Hak ve Adalet Platformu kuruldu

İslami kesimin önde gelen yazar ve siyasetçileri, Hak ve Adalet Platformu adı altında bir araya geldi. Platform, 16 Nisan’daki referandumda özellikle AK Parti tabanında kararsız mütedeyyin kesimlerin ‘hayır’ yönünde tercih yapmaları için çalışmalar yapacak.

Dîndar kamuoyunun yakından tanıdığı, hak mücadelesinin ve İslamî entelektüel camianın tanınan isimlerinden Adem Geverî, Ahmet Kaya, Berrin Sönmez, Cihangir İslam, Diyadin Fırat, Edip Yüksel, Ekrem Baran, Fatma Bostan Ünsal, Halil İbrahim Yenigün, Hüda Kaya, İbrahim Sediyani, İslam Özkan, Kadrican Mendi, Mehmet Bekâroğlu, Mehmet Efe, Muharrem Şaşkın, Nurcihan Saatçioğlu Rençber, Nurten Ertuğrul, Ömer Atalar, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Recep İhsan Eliaçık, Süheyla İnal ve Yasin Altıntaş olmak üzere yirmiden fazla ilahiyatçı, siyasetçi, gazeteci ve yazar, “Hak ve Adalet Platformu” adı altında bir araya geldi.

Kuruluşunu geçen cumartesi İstanbul’un Fatih semtinde düzenlediği bir etkinlikle ilan eden platform, referandum gününe kadar, özellikle AK Parti tabanında olan kararsız mütedeyyin kesimlerin ‘hayır’ yönünde tercih yapmaları için çalışmalar yapacak.

Mütedeyyin kesimlerin İstanbul’da nüfûs olarak yoğun olduğu Fatih, Üsküdar, Bağcılar, Sultanbeyli, Beykoz, Halkalı gibi bölgelerde, aynı zamanda Ankara’da da çalışmalar yapacak olan platform, salon buluşmalarına ağırlık vermekle birlikte sosyal medyayı etkin kullanarak, sokakta stand açıp bildiri dağıtarak da geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Salonda yer alan pankartlarda, “Hak ve Adalet İçin HAYIR”, “Vicdan İçin HAYIR”, “Mazlumların Sesi Olmak İçin HAYIR”, “Tekçi Yönetim Değil; İstişare, Hak ve Adalet” gibi sloganlar yazılıydı.

Üçü de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağduru olan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Fatma Bostan Ünsal ve Cihangir İslam’ın konuşmacı olduğu etkinlikte bu değişikliğe neden ‘hayır’ denmesi gerektiğinden bahsedildi. Platform olarak bu çıkışın tepkili ama sesini çıkaramayan dîndar kesimlere cesaret vermesini hedeflediklerini belirten konuşmaların ardından salonda yer alan dîn alimleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de söz alarak platforma destek verdiklerini belirttiler. Etkinliğe katılanlar arasında, İstanbul Dîn Alimleri Derneği, Demokratik İslam Kongresi Kadın Meclisi, Eğitim İlke – Sen, Antikapitalist Müslümanlar, Tekirdağ Adalet Zemini gibi kurumlar vardı.

Hak ve Adalet Platformu tarafından okunan bildiri ise şöyle:

Tekçi Yönetim Değil; İstişare, Hak ve  Adalet!

Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Adaletin tesis edilmesi, toplumun farklı kesimlerine uygulanan ayrımcılıkların ortadan kaldırılması, farklı kültürler ve inançlar arasında eşitliğin sağlanması için yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Ancak önümüze konulan anayasa paketi, herkes için adaleti gerçekleştirmekten uzak. Bu değişiklikle güçlünün egemen olacağı bir anlayış tesis edilecek. Bu yüzden böylesi bir anlayışa en başta karşı çıkması gerekenler, hakkı ve adaleti ayakta tutmaya çalışanlar olmalıdır.

Bu toplumda kimliğimizden dolayı haksızlığa uğramış olsak da, sahip olacağımızı düşündüğümüz gücün hatırı için bir başkasının uğrayacağı adaletsizliğe göz yummak ilkelerimize ters düşen gayri ahlaki bir hevestir. Güçlünün haklılığı değil, haklının güçlülüğünden yana olmalıyız!

İlkelerimiz, kim olursa olsun sorgulanamaz, denetlenemez, frenlenemez tek adam iktidarının adalet değil zulüm getireceğini hatırlatır bize. Sınırsız ve denetimsiz bir güce izin vermek, hem o kişiye hem de topluma yapılmış büyük bir kötülüktür. Pusulamız; kaygılarımız, yandaşlarımız, karşıtlarımız değil, değerlerimiz olmalıdır.

