Sürdürülebilir gıda geleceği için beslenme şeklini değiştirmek

“World Resources Institute1 (WRI)” yakın bir zamanda “Sürdürülebilir Gıda Geleceğini Yaratmak” genel başlığında topladığı raporlar dizisinin sonuncusu olan “Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Şeklini Değiştirmek” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Gıdanın geleceğinde tüketim odaklı çözüm rolünü değerlendiren rapor tüketicilerin beslenme tercihlerindeki küçük değişimlerin tarımsal kaynak kullanımı ve çevresel sorunların azaltılmasında büyük değişimler yaratabileceğini gösteriyor. “Biz yediğimiz […]

“World Resources Institute1 (WRI)” yakın bir zamanda “Sürdürülebilir Gıda Geleceğini Yaratmak” genel başlığında topladığı raporlar dizisinin sonuncusu olan “Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Şeklini Değiştirmek” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Gıdanın geleceğinde tüketim odaklı çözüm rolünü değerlendiren rapor tüketicilerin beslenme tercihlerindeki küçük değişimlerin tarımsal kaynak kullanımı ve çevresel sorunların azaltılmasında büyük değişimler yaratabileceğini gösteriyor.

“Biz yediğimiz şeyiz ve yediğimiz şey gezegenimizi doğrudan etkiliyor. Gıda ve sürdürülebilirlik üzerine düşündüğümüzde, genellikle gıdanın nasıl üretildiğine odaklanıyoruz. Yerel kaynaklarla mı üretildi? GDO’suz mu? Organik mi? Sertifikalı mı? Aynı şekilde önemli olan diğer bir şey ise neyin yenildiği sorusudur. Yediğimiz şey küresel olarak hızla değişiyor, küresel beslenme şekli yüksek kalorili, proteinli ve hayvansal gıda odaklı batı beslenme tarzında birleşme yolunda.”

“World Resources Institute1 (WRI)” yakın bir zamanda “Sürdürülebilir Gıda Geleceğini Yaratmak” genel başlığında topladığı raporlar dizisinin sonuncusu olan “Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Şeklini Değiştirmek” raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Gıdanın geleceğinde tüketim odaklı çözüm rolünü değerlendiren rapor tüketicilerin beslenme tercihlerindeki küçük değişimlerin tarımsal kaynak kullanımı ve çevresel sorunların azaltılmasında büyük değişimler yaratabileceğini gösteriyor. Sürdürülebilir gıda geleceğine katkıda bulunabilecek bu küçük değişimler birbiri ile bağlantılı üç beslenme şekli değişimi önerisinden oluşuyor:

  • Aşırı tüketim kalorilerinin azaltılması,
  • Hayvansal gıda tüketimini azaltarak aşırı protein tüketiminin azaltılması,
  • Özel olarak sığır eti tüketiminin azaltılması.

Rapor temel olarak bu üç beslenme şekli değişimini tarımsal modellemelerle senaryolaştırarak somutlaştırıyor. Rapora göre bu değişimlerin daha geniş alana yayılabilmesi, mevcut pazarlama stratejilerinin ve tüketici alışkanlıklarının değiştirilmesine bağlı. Bunun içinse raporda aktörlere “Değişim Çarkı” kılavuzluk ediyor.

11 grafikte “Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Biçimini Değiştirme” raporu

Büyük gıda açığı

Dünya Gıda Örgütü (FAO)’nun gıda talep projeksiyonlarına dayanarak yapılan tahminler Dünya’nın 2006 yılında mahsüllerden elde ettiği kalori miktarı ile 2050’de üçte ikisi kentlerde yaşayacak 10 milyar nüfusun kalori talep miktarı arasında yüzde 70’lik bir açıklık olacağını gösteriyor.  Bununla birlikte 2050’de en az 3 milyar insanın küresel orta sınıfa katılması bekleniyor. Gıda açığındaki bu büyük fark öncelikle nüfus artışından ve değişen beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor.

sekil1

Şekil 1: 2006-2050 yılları arasında mevcut kalori miktarı ve talep edilen kalori miktarı arasında %70’lik gıda açığının oluşması bekleniyor

Küresel Beslenme Alışkanlıkları Aşırı Tüketime Doğru Değişiyor

Kentleşen ve gelir oranı artan nüfusların beslenme şekilleri de çeşitleniyor. Varlıklı, şehirli nüfus daha kalorili, et, tavuk, süt gibi hayvansal gıda odaklı beslenme şekillerini tercih ediyor. Gelecek projeksiyonları bu tercihlerin güçlenerek beslenme şeklinin tek tipleşeceğini gösteriyor. Dünyanın varlıklı sakinlerinin kaynak yoğun gıdaları tüketmesini kısıtlayacak ve gıda atığını azaltacak başarılı çözümler olmaksızın dünyayı 2050 yılında yeteri derecede beslemek, 2006 yılında olandan yüzde 70 daha fazla mahsul üretimini gerektiriyor.

