yer alıyor. Ve kutuplaştırmayı arttıracak, çok fazla yanlış haber servis ediliyor, özelilik devletin bu kişilere yardımları hakında.  Böylelikle, bu insanlar suçlanıyor hatta kimi yerlerde sokakta kötü muameleye uğruyorlar. Suriyeliler buraya, savaştan kaçtıkları için gelmek zorunda kalıyorlar. Buraya kaçtıktan sonra da yeni alanlarda hayat mücadelesi vermeye devam ediyorlar. Bu yüzden seslerinin duyurulmaya hakları olduğunu düşünüyorum. Bence hepimizin onları, onların ağzından dinlemeye ihtiyacımız var.

“İnsan, dini, etnisitesi, milliyetçiliği ve düşüncesi ne olursa olsun her şeyin üstündedir”

-Çalışma sırasında dinlediğiniz hayat hikayeleri sonucu izlenimleriniz nedir?

Dinlediğim hikayeler gerçekten oldukça üzücüydü. Ailelerinden kopup gelen o kadar çok insan var ki. Eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmışlar, mezun olamadıkları için de burada kendilerine uygun iş bulamıyorlar. Ya da aileleriyle birlikte gelip, bütün aileye bakmak zorunda kalanlar var. Dinlediğimizde ülkelerinde savaş çıkmadan önce, hayal ettikleri, yapmak istedikleri şeyleri anlatıyorlar. Dil sıkıntısı çektikleri için çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorlar, ama aynı zamanda bir coğu Türkçeyi öğrenmek istiyorlar ve öğreniyorlar.

Bu insanlara en çok sorulan soru ve aynı zamanda dile getirilen “neden ülkelerinde savaşmıyorlar?” Bir çoğu zaten savaşmış ve aslında her gün yaşadıklarıyla ve daha yaşayacaklarıyla savaşıyorlar. Hikayelerin tümünde bir şekilde ülkelerindeki olaylarda yer almış ve artık yorgun düşmüş ama ümitlerini, hayallerini hiç yitirmeden Türkiyeye gelmiş insanların olduğunu söyleyebilirim. Beni en çok etkileyen tarafı da yaşadıkları bunca şeye rağmen yaşama azimlerini hiç yitirmemiş olmalarıydı.Bizden talep ettikleri genelde, onların durumunu anlamamız.

“Zor şartlar şu anki beni yarattı”

-Proje gelecekte nasıl ilerleyecek?

Projemizde görüşmeyi hedeflediğimiz kişi sayısı toplamda yüz yirmi kişi. Bu sebeple görüşmeler yapmaya devam ediyoruz. Görüşmeleri tamamladıkça, sitemiz üzerinden İngilizce ve Türkçe olarak yayımlıyoruz. Görüşme yaptığımız bu üç il dışında, diğer illerdeki sığınmacılara da ulaşmak istiyoruz aslında. Tüm bu görüşmeler bittiğinde de, bu hikayeleri kitaplaştırmayı planlıyoruz.

“İlk başta ben vardım, sonra ikimiz olduk, şimdi biziz, bir aile.”

-Türkiye’de mültecilere yönelik ön yargılar artmış durumda. Projeniz bu ön yargılarla başa çıkma adına bir adım. Sizce sivil toplum başka neler yapmalı?

Bazı sivil toplum kuruluşları onlar için yardım kampanyaları düzenliyor. Aslında bu gerçekten güzel, buna devam edilmeli. Ama bir yandan da onların işine yarayacak daha uzun vadeli ve kalıcı şeyler üretmemiz gerekiyor. Çünkü okul ve iş hayatlarındaki aksamanın yanı sıra, sosyalleşememe sorunu da yaşıyorlar. Onların kaynaşabilecekleri alanlar yaratabilirsek en azından kendileri için ağlar oluşturmalarına ön ayak olabiliriz.

Not: Tüm görseller Neden Türkiye’deyim sitesinden alınmıştır.

 

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend