Teknoloji Gençlik

13 Reasons Why; siber zorbalığın sarsıcı yüzü

13 Reasons Why dizisi için  ‘dünyada giderek büyüyen bir krizi yani siber zorbalığı en sert bir şekilde vitrine koymaktan korkmuyor’ yorumları yapılıyor.  Yapımcılarının, “Eğlence dünyasından gerçekleri pek göremeyen gençlere olabilecekleri dürüstçe anlatmaya çalıştık, böylece yaşadıklarının dürüst bir temsilini ortaya koymuş olacaktık” sözleriyle anlattığı diziden hareketle, ülkemizdeki siber zorbalıkla mücadele çalışmalarını değerlendirmeye çalıştık…

Jay Asher’in çok satılan gençlik romanından uyarlanan 13 Reasons Why (Türkçe çevirisiyle Ölmek için 13 sebep)  dizisi;  bir çok ülkede gençlik değil yetişkin kategorisine dahil edildi. Bunun sebebi intihar, tecavüz başta olmak üzere birçok şiddet örneğini olabildiğince sert bir şekilde gösteriyor olması. İntihar şeklinden olayın anlatımına kadar, bir çok konuda kitaptan farklı bir şekilde uyarlanan dizi, kitabın aksine siber zorbalık meselesi etrafında kurgulanmış. Kitabın yayınlandığı dönemden bu yana sosyal medyanın ve cep telefonlarının oldukça yaygınlaşmış olması bunda belirleyici olmuştur tabi. Dizinin yapımcıları sert anlatım biçimini ve siber zorbalığın öne çıkarılmasını özellikle seçtiklerini, “Eğlence dünyasından gerçekleri pek göremeyen gençlere olabilecekleri dürüstçe anlatmaya çalıştık, böylece yaşadıklarının dürüst bir temsilini ortaya koymuş olacaktık” sözleriyle anlatıyor.

Dizinin ana karakterlerinden Jessica’yı canlandıran Alisha Boe, gençlerin özellikle lise döneminde twitter, instagram başta olmak üzere sosyal medya dünyası içinde kaybolduklarını ve bu nedenle sık sık siber zorbalıkla karşılaştığını hatırlatarak, “Siber zorbalığa uğradığında bir bilgisayarın arkasına saklanan bir çok kişi tarafından saldırıya uğruyorsun. Kötü olan siber zorbalığın ne kadar acı olduğunu yetişkinlerin anlamıyor oluşu…” diyor.  Dizi, Hannah Baker’i intihara sürükleyen olayların başında isteği dışında çekilen bir fotoğrafın tüm sınıf arkadaşlarına gönderilmesi yani çok sık rastlanan bir siber zorbalık olayıyla başlıyor. Birbirini takip eden saldırıların karşısında iyice yalnızlaşan ve yaşadıklarını ailesine de anlatamayan Hannah hayatına son veriyor. Ancak gitmeden önce yaşadıklarını ve onu intihara götüren 13 sebebi ve tabi kişiyle ilgili tanıklıklarını kasetlere kaydediyor. İnternet çağına karşı bir eylem olarak kaset doldurmayı seçen Hannah’ın yaşadıklarını ailesinin hiç sezmeyişi ise dizide özellikle işlenen başka bir konu.

Dizinin danışmanları Alisha Boe’nin ‘yetişkinler anlamıyor’ olarak anlattığı durumun sebebinin kuşak farklılığı olduğunu düşünüyor. Bu örneklerle yetişkinlerin siber zorbalık gibi gençlerle ilgili önemsiz saydıkları durumların çok önemli ve ölümcül olabileceğini anlamalarını sağlamaya çalışıyorlar. Çünkü siber zorbalık diğer akran zorbalığı türleri gibi okul zilinin çalmasıyla sona ermiyor. Yüklenen bir fotoğraf ya da açılan bir hesap binlerce kişiye ulaşıyor ve maruz kalınan kişinin tüm hayatını etkileyebilecek duruma dönüşebiliyor.

Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek amacıyla yapılan kasıtlı ve düşmanca davranış içeren bir zorbalık türü olarak tanımlanan siber zorbalık, ABD, Kanada ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada üzerinde durulan bir konu. Ülkemizde de son dönemde sıkça kullanılmaya başlanan bu kavramla ilgili bir yandan akademik araştırmalar yürütülürken bir yandan da gençlerin farkındalık kazanması için projeler de yapılıyor. Bu çalışmalara değinmeden önce siber zorbalığın bazı özelliklerini zikretmekte fayda var.

Zorbalık belirli bir zaman veya yerde gerçekleşirken sanal zorbalık kişilerin internete ulaşabilecekleri her yerde ve her zamanda ortaya çıkabiliyor. Diğer önemli bir ayrım sanal zorbalığın çok daha hızlı ve aynı anda çok sayıda kişiye ulaşabilmesi yönüyle etkilerinin uzun yıllar sürmesi.

Bunlardan ilki anonimlik. Akran zorbalığında veya diğer durumlarda saldırıya maruz kalan zorbanın kim olduğunu genel itibariyle bilirken, sanal zorbalık genellikle anonim olarak gerçekleşiyor. Zorbalar genel itibariyle kurbanlarından fiziksel, popülerlik açısından üstün olurken sanal zorbalıkta böyle bir üstünlüğe gerek yok.  Zorbalık belirli bir zaman veya yerde gerçekleşirken sanal zorbalık kişilerin internete ulaşabilecekleri her yerde ve her zamanda ortaya çıkabiliyor. Diğer önemli bir ayrım sanal zorbalığın çok daha hızlı ve aynı anda çok sayıda kişiye ulaşabilmesi yönüyle etkilerinin uzun yıllar sürmesi. Akran zorbalığında okul yönetimi veya öğretmenler tarafından müdahale edilmesi söz konusuyken,  siber zorbalıkta bu pek mümkün olamıyor. Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun sanal zorbalıkla ilgili bilgi sahibi olduklarını ancak buna müdahale etme konusunda kendilerini yetersiz hissettiklerini ortaya koyuyor. Yine aynı üniversitede TÜBİTAK destekli yapılan başka bir projede, ergenlerin sanal zorbalıkla baş yöntemleri analiz edilmeye çalışılmış. Ankara, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Malatya ve Mersin’de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel ve devlet okullarında 2 bin 658 öğrenciyle yapılan araştırmada, ergenlerin yaklaşık 5’te birinin sanal zorbalığı durdurmak için anne baba, öğretmen ve yetkili kişiler tarafından sağlanabilecek eğitim verme, yasa ve kurallar koyma gibi kendilerinin dahil olmadığı çözümleri tercih ediyor. Bunların dışında ise, kaçma yöntemleri içerisinde tanımlanan mesajları/kimlikleri engellemek, e-posta adresini ya da telefon numarasını değiştirmek ve msn’den/siteden ayrılmak gibi teknik baş etme yöntemleri, sanal ortama özgü aktif ve başarılı davranışlar olarak ele alınıyor. Bazı ergenlerin çözüm olarak interneti hiç kullanmama eğilimi olduğu göz önüne alınırsa sanal zorbalıktan korunmak için farkındalık çalışmaların yapılmasının hayatiyeti iyice belirginleşiyor.

Siber zorbalığın daha çok rastlandığı ülkelerde bu farkındalık çalışmaları da oldukça geniş,  Bilgilendirici sitelerin yanı sıra ebeveynlerin bu konuda desteklenmesi ve sanal zorbalığa maruz kalanların duygularını paylaşıp, hukuki destekler alabileceği ortamlar da giderek artıyor. Yine okullarda bu konularda eğitimler sıklıkla gerçekleştiriliyor. Bu konuda uzmanlaşan bir çok sivil toplum kuruluşu ve rehabilitasyon merkezi de mevcut.

Konunun ve tabi mücadele yöntemlerinin daha sık tartışılması için akademik çalışma ve projelerin yanı sıra 13 Reasons Why örnekliğinde olduğu gibi popüler bazı yöntemlerin kullanılması da önemli.

