Betül Celep: Bu meydana gelemeyen kadınların da hikayelerini duymak istiyorum

IMG-20170216-WA0005-e1487250483538.jpg

Betül Celep İstanbul Kalkınma Ajansı çalışanıyken KHK ile işten atılan binlerce insandan biri. İşten atıldıktan sonra kendisi gibi KHK ile işten atılan kadınlara ulaşmak istediğini ve onlarla beraber direnmek istediğini söyleyerek hafta içi her gün Kadıköy’deki Kalkedon Meydanı’nda tek başına 13.00-19.00 saatleri arasında “direniyor” Betül Celep’in hikayesini dinlemek için kendisiyle sohbet ettik. Celep KHK ile işten çıkarılan kadınların yalnız olmadığını söylüyor.

“İşten çıkarılan kadınların trajik hikayelerini duydum ve ‘Onların sesi nerede?’ diye düşündüm”

-Direnişe başlama hikayenizi bizimle paylaşır mısınız? Buna nasıl karar verdiniz?
Zaten 6 Ocak’ta işten atıldığımı öğrendiğimde ilk tepkim “Ben direneceğim” oldu. Yolda öğrendim işten çıkarıldığımı. Mavi yakalılar sendikal faaliyet yürütürlerse ve işten atılırlarsa direnirler. Ben de “Eh direneceğim o zaman” dedim. Fakat KHK ile atılmak başka bir yük bindiriyor insanın üstüne. Evet telefonlarım susmuyor, insanlar destek olmak için arıyorlar ve yalnız hissetmiyorum kendimi. Fakat herkes böyle yaşamadı muhtemelen bu süreci. Demek istediğim, ben muhalif olduğum için yani ben olduğum için atıldım ve küçük bir dayanışma ağı örülü etrafımda “Peki diğer kadınlar ne yapıyor acaba?” diye düşündüm. Zaten etrafımda işten çıkarılan kadınların hikayelerini biliyordum ve hikaye toplamaya başladım aslında. Ve gördüm ki yine ayrıcalıklı konumdayım çünkü destek görüyorum kişisel hayatımda.

Kaynak: Gazete Kadıköy

Örneğin savcı bir kadının işten atıldığını öğrendim. Evini geçindiren bu kadın işsiz kalınca ailesi tarafından da desteklenmemiş. İş bulamayınca temizlik işçiliğine başlamış ve cam silerken düşüp ölmüş. Böyle trajik hikayeleri duyunca “Onların sesi nerede?” diye düşündüm. Sonra çeşitli feminist grupların olduğu bir mail grubunda çağrı yaptım ve bir toplantı yapıldı. Ben oraya bir kararla gitmiştim. Yani direneceğim evet ama nasıl direneceğim, bunu tartışalım istedim. Üzerime bir sorumluluk ağırlığı çökmeye başlamıştı ve “Tamam, ben buna tek başıma başlayabilirim” dedim. Fakat başka kadınların da hikayelerini anlatmak isteyeceklerini biliyordum. Bu meydanlarda veya başka meydanlarda olmak isteyeceklerini tahmin ediyordum. Ve aslında kadın ekseniyle kadınların seslerini duyurmaya çalışmak istedim. Sokağa bile çıkamayan, yalnızlaşmış, devletle arasındaki ilişkiyi tam olarak çözememiş kadınlara ulaşmak gibi bir amacım vardı. Bu amaca bir nebze ulaştım. Haftalardır Facebook’tan, Twitter’dan, mail üzerinden bana ulaşan bir sürü kadın var. Mersin’den bir kadın yazdı. Eşinin de kendisi gibi işten atıldığını söylüyordu. İki çocukları var ve aileleri tarafından da reddedilmişler. Kadın “Öğrencilerimi özledim, okulumu, okul koridorlarını özledim” diyordu ve herhangi bir hukuki süreçten geçmeden işine son verildiğini anlatıyordu. Tam olarak bunun için, bu kadını anlatabilmek için buradayım.