Mahsul kalorisi olarak hesaplanan toplam gıda talebinin 2006 yılından 2050 yılına kadar kabaca yüzde 70 kadar artması bekleniyorken, hayvansal gıda talebinin daha da hızlı bir şekilde artması bekleniyor. Yapılan son araştırmalar et ve mandıra ürünlerine olan talebin 2050 yılında yaklaşık yüzde 80 artacağını gösteriyor. Özellikle en kaynak yoğun ve en çok sera gazı emisyonu yaratan yiyeceklerden biri olan sığır etine olan talebin ise aynı yıllar arasında yüzde 95 artması bekleniyor. Frenlenmediği sürece hayvansal gıdalara olan talep Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan “Küresel Hedefler”e ulaşmayı zorlaştıracaktır.

sekil2 sekil3

Şekil 2-3: Dünya hayvansal gıda bazlı protein ve kalori tüketim eğilimleri.

Ortalama Bir Beslenme Şeklinde Alınması Gerekenden Çok Daha Fazla Protein Tüketiliyor

Değişen beslenme şekilleri dünyanın tüm bölgelerinde günlük ihtiyaç duyulan protein miktarından çok daha fazlasının tüketilmesine neden oluyor. 2009 yılı itibariyle sağlıklı bir yetişkinin tüketmesi gereken günlük 56 gram protein sınırı aşıldı ve dünya ortalaması 68 grama ulaştı. Bu miktar dünyanın zengin bölgelerinde ise çok daha yüksek. Örneğin 2009 yılında Amerika’da bir bireyin günlük protein tüketim miktarı 100 gramdı.

Günlük tüketilen protein miktarındaki artış önemli olmakla birlikte, proteinin nereden sağlandığı da büyük önem taşıyor. Araştırmalar beslenme şekillerinde hayvansal gıda bazlı proteinin bitki bazlı proteine oranla giderek daha fazla yer kapladığını gösteriyor. 1961-2009 yılları arasında kişi başı ulaşılabilir hayvansal gıda bazlı protein oranı yüzde 59 büyürken, bitki bazlı protein oranı ise sadece yüzde 14 büyüdü. İleriye bakarsak, 2006-2050 yılları arasında, hayvansal gıda bazlı proteinin toplam tüketiminin yüzde 80 artması bekleniyor. Her ne kadar kişi başı hayvansal gıda bazlı protein tüketimi, tüketimin zaten yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde zirve yapıyor olsa da tüketim oranının gelişmekte olan ülkelerde de, özellikle yeni yükselen ekonomilerde ve şehir bölgelerinde yükselmesi bekleniyor.

sekil4

Şekil 4: Bölgelere göre günlük hayvan ve bitki bazlı tüketim miktarı.

Hayvansal Gıdaların Üretimi İçin Daha Çok Kaynak Kullanılıyor ve Çevreye  Olan Etkileri Bitkisel Gıdalardan Daha Fazla

Hayvansal gıdaların üretilmesi bitkisel gıdalara nazaran daha kaynak yoğun ve çevreyi daha fazla etkiliyor. Sığır üretimi, yenilebilir birim protein başına, bezelye, fasulye ve mercimek gibi yaygın bitkisel gıdalara göre 20 kat daha fazla toprak kullanımı gerektiriyor ve 20 kat daha fazla sera gazı emisyonuna neden oluyor.

2009 yılında, hayvansal gıda üretimi, nüfusların o yıl tükettiği toplam proteinin yüzde 37’sini karşılarken, küresel zirai toprak kullanımının dörtte üçünden daha fazlasını kapladı ve zirai üretimle ilişkili sera gazı emisyonunun yaklaşık üçte ikisini gerçekleştirdi.

Ortalama batılı bir beslenme şekli ile ilişkili zirai toprak kullanımı ve sera gazı emisyonu oranı dünya beslenme ortalaması ile ilişkili oranların yaklaşık iki katıdır ve batılı beslenme şeklinin bu etkisinin yüzde 80 ila 90’ı hayvansal gıdaların tüketiminden kaynaklanır.