Güç hayaline kapılmak, çoğunlukla tersine dönen ve altında kalınan bir akıbeti doğurur. Ne zalim ne de mazlum durumuna düşmemek için eksenimiz, gücün tek sahibi olmak değil, hak, adalet ve istişare ile yönetimin ortak paylaşımı olmalıdır.

16 Nisan’da referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişiklik paketi, toplumdaki kronik sorunları çözmek bir yana daha da ağırlaştıracak bir yapıdadır. Yürütmeyi, yasama ve yargı karşısında çok kuvvetli yapmaktadır. Oysa adil bir yönetim, güçlerin kontrolüne ve anında denetlenmesine bağlıdır.

Gücü ele geçirenin keyfileşeceği böylesi bir anlayışa, zamanında “Herkes için Adalet” diyen bizlerin razı olması mümkün değildir ve en başta bu sebeple bu değişikliğe karşı çıkmalıyız!

Kuvvetler ayrılığının sağlayacağı adalet için sarf edilecek her çaba, kuvvetin tek elde toplanması nedeniyle oluşacak haksızlıklardan çok daha güçlü ve değerlidir. Toplumun gerçek istikrarı, geçici, yanlı güç hayallerinden değil, adil bir demokratik katılımdan geçer.

Yakın tarihimizde gücün tek elde toplanmasının yol açtığı toplumsal afetleri gördük:

Suriye politikasının çökmesi,

Mavi Marmara katliamı,

Halkın yoksullaşması,

Yolsuzluk ve hırsızlıklara sessiz kalınması gibi olaylar karşısında hesap sorulamamıştır.

Bizler aynı filmi tekrar seyretmek istemiyoruz. Güçlü olanın kimliğine göre tavır değiştirenlerden olamayız. Gücü esas alan, ahlaki bir sonucu hayal etmesin; ortaya çıkacak sonuç güçler savaşıdır. Böylesi bir sonuç bu topraklardaki hastalıkları artıracaktır.

Yeni bir anayasa, farklı tüm toplum kesimlerinin omuzları üstünde yükselen, zor ve uzun da olsa toplumsal bir uzlaşma ve sözleşmeyi hedeflemelidir!

Dinî referansların tek adamlığı onaylaması mümkün değilken; en başta da Medine Sözleşmesi gibi çokluk, paylaşım ve yönetimde istişare geleneği ortadayken tek adam söylemleri temelsizdir.

Biz müslümanların kendi aramızda işleri birbirimizle danışarak yapmamız gerektiği ve özel olarak Kur’an’da bununla ilgili ‘’Şura Suresi’’nin olduğu malumdur. Bu da toplu denetim, istişare ve danışma ile yönetimde eşit ve adil ortaklığı esas almaktadır.

Biz müslümanlar, Allah’ın tek olduğuna inandığımız gibi yönetimlerin de ortaklık olduğuna inanmadıkça hakça bir yaşama kavuşamayız!

28 Şubat Darbesi’nde baskıya uğrayanlar olarak, o dönemde yaşadığımız zulmün, bugün benzerlerimiz tarafından daha şiddetli bir şekilde tüm topluma uygulanması, getirilmek istenen sistemle yapılabilecekler açısından ibret vericidir kanımızca.

Bu nedenle, 28 Şubat zulmünün hedef aldığı kesimlerden olan bizler bugünün zalimi olmaya karşı çıkıyoruz!

15 Temmuz darbe girişimine de karşı çıktık ve bundan sonrasında beyaz bir sayfa açılmasını istedik. Ama önümüze getirilen teklif daha çok demokrasi sunmadığı gibi, sorunları daha çok artıracak içeriktedir.

Darbeleri önlemek, güçler ayrılığına uymakla, bir gücün diğerlerini boyunduruk altına almamasıyla sağlanır.

Bütün müslümanlara, dindar kamuoyuna, halkımıza sesleniyoruz!

Kimsenin mağdur ve mazlum olmaması için;

Tekçi yönetim değil, istişare ve yönetimde ortaklık için;

Hak, Adalet ve Vicdan için “HAYIR”  diyoruz.

Gelin, bu itirazı birlikte yükseltelim; hak ve adalet arayışımıza bir “HAYIR”  ile sahip çıkalım!