“Zaten kadınları ekonomik alandan çeken bir sürü politik araç var ve şimdi KHK da benzer rolü üstlenen bir araç olarak kullanılıyor”

-Direnişinizde kadın vurgusu var. KHK’nın kadınları ayrıca etkilediğini söylüyorsunuz. Ne şekilde etkiledi?
İş yerlerinde hep benzer bir hikaye var. Yönetici diyor ki “Benim bu iş yerinden 10 kişi çıkarmam gerekiyor ki bakanlığa bunu açıklayabileyim.” Çünkü başka bir ajansta 10 kişi atılmış ve daha azını atarsa gelip hesap soracaklarını düşünüyor ve bu arada çalışanlar yalnızca rakamlardan ibaret. Şimdi o sayıyı doldurmak için bakacağı ilk çalışanlar, kadınlar. Hemen ekleyiveriyor kadın isimlerini, çünkü öyle işliyor bu akıl.

-Nasıl işliyor tam olarak? Yani yönetici neden kadınların ismini yazıyor atılacak listelerine?
Aklının geri planında şu var; sen evinde olacaksın; iş yerinde, sosyal hayatta, kamusal alanda olamayacaksın; hele hele bu alanlarda güçlü durmayacaksın bir kadın olarak. Zaten kadınları ekonomik alandan çeken bir sürü politik araç var ve şimdi KHK da benzer rolü üstlenen bir araç olarak kullanılıyor. Hazır OHAL de var, zaten kadınları da iş hayatında istemeyen bir sürü insan lo listelere kadın isimlerini hevesle ekliyor.
Bir kadın olarak işe girmek zaten çok zor. Görüşmeye gidiyorsun sana evlenip evlenmeyeceğini soruyorlar. Ne zaman çocuk yapacağına göre seni işe alıp almayacaklarına karar veriyorlar. Böyle koşullarda girdikleri işlerden çıkarıyorlar kadınları.

-Bu süreçte ailenden, dostlarından, hatta burada yoldan geçen insanlardan nasıl tepkiler aldın?
Ailem ve arkadaşlarım endişe ediyorlar böyle bir süreçte direndiğim için. “Evet haklısın ama endişeleniyoruz” diyorlar genel olarak. Bir anda inanamadılar ve şaşkınlar. Genel olarak yolda geçenlerin tepkileri güzel ve destekleyici. İnsanlar gelip geçerken uğruyor ve soruyor. Onlar da ülkecek bu noktaya nasıl geldiğimiz konusunda şaşkınlar ve “Allah bunları kahretsin” diyorlar. Bu meydan böyle bir meydan oldu. Gelip “Merhaba ben de atıldım.” diyen var, geleceklerini nasıl kuracaklarını bilemeyen oluyor. Biri “Betül abla sen bu kadar okumuşsun, ben mesela savcı/hakim olmak istiyorum. Karşıma senin davan gelse ben ne yapacağım?” diye sordu ve bir anda şok oldu. Çünkü bunca mağdur insanın geleceğinin neresinde duracağını merak ediyor, eli kolu bağlı hissediyor. Hiç negatif bir tepki almadım bu meydanda.

-Polis müdahalesi oluyor mu?
İlk gün oldu. Normal geliyor artık bu. Polis geliyor uyarıyor kendince ama yine aynısı oluyor; devlet kadınlardan hep daha iyisini, daha fazlasını bekliyor. Sana akıl veriyor. Sen karar alıyorsun ama gelip sana “Aslında öyle düşünmüyorsun, öyle yapma” diyor. Polis geliyor “Basın açıklamasından sonra gitmen daha doğru olur” diyor. Ben haklarımı biliyorum oysa. Bu sefer gelip “O zaman 6 saat durma da 2 saat dur” diyor. Hala beni bir düzene sokma çabası var. En son artık benim de sinirlenmeye başladığım bir noktada “Tamam durun ama slogan atmayın, sessiz olun.” diyor. Ne yaptığımı sanıyorlar acaba? Biz burada direniyoruz, kadınlar zaten coşkulu. Başlıyorlar halay çekmeye, slogan atmaya. Bazen sırf ısınmak için halay çekiyoruz.