Tüm bunlarla birlikte birçok hayvansal gıda üretim öncesinde tahıl bazlı beslenmeye ihtiyaç duyduğu için, hayvansal gıdalardaki artan talep bitkisel gıdalardaki artan talebe nazaran gıda açığını daha da arttırıyor.

sekil5

Şekil 5: Hayvansal ve bitkisel gıda temelli ürünlerin alan kullanımı, tatlı su kullanımı ve seri gazı emisyonlarına etkisi

Sığır Eti

Sığır eti, “gıda almak için yem ver” perspektifinden bakıldığında üretilmesi en az verimli gıdalardan biridir. Yapılan araştırmalara göre tüm yemler (otlaklar vb.) hesaba katıldığında, sığırların yemden aldığı toplam kalorinin sadece yüzde 1’i ve yemden alınan proteinin yüzde 4’ü insanın yiyebileceği kaloriye ve proteine çevriliyor. Karşılaştırma olarak, bu tahmine göre, kümes hayvanları yem kalorisinin yüzde 11’ini ve yem proteinin yüzde 20’sini insanın tüketebileceği kaloriye ve proteine çeviriyor. Bu düşük çevirme etkinliğinden dolayı, sığır eti üretimi diğer genel olarak tüketilen tüm gıdalara nazaran birim protein başına daha fazla toprak ve temiz su kullanıyor ve daha fazla sera gazı emisyonuna neden oluyor.

sekil6

Şekil 6: Sığır eti en verimsiz kalori ve protein kaynaklarından biridir

Antarktika’yı dışarıda bırakırsak dünya topraklarının dörtte biri otlak olarak kullanılıyor ve sığır çiftlik hayvanı üretimi küresel su ayak izinin üçte birini oluşturuyor. 2010 yılında, en yaygını sığır olmak üzere büyük baş hayvanlar tarımla ilişkili sera gazı salınımının neredeyse yarısını oluşturdu. Eğer sığırlar kendi ülkelerini kurabilseydi, Çin ve Amerika Birleşik Devletinden sonra en çok sera gazı emisyonu yapan üçüncü ülke olurdu. Sığır etine olan talepteki artışın çevresel etkileri göz önüne alındığında, sığır eti tüketiminin azaltılması küresel sıcaklıkların 1,5-2 °C artmasını engellemekteki önemli öğelerden bir olacaktır.

sekil7

Şekil 7: Sığır eti çok büyük miktarlarda çevresel ayak izine neden olur

Fark Yaratmak için Vejetaryen ya da Vegan Olmanıza Gerek Yok

“Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Biçimini Değiştirme” raporunun temelini oluşturan araştırmalarda değişik beslenme senaryoları oluşturuldu ve etkileri değerlendirildi. Ortalama batılı bir beslenme biçimde hayvansal gıda tüketiminin yarı yarıya azaltıldığı senaryolarda kişi başı tarımsal alan kullanımı ve tarımsal sera gazı emisyonlarının da neredeyse yarı yarıya azaldığı görüldü. Bu oranlar vejetaryen gıda tüketim projeksiyonlarıyla birbirine yakın değerlerdedir.

Bunun dışında sadece sığır eti tüketiminin üçte bir oranında azaltılması kişi başı alan kullanımı ve sera gazı emisyonları %15-35 azaltabilir.

sekil8

Şekil 8: Yüksek tüketim odaklı beslenme şekillerini değiştirmek kişi başı alan kullanımı ve sera gazı emisyonlarının büyük oranda azaltabilir

Beslenme Şeklinde Yapılacak Küçük Değişikliklerin Küresel Etkisi Oldukça Yüksek Olabilir

Küresel düzeyde yüksek oranlarda kalori, protein ya da sığır eti tüketen nüfuslara hayvansal protein ve sığır eti tüketimlerini azaltmayı öngören senaryolar uygulandığında 310-640 milyon hektar doğal alanın tarım alanı olmaktan kurtulabildiği görülüyor. Örneğin hayvansal gıda tüketiminin yarı yarıya azaltıldığı “Yüksek Hayvansal Protein Talebinin Azaltılması Senaryosu” 2009 yılında uygulansaydı yaklaşık 2 milyar insanın beslenme biçimini değiştirerek 640 milyon hektar doğal alan tarım alanını olmaktan kurtulacaktı. Bu alan yaklaşık olarak Hindistan’ın iki katıdır ve son 50 yılda dünya çapındaki tarım alanına dönüştürülen bütün alanlardan daha geniştir.

Tarımsal genişlemeyi durdurmak ayrıca alan kullanım değişikliğinden kaynaklanan gelecek sera gazı emisyonlarını da önlüyor. Birçok alanı koruyan “Yüksek Hayvansal Protein Talebinin Azaltılması Senaryosu” uygulanmış olsaydı alan kullanım değişikliğinden kaynaklı 168 milyar ton CO2 gazının da atmosfere salınmasını önleyecekti. Bu rakam 2009 yılındaki küresel sera salınımının üç katıdır.

Bu sonuçlar, ayrıca dünyanın varlıklı ülkelerinde hayvansal gıda tüketiminin azaltılması durumunda 2050 yılına kadar ormanları tarım alanlarına dönüştürmeden 10 milyar nüfusun yeterli bir şekilde beslenebileceğini gösteriyor.

sekil9

Şekil 9: Yüksek tüketim odaklı beslenme şekillerini değiştirmek kişi başı alan kullanımı ve sera gazı emisyonlarının büyük oranda azaltabilir.