İMZACILAR:

ADEM GEVERİ

AHMET KAYA

BERRİN SÖNMEZ

CİHANGİR İSLAM

DİYADİN FIRAT

EDİP YÜKSEL

EKREM BARAN

FATMA BOSTAN ÜNSAL

HALİL İBRAHİM YENİGÜN

HÜDA KAYA

İBRAHİM SEDİYANİ

İSLAM ÖZKAN

KADRİCAN MENDİ

MEHMET BEKAROĞLU

MEHMET EFE

MUHARREM ŞAŞKIN

NURCİHAN SAATÇİOĞLU RENÇBER

NURTEN ERTUĞRUL

ÖMER ATALAR

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU

R.İHSAN ELİAÇIK

SÜHEYLA İNAL

YASİN ALTINTAŞ

HAK ve ADALET PLATFORMU

hakveadaletplatformu@gmail.com

One comment

  • AvatarAvatarAvatar
    Kazım Eroğlu

    29 Mart 2017 at 01:07

    Haksızlığın ve adaletsizliğin sistemli bir biçimde sürdürüldüğü ülkemizde ve dünyada, “hak ve adalet” şemsiyesi altında ve hak ve adaleti egemen kılma adına bir platform oluşturup bir çalışma başlatmış olmanızdan dolayı sizleri kutlarım. Sizler yada birçok insan buna İslami duyarlılık diyebilir, ancak sosyalist bir düşünceyi benimseyen biri olarak ben,buna, herşeyden önce insani duyarlılık diyorum. Aslında hak ve adalet gerçek anlamda dindar birinin duyarlı olması ve üzerinde titremesi gereken en önemli kavramlardandır. Genel olarak dinlerin ortaya çıktıkları dönemler haksızlığın ve adaletsizliğin diz boyu yaşandığı kaosun egemen olduğu dönemlerdir. Bilirizki önceki birçok inançlar gibi İslamiyet de hak ve adalet şiarıyla ortaya çıkmıştır. Bu inançlar sonraları güçlülerin elinde toplumu teslim alacak araçlara dönüşse de ilk ortaya çıkışlarında toplumdaki bozulan dengeleri hak ve adaleti egemen kılarak toplumdaki eşitliği ve dolayısıyla barışı, huzuru sağlama çabasını görürüz. Kuran’ın indirilmesinin nedenini birçok Kuran ayetlerinden de okumamız mümkün: Toplumda Hak ve Adaleti düzenlemek, tesis etmek. “HAK” Allah için zikredilen isimlerinden biridir. Toplumda hakkı olanın hakkını teslim etmemek, bir inanç sahibi için, Allahı yok saymaktan başka birşey değildir, derim. Medine Vesikası, hakkı olanın hakkının teslim edildiği ve İslam inancında olanların da tam anlamıyla kardeşleştiği bir düzendir. Bu İslam’ın da İslam tarihinin de onurlandırıldığı, İslam’ın demokratik düzenidir. Ülkemizde ve diğer müslüman ülkelerinde bu yaklaşım egemen kılınırsa ancak o zaman İslamı ve inandığımız tanrımızı onurlandırmış oluruz.
    Sevgili dostlar bölgemizde yoksul insanlarımızın birbirine boğazlatılması hepimizin içini acıtıyor. Ne yazık ki hak ve adalet sağlanmadıkça bu boğazlaşma, bu kör dövüş sürüp gidecek. Buradaki adaletsizliğin en büyük payı kuşkusuz sömürgeci emperyalist devletlerindir. Ama bunlara ev sahipliği yapan resmi ve gayri resmi işbirlikçileri olmadan bu kanlı sömürü düzenlerini sürdüremezler. Ne yazıkki insanlarımızın adeta sorgulama yetenekleri körelmiş, yeterli toplumsal bilinçten yoksundur. Sosyalist yada demokrasi bilinci bir kenara bırakıyorum İslami bilinçten yoksundur. Topluma enjekte edilen içi boşaltılmış, doğmatik,kör bir inanç. Böyle bir körlük içinde müslüman halklar yönetenler tarafında adeta teslim alınmıştır.Hak ve adalet kavramı, islamın genel ahlaki değerleri bir kenara atılmış, günlük çıkar ilişkileri herşeyimizi belirler hale gelmiştir. Bu zinciri kırmak sosyalistinden islamcısına, demokratından ulusalcısına her yurt severin görevidir. Bu konuda sizlerin yükü çok daha ağır.
    Hak ve adalet benim düşüncem, inancım ve yaşam felsefemdir. Bir insan olarak yüreğimi yüreğinizin yanına katarım. Hangi düşüncede yada inançta olursa olsun insanım diyen herkese hak ve adalet gereklidir. Onun için herkesin de bu kavram içinde kendisini bulabilir ve bir gün hak ve adaletin sağlanılacağından son derece umutluyum ve eminim.

    Cevapla

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

You have Successfully Subscribed!



Send this to a friend