-Nasıl sloganlar atıyorsunuz?
“KHK’ya karşı kadınlar direnişte”, “Yaşasın kadın dayanışması” bazen de “Direne direne kazanacağız” diye slogan atıyoruz.

“Bu meydanın esas özneleri kadınlar”

-Ortaya nasıl bir fark koyuyorsunuz? Buradaki direnişin öznelliği nedir?
Bu alan haksızlığa uğradığını düşünen, KHK ile atılmış, politik görüşü ne olursa olsun her kadının sesini duyurabileceği bir alan. Çünkü esas yalnız olan kadınlar. Genel olarak muhafazakar politik görüşü benimsemiş bir aile içerisindeysen devletin sözü senin kardeşinin sözünün üstünde olabiliyor. Devletten taraf alıp kardeşine, kızına tavır alabiliyor insanlar. Öyle hikayeler var ki; eniştesinin Bank Asya hesabı var diye işten atılıyor insanlar. Bu yalnızlığa karşı durabilmek için biz bu meydanın KHK ile atılan 90 bin kişi içerisindeki kadınlara açık olduğunu söylüyoruz. Erkekler gelirse de “Yan meydan var, orada direnin” diyoruz. Buranın esas özneleri kadınlar.

-Peki muhafazakar cenahtan kadınların buraya geldiği oldu mu?
Daha çok bana sosyal medyadan ulaştılar. Hikayelerini yazan bu kadınların çoğu çok korkuyor. Zaten sokağa çıkma, direnme pratikleri de çok fazla yok içinde bulundukları kültür itibariyle. Şunu duyduğumda çok fena oldum, Aksu Bora anlatmıştı; Ankara’da KHK ile mağdur edilmiş başörtülü bir kadın “Bana protesto etmeyi öğretin çünkü bilmiyorum. Hakkımı savunmak için ne yapacağım, kimden ne isteyeceğimi bana anlatın” demiş. Sokağa çıkma pratiği daha önce gelişmiş, muhalif bir insan bir şekilde görüyor ve biliyor ama diğer kesimden kadınların çoğu sokağa çıkmak yerine yazıyorlar.

“Ben buraya gelemeyen kadınların da hikayelerini duymak istiyorum”

-Bu hikayelerle ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Bir blog üzerine çalışıyoruz. KHK ile atılmış kadınların hikayelerini toplayıp bir arşiv oluşturmayı amaçladık. Ben buraya gelemeyen kadınların da hikayelerini duymak istiyorum. khkadinname@gmail.com mail hesabına mail atabilirler. Üzerinde çalıştığımız bir blogta bunlar birikecek ve buraya gelemeyen kadınların hikayelerini taşıyacağız.

-Buraya gelemeyen kadınlara ne söylemek istiyorsunuz?
Buraya gelsinler (Gülüşmeler) Yalnız değiller, çaresiz değiller. Burada biz bu meydanda olduğumuz için daha güçlüyüz. Etrafımızdaki dayanışmayı görüyoruz. Geleni geçeni dinliyoruz. Haklı olduğumuzu tekrar anlıyoruz. Gelemiyorlarsa iletişim kursunlar çünkü asla yalnız değiller ve bu dayanışma ağını hep beraber örmemiz gerekiyor.

Yorum Yap

Epostanız paylaşılmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.



Sivil Sayfalar, sivil toplumun içine kapanma halinin aşılmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Sivil toplum haberciliği yaparak sivil toplumun tecrübesini medyaya, kamu yönetimine, siyasete, kanaat dünyasına ve diğer STK’lara görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sivil toplum dünyasının sözcülerine, tartışmalara katılabileceği, yeni tartışmalar açabileceği bir mecra sunmayı hedefliyoruz.


E-Bülten

[et_bloom_inline optin_id=”optin_1″]


Send this to a friend