Tüketiciler Diyetlerinde Nasıl Değişiklikler Yapabilir?

Tüketiciler için sürdürülebilir diyet seçimini daha kolay hale getirmek için WRI gram protein başına sera gazı emisyonunu temel alan ve en düşükten (bitkisel gıdalar), en yüksek (hayvansal gıdalara) etkiye göre sıralanan yeni bir protein puan çizelgesi sıralaması sunuyor. Beslenme şeklini değiştirme yönünde bireyleri motive edecek bir şekilde, en düşük etkiye sahip gıdalar aynı zamanda en ucuz olanlarıdır.

sekil10

Şekil 10: Protein puan çizelgesi

Büyük ve Sistematik Bir Değişim için Milyarlarca İnsanın Diyetini Değiştirmesi Gerekiyor

Bugüne kadar, beslenme alışkanlıklarını daha sürdürülebilir bir alana çekmeye çalışan çabalar genellikle tüketici eğitimine, ürün etiketlemeye ve insanları vejetaryen ya da vegan olmaya davet etmeye odaklandılar ve çok başarı elde edemediler. Tüketicilerin satın alma kararlarını nasıl verdiklerini de dikkate alan daha bütüncül bir yaklaşıma gerek duyuluyor. Satın alma kararı, rasyonel bilinçli tercihlerden ziyade alışkanlığa ve bilinçsiz zihinsel süreçlere dayanır. Dahası, fiyat, tat ve kalite gibi özellikler satın alma kararında sürdürülebilirlikten daha önemli olma eğilimi içindeler. Bu faktörleri ve gıda zincirine dahil olan aktörleri (örneğin gıda üretim şirketleri, gıda hizmet şirketleri, süpermarketler) etkileyecek stratejiler gerekiyor. Küresel çapta müşterilerin kararlarını giderek artan şekilde etkileyen çokuluslu işletmeler tüketicilerin daha sürdürülebilir diyetlere geçmesinde önemli bir rol oynayabilir. Tüketicilerin beslenme şekillerini değiştirmelerine yardım etmek için, WRI tüm gıda aktörleri için özel sektör pazarlama taktiklerine dayanan yeni bir çerçeve öneriyor: Değişim Çarkı

Değişim Çarkı

Değişim Çarkı dört temel tamamlayıcı strateji içerir:

Bozulmayı en aza indir: Gıda tüketim davranışlarını değiştirmek tipik olarak yerleşmiş alışkanlıkları değiştirmeyi içerir. Bu strateji tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirmelerinden kaynaklanan bozulmayı en aza indirmeyi amaçlar. Bu strateji, tat, görünüm, doku, tat, paketleme ve ürünün marketteki yeri gibi değişimle ilişkili değişimleri en aza indirmeyi içerebilir.

İlgi Uyandıran Fayda Sat: İlgi uyandıran bir fayda satmak, bir tüketiciyi davranış değişimine gitmesi için yeterli şekilde motive edecek ürün niteliklerini (sağlık ve alına bilirlik) belirlemeyi ve sunmayı gerektirir. Bitkisel bazlı proteinler hayvansal bazlılara nazaran daha ucuz olduğu için şirketler daha fazla bitki bazlı içeriklere sahip olacak şekilde tekrar formüle edilmiş ürünleri daha ucuz fiyata veya daha yüksek karlarla satabilirler.

Farkındalığı Maksimize Et: Tüketiciler bir ürünü gördükçe veya onu düşündükçe, onu satın alma oranları artar. Daha sürdürülebilir ürün tercihinin mevcut olma ve görünme oranını artırmak ve akılda kalıcı reklam kampanyaları düzenlemek bir ürünün görünürlüğünü ve tüketicilerin o ürünü satın alma şansını artırabilir.

Sosyal Normları Dönüştür: İnsanların ne yediği kültürel çevre ve toplumsal normlardan oldukça etkilenir. Tüketicilerinin farkındalık düzeylerini arttırmak,  tercih edilen yiyeceğin toplumsal olarak daha arzulanabilir hale getirme uğraşları, insanların satın alma kararlarını etkileyen kültürel normları etkileyebilir.

sekil11

Şekil 11: Değişim Çarkı

 

World Resources Institute1

WRI dünya çapında 50’den fazla ülkede araştırma faaliyetleri yürüten küresel bir araştırma organizasyonudur. Çevre ve kalkınma konularına iklim, enerji, gıda, orman, su, şehirler ve ulaşım başlıklarında araştırmalar yaparak katkı sunuyor.