Ülkemizdeki durum özellikle sivil toplum açısından henüz önem kazanmasa da eğitim dünyasında Avrupa Birliği, Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın  da desteğiyle bazı önemli projeler yürütülmeye başlandı. Bunlardan biri YEĞİTEK Genel Müdürlüğü’nün de ortağı olduğu 2014-16 yılları arasında yapılan  “Stratejik Ortaklıklar/ KA2” alanındaki Siber Zorbalıkla Mücadele projesiydi.  9-16 yaş arasındaki çocukların, internet ortamının güvenli kullanımını sağlamayı amaçlayan projenin hedef kitlesi arasında ebeveyn ve öğretmenler de yer alıyordu. Proje kapsamında mobil uygulaması da olan bir  “Siber Güvenlik Oyunu” yapıldı. EBA market ve Google’de yer alan ve  senaryo, grafik ve kodlama çalışmaları Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) tarafından yapılan uygulama ile, öğrencilere güvenli internet kullanımını oyun yoluyla aşılamayı hedeflerken siber alemde güvende olmalarını sağlayacak öğütler veriliyor. Yine proje kapsamında öğrenciler ve ebeveynler için de güvenli internet kullanımıyla ilgili kılavuzlar hazırlandı. Bu konudaki diğer bir proje de yine AB destekli. Vahide Aktuğ Ortaokulu’nun çok uluslu projesinde sanal zorbalıkla ilgili bilgilendirme işlevi gören http://www.clearcyberbullying.eu sitesiyle birlikte sanal zorbalıkla mücadele yöntemi olarak drama konusunda hazırlanmış bir çıktı da yer alıyor. Bazı okulların web sitelerinde sanal zorbalıkla ilgili bilgilendirme bölümleri yer almaya başlamışken bazı okullarda da gençlerin bu konuda farkındalık kazanmaları için video ve animasyonlar da hazırlanmaya başladı. TÜBİTAK destekli başka bir farkındalık projesi de sanal zorbalıkla ilgili kamu spotları hazırlayan ve bu konuda çözüm yöntemi olarak da ‘medya okur yazarlığını’ gündeme getiren “Türkiye’de Temel Eğitim Gençliğinde Siber Zorbalık Konusunda Farkındalık Geliştirmek: Gençlerin ‘Siber Zorbalık’ı Algılayışı, Yaygınlığı ve Farkındalığa İlişkin Alan Çalışması”… Proje kapsamında kamu spotlarının yanı sıra bilgilendirici rehberler de hazırlandı.

Ancak tüm bu çalışmalar siber zorbalığın çocuklar için ne denli büyük bir tehlike olduğunu olduğunun anlaşılmasına yetmediği konunun kamuoyunun gündemine sıkça gelmeyişiyle anlaşılıyor.  Özellikle ebeveynler bu konunun önemini henüz yeterince kavramış değil. Sadece onlar değil farkına varan öğretmenlerin de müdahale ve önlem noktasında kendilerini yetersiz hissettiği araştırmalarda ortaya çıkıyor. Yukarıda zikredilen ‘kuşak sorunu’ Türkiyeli yetişkinler için de geçerli. Yasalarda yeterli düzenleme olmayışı da bu konunun açmazlarından biri olarak önümüzde duruyor. Konunun ve tabi mücadele yöntemlerinin daha sık tartışılması için akademik çalışma ve projelerin yanı sıra 13 Reasons Why örnekliğinde olduğu gibi, popüler bazı yöntemlerin kullanılması da önemli. Kamu spotları düzeyinde kalan bir farkındalık çalışmasının siber zorbalığın vehametini geniş kesimlere ulaştırmak için yeterli gelmeyeceği açık. Ve bu konuda bir mücadele stratejisinin gündeme gelmesi için de itekleyici bir seçenek gibi görünmüyor. 13 Reasons Why için yapılan ‘dünyada giderek büyüyen bir krizi yani siber zorbalığı en sert bir şekilde vitrine koymaktan korkmaması’ yorumunu hatırlayarak bizdeki yapımcı ve senaristlerin de ‘cesur’ davranması temennisiyle noktayı koyalım.

Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-Bültenimize Abone Olun

E-Bültenimize Abone Olun

You have Successfully Subscribed!